CHP lideri Özgür Özel, salı günü TBMM’deki parti grup toplantısındaki konuşmasında “Kurultay toplansın, bu defter kapansın” çağrısı yaptı. Sözü edilen defterin kapanmasının kolay olmayacağı çok açık göründü.
İlki, Kemal Kılıçdaroğlu’nun mutlak butlan yönetiminin sözcüsü olarak atadığı Müslim Sarı’nın, bu çağrıdan birkaç saat sonra çok net bir biçimde “Kurultayın yapılması mümkün değil” açıklaması yaparak, kurultay çağrısı için delegelerden ve milletvekillerinden toplanan imzaların kendileri açısından bir sonuç üretmeyeceğini ilan etmiş olmasıdır.
Gerekçe olarak, tuhaf bir biçimde, mutlak butlan tedbir kararının kesinleşmediği ve Yargıtay itirazı gösterildi. Tuhaflık şurada: İtirazı yapan Özgür Özel. Ancak şu anda itirazı geri çekme yetkisinin mutlak butlan yönetimine geçmiş olduğu bilinmesine rağmen bu gerekçenin ileri sürülmesidir.
Kemal Kılıçdaroğlu, parti binası önünde yaptığı ilk konuşmasında hedefini “hesap sormak, arınmak, partiyi kuruluş kodlarına döndürmek ve güvenli liman inşa etmek” olarak daha önce çok açık ve net biçimde tanımlamıştı. İki gün önce yakın çevresine söylediği yazılan “Toplum ilk başta tepki gösterebilir. Ama onlar bunu yapıyor diye biz arınmaktan vaz mı geçeceğiz? Toplum tepki gösteriyor diye arınmadan vaz mı geçeceğiz?” sözleri de parti yönetiminin uzun bir dönem mutlak butlan ekibinde olacağını gösteriyor.
Delil Nitelinde X Paylaşımı
AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 14 Nisan 2026 tarihinde, yani mutlak butlan kararından kırk gün önce sosyal medya X hesabından yaptığı açıklamada şu cümleler : “… partisini bir kanser hücresi misali saran yolsuzluk, rüşvet, irtikâp, taciz skandallarıyla meşgul olsun. … ‘Yolsuzluklardan Arınma Başkanlığı’ kursun.
Böylece hem selefi Kılıçdaroğlu’nun arınma tavsiyesine uymuş hem de vatandaşa bir hizmet etmiş olur... Türk demokrasisinin inşallah önümüzdeki dönemde hak ettiği olgunlukta, kalitede ve vizyonda bir ana muhalefete kavuşacağına inanıyoruz.”
Mutlak butlan yönetiminin hedefiyle çok açık ve net bir biçimde örtüşüyor. Bir tür kararın önden gönderilen ulağı. İktidar partisinin mutlak butlan sürecin dışında değil tam merkezinde olduğunun delilli sayılabilecek bir paylaşım. Aynı zamanda iktidar partisinin içine düştüğü çaresiz durumu ve Kemal Kılıçdaroğul gibi bir rakipte medet uman acizliğine düşmüş olmasını gösteriyor. Bu durum muhalefetin ve Özgür Özel için ülkeyi tek adam rejiminden kurtarmasının da toplumsal zeminin olgunlaşmakta olduğuna işaretti.
Çok Yönlü ve Hedefli Operasyon
Bütün bunlar, ana muhalefeti ve tek adam rejimine itiraz edenleri zayıflatmakla sınırlı bir hedefle harekete geçilmediğini; bunu da kapsayan ama bunun çok ötesinde bir amaçla, iktidarın politik ihtiyaçlarına odaklı, çıkarlarını gözeten yeni bir operasyonun söz konusu olduğunu gösteriyor.
Salı günü CHP TBMM Grup Toplantısı’na katılımın yoğunluğu, çeşitliliği, Özgür Özel’in kendini aşan bir özgüven içinde konuşması ve nihayetinde konuşmasının kapsamı; iktidarın da mutlak butlancıların da hedeflediklerinden hâlâ hayli uzak olduklarının kanıtı gibi oldu. Ama aynı zamanda, Özgür Özel hareketinin mümkün olduğu kadar kısa sürede alması, yürümesi gereken çok uzun, çetin ve zorlu bir yol olduğu da anlaşılmıştır.
