Murat Aksoy
Murat Aksoy Sayın Gürlek'ten Gülistan Doku cinayeti konusunda gösterdiği siyasi iradeyi sürmekte olan toplum tarafından siyasi olarak algılanan davalardaki yaşanan uzun tutuklama başta üzere yaşanan de facto hukuksuzlukların ortadan kaldırılması konusunda da bekleme hakkımız olduğunu düşünüyorum. AYM ve AİHM kararlarına uyulması, Tayfun Kahraman, Can Atalay, Selahattin Demirtaş, Osman Kavala’nın bir an önce bu mahkeme kararları uyarınca tahliye edilmeleri konusunda hassasiyet bekliyoruz Eğer bu konularda kısa süre içinde bir adım atılmaz ise, Doku cinayeti konusunda atılan adımlar sembolik kalır.

Burcu Ağca Karakaya Öğrencinin gözlem becerisi okul hayatında hem öğrenmeyi derinleştiren hem de güvenliği güçlendiren temel bir kapasitedir. Çocuk ayrıntıyı fark etmeyi, değişimi okumayı ve yorumunu acele hüküm yerine dikkatli gözleme dayandırmayı öğrendiğinde çevresindeki riskleri daha erken görebilen, gerektiğinde yardım arayabilen bir birey olur. Okulun görevi çocuklara yalnızca bilgi vermek değil, dikkatle bakmayı da öğretmektir. Çünkü birçok sorun önce küçük işaretler halinde görünür. O işaretleri fark etmek ise çoğu zaman en güçlü önlemdir.

Mustafa Paçal Dünya genelinde her 10 saniyede bir çocuk yetersiz beslenme nedeniyle ölüyor. Bunun anlamı yılda 3 milyon çocuğun yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybetmesi anlamına geliyor. Hastalık nedeniyle ise 5 yaş altı çocuk ölümlerinde 2023 yılında 4,8 milyon çocuk hayatını kaybetmiş durumda bu sayı çocuk sayısına göre (21,375 çocuk) Türkiye’de binde 11,25 olarak gözüküyor. Diğer yandan ise dünya savunma ve askeri harcamaları hız kesmiyor SİRI göre 2024 harcamaları nerdeyse 4 trilyon doları bulmuş durumda Türkiye 30 milyar dolar harcama ile dünyada 17. sırada bulunuyor.

Turan Argun Eski medyanın can çekişen propaganda aygıtları neden ısrarla dijital içeriklere ve oyunlara saldırıyor? Sera Kadıgil’in paylaştığı ürkütücü çocuk suçluluğu verileriyle, 50 bin liralık kira kıskacında hayata tutunmaya çalışan ailenin dramı arasındaki bağ ne? Bu yazı, emperyalizmi uzak bir 'teolojik rabıta' olmaktan çıkarıp bugünün dişlilerine, yani buraya ve şimdiye indiriyor. Sermayenin bizi bölünmüş gruplar halinde ağıllara soktuğu bu 'sahte aydınlanma' çağında, takılan tasmalar her gün biraz daha sıkılırken; makine falı bize tek bir çıkış yolu fısıldıyor: Bu devasa yalnızlıktan ancak kolektif bir iradeyle sıyrılabiliriz.

Yeni Arayış Ateşkes sürse bile küresel ekonomide uzun vadeli zorluklar yaşanacak ve etkileri gecikmeli olarak ortaya çıkacak. Bu çukuru bu kadar derin kazmak zorunda değildik. Neyse ki küreği yere bırakmak, zor dersleri öğrenmek ve biraz daha alçakgönüllülükle uygulamak için hâlâ vaktimiz var.

Serra Alona Saltık Sığamıyorum. İnandıklarıma, yalanlarıma, hayallerime, geçmişime sığamıyorum. Bir insan yalnızlığına bile fazla gelir mi? Ben geliyor gibi hissediyorum. Ben yalnızlığıma sığamıyorum.

Beril Esra Atahan Bağımlı kişilikte sık görülen o iç ses—“Onsuz yapamam”—zamanla yer değiştirir: “Bunsuz yapamam.” Önce bir insanın yokluğu korkutur, sonra maddenin yokluğu. Ve kişi fark etmeden, ilişkiden bağımlılığa geçer. Çünkü bağ kurmayı öğrenmemiş bir zihin, bağımlılığı bağ zanneder. Ama gerçek bağ, kaçış değildir. Gerçek bağ, kalabilmektir. Kendinde kalabilmek, duygunda kalabilmek, birinin yanında kendin olarak kalabilmek… Bu öğrenilmediğinde, insan hep bir şeylere tutunur. Oysa mesele tutunmak değil, temas edebilmektir.

