Ovalara bakın. Eminim hâlâ oradalar.
Atı önce çitin içine alırlar. Başına yular, ağzına demir, sırtına eyer geçirirler. Hayvan kaçmaya çalışır; sağa sola yalpalar, arka ayaklarıyla toprağı döver, boynu ipte gerilir. Gözleri büyür, soluğu hızlanır.
Etraftakiler hiç ses çıkarmaz.
İpi gererler, demiri bastırırlar, ağırlıklarını sırtlarına verirler. Sonra çitleri biraz daha daraltırlar. At şahlanır, düşer, kalkar, yeniden şahlanır.
Çitler daralır.
Etraftakiler hiç ses çıkarmaz.
Bir daha şahlanır. Çitler biraz daha daralır.
Etraftakiler ses çıkarmaz.
Yılkı atları kolay yorulmaz. Bunu atı kıranlar da bilir. Zaten mesele atın yorulması değildir. Mesele, kaçma isteğinin hayvanın içinde hâlâ canlıyken artık ona ait olmaktan çıkmasıdır.
Diğer atlar uzaktan bakar. İnsanlar yaklaşınca uzak durmayı, halattan ve ağıldan kaçınmayı, çırpınma ve düşme seslerini tehlikeyle ilişkilendirmeyi öğrenebilirler. Onlar için bu sahne, büyük ihtimalle bir ders değil, bir alarmdır.
Daha fazlasını onlar anlamaz.
Bir at, başka bir atın yere kapaklanışından kimin güçlü, kimin haklı, kimin susması gerektiği sonucunu çıkarmaz. Gücün neden sergilendiğini bilmez. Bir canlının özgürlüğü elinden alınırken, bazılarının neden alkış tuttuğunu bilemez.
Bunları biz biliriz.
Biz çitlerin nasıl daraldığını tanırız. Otoritenin kendini ne zaman ibret olarak gösterdiğini, korkunun ne zaman terbiye yerine geçtiğini biliriz. Zamanla nereye kadar konuşacağımızı, ne zaman susacağımızı, hangi ses tonunda duracağımızı anlar, benimseriz.
Bir süre sonra kimse ipi germese bile boyunlar eğilir. Kimse demiri bastırmasa da, ağızlar kapanır. Kimse çitleri daraltmasa da insan kendi etrafında dönüp durur. At belki yalnızca korkuyu hatırlar. İnsan onu düzen, ahlak ya da akıl sanabilir.
Ta ki ovaları hatırlayana kadar.
Ovalara bakın.
Eminim hâlâ oradalar.
Not: Atı “kırmak”: Atı baş edemeyeceği düzeyde korkutucu uyarana maruz bırakıp tepki vermeyi bırakana kadar zorlamak. Atın itirazını, korkusunu veya kaçma girişimi “itaatsizlik” sayarak ve baskıyla kontrol altına almak. Yani, kırmak eylemi eğitmekten farklı olarak zorbalıkla ve şiddetle yapılır. Atları kırmak hak ihlalidir.
Foucault, Michel. Hapishanenin Doğuşu: Gözetim Altında Tutmak ve Cezalandırmak. Çev. Mehmet Ali Kılıçbay. Ankara: İmge Kitabevi.
World Horse Welfare. “Training: How Do Horses Learn?”
https://www.worldhorsewelfare.org/advice/training-how-do-horses-learn
Türkiye Cumhuriyeti. 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu. Kabul tarihi: 24 Haziran 2004; Resmî Gazete: 1 Temmuz 2004, Sayı: 25509.