İktidar-muhtlak butlancılar iş birliği ile CHP’yi aşan bir bütün olarak muhalefet partileri ve kesimleri silkeleme operasyonları çok yönlü devam edecek.
İki taraf arasında gerilim her gün yeni bir gelişmeyle biraz daha artıyor. İktidar partisi/mutlak butlancılar ile Özgür Özel ekibi arasında bütün köprüler bir bir yıkılıyor ve geri dönüşü zor bir yola girilmiş görünüyor.
Mutlak butlan ekibi, taraflar arasındaki gerilimin tırmanmasında ve köprülerin yıkılmasında, kendi öncelikleri ve parti yönetimini mutlaka ele geçirme hedefleri bakımından çok fazla bir sakınca görmüyor gibi. Özgür Özel ekibini tahrik edecek sözler söylemekte ve davranışlar sergilemekte de fazla geri durmuyorlar.
Tarihsel Sorumluluk ve Görev
Ancak Özgür Özel yönetimi açısından, Türkiye’nin son yerel seçimlerde birinci partisi olarak ilk seçimlerde iktidar olma hedefi ve resmî olarak Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi olarak adlandırılan otoriter tek adam rejiminin değiştirilmesi mücadelesi bakımından, bu gerilimin son dönemde sürekli tırmanması gereksiz, anlamsız ve riskli meşguliyetlere yol açma potansiyeline sahiptir.
Bu bakımdan yaşananları ve yaşatılmak istenenleri, bunların yarattığı siyasal, toplumsal, ekonomik ve kültürel sonuçları sadece tek adam rejimine, faşizan uygulamalara ve CHP’nin işgaline karşı tepki gösterenlerin birlikte eylemeleriyle aşılabilecek bir süreç olarak görmek fazlasıyla dar bir bakış olacaktır. Böylesi bir yaklaşım, son tahlilde iktidara karşı yenilgiyi kabul etmek sonucundan başka bir sonuç üretmez.
Özgür Özel hareketi, mutlak butlan yönetiminin partiyi işgal sürecini uzatmak için geliştirdiği pratiklere karşı kitlesel, hukuksal ve fiilî meşru, etkili bir mücadele yürütmek gibi ağır ve tarihî bir sorumluluk altındadır.
Bununla birlikte iki farklı süreci birlikte, eş zamanlı ve birbirini besleyen bir tarzda yürütmek ve başarmak sorumluluğu da altındadır. Partinin/hareketin politik ve örgütsel yeniden inşası göreviyle birlikte; demokratik siyasal ve toplumsal farklı yapıların, hareketlerin, platformların, akademinin, sivil toplum hareketlerinin ve yurttaşların birlikte üretme ve eyleme zeminlerinin ortak paydalarını belirginleştirmesi gerekmektedir.
Bu, cumhuriyetin birinci yüzyılının ürünü olan çoklu rejim krizinin nedenlerini kavrayan, içselleştiren bir yerden aşmanın ve bugünün Türkiye’sinin sorunlarına yanıt olacak öncelikler politikası manifestosunun hazırlığına hızla başlanmasını gerektiriyor. Erken seçimin ayak seslerinin hızlandığı dikkate alındığında bu durum elzem hâle gelmiş durumda.
Özgür Özel siyasal hareketi böylece hem kendilerini yeniden tanımlayacakları politik hattı ortaya çıkarmış olacak hem de diğer demokratik muhalefet güçleriyle buluşmanın taşıyıcı kolonlarını belirlemiş olacaktır.
Bir anlamda parti içi krizi ve kaosu, ülkenin rejim krizini aşmanın; otoriter yönetime ve tek adam rejimine sandıkta son verecek sürecin yolunu açmanın yolu, partinin/hareketin demokratik dönüşümle siyasal kabuğunu kırmasında ve genişletilmiş demokratik, çoğulcu parlamenter sistem ortaklığında en geniş muhalefeti bir araya getirecek tarihsel fırsatı yaratmasındadır.