Sezin Eroğlu Şehirlerin geleceği, doğayla kurdukları ilişkiyi yeniden tanımlamalarına bağlı. Yağmuru uzaklaştırılması gereken bir yük olarak görmek yerine, kent yaşamının doğal bir parçası olarak kabul etmek gerekiyor. Çünkü doğru tasarlanmış bir şehir, suyla mücadele etmez; onunla uyum içinde çalışır. Bugün sorulması gereken en önemli sorulardan biri şu: Yağmur yağdığında su nereye gidiyor?

Akın Özçer Lula de Silva, PT’nin adayı olarak katıldığı 2022 seçimlerinin ikinci turunda yüzde 50,9 oy alarak yeniden Devlet Başkanı oldu. 81 yaşını dolduracağı bu yıl Ekim ayında yapılacak seçimlerde sağlığı elverirse yeniden aday olacağını da açıklamış bulunuyor. Eski Cumhurbaşkanı Jair Bolsonaro’ya gelince, seçimi kaybettikten sonra darbeye kalkıştığı için 27 yıl hapis cezasına mahkûmiyeti kesinleşti. Önce cezasını evde çekmeye başlayan Bolsonaro elektronik bileziğini kırma girişiminde bulunduğu için geçen Kasım ayından bu yana cezaevine nakledilmiş durumda. Etme bulma dünyası.

Ayça Tekin-Koru Bugün karşı karşıya olduğumuz mesele yalnızca Amerika’nın iç siyasetiyle sınırlı değil. Küresel ekonomiden güvenlik mimarisine, teknolojiden iklim politikalarına kadar uzanan geniş bir alanı kapsıyor. Bu nedenle verilecek yanıtlar ulusal sınırların ötesinde düşünülmek zorunda. Asıl soru şu: Bu değişim, bilinçli ve tasarlanmış bir yeniden yapılanma süreciyle mi gerçekleşecek, yoksa krizlerin zorladığı, parçalı ve maliyeti yüksek bir uyum süreciyle mi?

Doğancan Özsel Muhalefeti toplumsal tabanda kurma, sine-i millete dönmek yerine milletin sinesinden bir demokrasi hareketi türetme ve adayını bu harekete emanet etme fikrini yabana atmamak gerektiğini düşünüyorum. CHP’nin siyasi seçkinleri önemli kararların arifesindeler. Eğer yola böylesi bir ezber bozucu hamle ile devam ederlerse, hem iktidarın eline geçmiş görünen inisiyatifi geri kazanma hem de Erdoğan’ı yeniden siyaset yapmaya zorlama şansı ellerinde. Başkanlık sisteminin tüm yetkileri tek bir makamda toplayan ve o makamın seçiminde siyasi partilere rol biçmeyen doğası da bu alternatif muhalefet tarzının tesisi için bir şans. Bu şansı değerlendirmek ve Türkiye’de siyasetin koordinatlarını yeniden belirlemek artık onların elinde.

Hakan Tahmaz Gelinen noktada “oyalayan kim, oyalanan kim?” soruları daha sık sorulmaya başlandı. Sürecin planlandığı gibi ilerlemediği ve ciddi belirsizlikler içerdiği daha görünür hâle geldi. İktidar kanadında hâkim görüş, yasal düzenlemelerin ancak silah bırakma ve fesih sürecinin tamamlanmasının tespit edilmesinden sonra yapılması gerektiği yönünde. Hatta bazı çevreler, mevcut yasaların yeterli olduğunu savunuyor.

Göktuğ Çalışkan Tarih bize gösteriyor ki “askıda denge”, en uzun süren, en yıpratıcı ve en az öngörülebilir dinamiği barındıran süreçtir. Trump’ın ateşkesi ne zaman biteceği belli olmayan bir çerçeveye dönüştürmesi, kendi söylemiyle de örtüşüyor: Belirsizlik, onun için bir zayıflıktan çok müzakere masasında tuttuğu bir koz. Sorun şu ki, kozun kendisi artık koz olmaktan çıkıp küresel sistemin işleyemez hale geldiği bir gerçeğe dönüşüyor. Ve o gerçekle yaşamayı öğrenmekte en zorlanacak olanlar, Washington ile Tahran’dan ziyade Hürmüz’den geçen her varilden ekmek yiyen milyarlarca insan olacak.

Dicle Bozdan Kala Piyasa dün sadece faizi değil, geleceği de okumaya çalıştı. Analistlerin ortak görüşü şu: Merkez Bankası köprüyü geçene kadar (yani enflasyon kalıcı bir düşüş trendine girene kadar) sıkı para politikasından taviz vermeyecek. Şimdi tüm dikkatler, 14 Mayıs’ta açıklanacak olan yılın 2. Enflasyon Raporu'na çevrildi. Orada yapılacak yukarı yönlü revizyonlar, yaz aylarındaki faiz patikasının asıl belirleyicisi olacak.

Deniz Nas Diyalektik felsefe, her şeyin birbirine bağlı olduğu sürekli değişim düşüncesinden hareket eder. Olgular dünyasında ya da dış dünyada var olan diyalektik değişim, diyalektiğin Hegel tarafından dizgesel bir biçimde dile getirilmiş olan temel yasaları aracılığıyla gerçekleşir. Burada "karşıtların birliği ve mücadelesi" yasası diyalektik değişimin içeriğini belirleyen en öncelikli ya da en temel yasalarından biridir. Diyalektiğin bu yasası, olgusal devinimin kaynağını ve gelişmenin en belirleyici olan itici gücünü oluşturur. Bu gücün bir yasa olarak kendisi ya da kuramsal bilgisi, aynı zamanda değişim olgusunun gerisinde yatan etkiyi, toplumsal dizgenin bütünlüğü, söz konusu nesnelerin ve görüngülerin bütünlüklü ve içsel yapısı içinde arama ve açıklama olanağını bize vermektedir. Dolayısıyla bu yasa aynı zamanda diyalektik çelişki kavramı üzerinde temellenen bir yasadır. Diyalektik çelişki, Marx felsefesinde nesnel bir karakter taşır. Diyalektik çelişki, gelişmenin hem kaynağını hem de itici gücünü oluşturur.

Çağatay Arslan Yeşilada’nın “serbest piyasa” diye pazarladığı şey, kamu bankaları üzerinden kredi yönlendiren, makro ihtiyati tedbirlerle piyasayı boğan, kayyum ve müsadereyle mülkiyet hakkını ezen bir sistemden başkası değil. 1’e 99’luk bahis yaptığı o “ekonomistlerin tercihi”, serbest piyasadan değil, rantı ustaca yöneten bir devletçi düzenden yana. 23 Nisan’ı “Ulusal Egemenlik” kısmını atlayıp bayram diye kapatmak da tesadüf değil. Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu gerçeğinin unutulduğu anda, ekonominin de, hukukun da, geleceğin de ipini çoktan teslim etmiş olursunuz. Mesele, bu ülkede hâlâ gerçek bir serbest piyasa, gerçek bir mülkiyet güveni ve gerçek bir millet iradesi isteyip istemediğindir. Gerisi, “serbest gezen piyasa” ambalajıyla sunulan rant düzenidir.

Başak Yağmur Eray Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği sözdür borcumuz; “Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir saadet parıltısısınız. Memleketi asıl aydınlığa boğacak olan sizsiniz.”Kısacası umut dolu bir gelecek borçlu. Ve bu borç bir bakıma namus borcudur ertelenemez.

Erdem Bağcı Vergi politikası ve fiyat ayarlamaları dikkatli yönetilmelidir. Dolaylı vergiler (ÖTV, KDV gibi) maliyetleri doğrudan artırabilir. Bu nedenle vergi düzenlemeleri enflasyon hedefiyle uyumlu yapılmalı, geçici vergi indirimleri veya sübvansiyonlar ise kalıcı bozulmalara yol açmadan, hedefli ve sınırlı şekilde uygulanmalıdır. Bu bütüncül yaklaşım, Türkiye’de maliyet enflasyonuyla mücadelede en etkili çerçeveyi oluşturur.

Akın Özçer Türkiye bugün doğrudan anayasasından kaynaklanmayan demokratik aşınma veya gerileme sorunuyla karşı karşıya. Bu sorun, Türkiye’yi demokrasiden otoritarizme geçen hibrit rejime sahip bir ülkeye dönüştürüyor. Bu nedenle, Türkiye’nin hibrit rejimi olan ülkeler listelerinde yer alması hiç şaşırtıcı değil. Demokratik hukuk devletini daha çok demokrasiyle taçlandıracak yeni bir anayasa, zaman, zaman gündeme gelirken bu gerilemenin izahı da kabulü de mümkün değil. Ama neyse ki bu demokratik gerilemenin anayasal boyutu yok ve sandıktan çıkacak yeni bir iradeyle aşılması pekâlâ mümkün.

Yeni Arayış Yeni bir sermaye biçimi yükseliyor: bulut sermaye. Ağ bağlantılı algoritmik makineler sahiplerine davranışlarımızı değiştirme konusunda olağanüstü güçler veriyor. Ve nasıl ki finansçılar neoliberalizme ihtiyaç duyduysa, bugünün techlordları da kendi egemenliklerini meşrulaştırmak için yeni bir ideolojiye ihtiyaç duyuyor. Ben buna techlordizm diyorum.








































