Neden fısıldıyorsunuz?
Fısıldamıyoruz.
Bir şey olmuş.
Kuzey Tormanları’na yapılacak projeyi duydun mu?
Ekranlardaki mi? “Göğe Çakılan Yeni Nefes Talanı.”
Ama halka açık olacakmış.
Gölge vergisini ödeyenler için mi?
Talan güneşi kesince ışığı para karşılığında satın alabilenler.
Kim yapıyor bunu?
Çavuş’un ahbabı.
Şirketi geçen ay kurulmuş.
İnsanlar ne diyor?
Herkes rahatsız, söyleniyor.
Ayrı ayrı söylenince sadece uğultu oluyor.
Birlikte söylenince?
O zaman başka bir şey oluyor-du.
Ne oluyor-du?
İnsanlar “Bu kararı kim aldı?”, “Bu rüzgâr kimin?” diye de soruyor-du.
“Biz de bu şehrin ortağıyız,” diyorlar-dı.
Bunun adı ney-di?
Adı her ne ise.
Türkiye’de adını söyleriz: Sivil toplum. Oysa Çin’de “Batılı anayasal demokrasi”, “evrensel değerler” ve “sivil toplum” gibi kavramlar tehlikeli ideolojik eğilimler olarak işaretlendiğinden, burada “sivil toplum” parti iktidarının dışında vatandaşların kendi kendini örgütleyebileceği bir alanı ima eder. Çin Komünist Partisi’nin 2013 tarihli Document No. 9 metni, “sivil toplumu teşvik etmeyi” parti iktidarının toplumsal temelini parçalamaya (Orjinal metinde deconstruct the social basis for Party rule olarak yer verilmiş) dönük bir girişim olarak çerçeveler [1, 2].
Bazı siyasi rejimlerde bazı kelimeler tehlikeli kabul edilir. Çünkü insanlara kendilerini hak sahibi, ses sahibi ve örgütlenebilen bir kamusal özne olarak tahayyül etme imkânı verir. Bu lisani kuşatma, bir toplumun hangi kavramlarla düşünebileceğini, hangi kelimelerle şikâyet edebileceğini, hangi adlarla yan yana gelebileceğini kontrol etme pratiğidir.
Dikkatli bakınca, lisani kuşatma rastgele yasaklardan oluşmaz. Devletler kimi zaman bir sembolü, kimi zaman kutsal bir kelimeyi, kimi zaman da siyasal bir kavramı denetleyerek gerçekliği adlandırma hakkını kendi ellerinde tutmaya çalışır.
Bu hikâyenin modern başlangıç noktalarından biri, İkinci Dünya Savaşı’nın hemen sonrası: Almanya ve Avusturya’da Nazi selamı, gamalı haç gibi söz ve semboller, demokratik düzeni tehdit eden bir geçmişin izleri olarak kamusal alandan çıkarıldı [4, 5]. Bu ilk dalgada dil, demokrasiyi koruma gerekçesiyle sınırlandı [4, 5].
Birkaç on yıl sonra denetim başka bir alana kaydı. 1980’lerden 1990’ların başına uzanan dönemde, özellikle Malezya ve Brunei gibi ülkelerde, bazı dini kelimelerin kim tarafından kullanılabileceği tartışma konusu oldu. Bazı kutsal İslami terimlerin gayrimüslimler tarafından kullanımı sınırlandırıldı [6, 7, 8].
2010’lara gelindiğinde dilsel kuşatmanın daha açık biçimde ideolojiye yerleştiği söylenebilir. Çin örneğinde olduğu gibi, insanların kendilerini devletin dışında, hak sahibi ve örgütlenebilir yurttaşlar olarak düşünebilecekleri kavramlar daraltıldı [1, 2, 3]. Aynı dönemde Ukrayna ve Polonya’da hafıza yasaları, geçmişin nasıl hatırlanacağını hukukun konusu haline getirdi [9, 10, 11].
Bugünün en yeni dalgası ise LGBT karşıtı düzenlemeler, cinsiyet, aile ve çocukluk hakkında hangi kelimelerin kamusal alanda dolaşabileceğini sınırlıyor [12,13]. Rusya’nın 2022’de Ukrayna işgalini “savaş” yerine “özel askerî operasyon” olarak adlandırmaya zorlaması da bu dilsel rejimin en açık örneklerinden biri [14].
Bir şeyi adlandırdığımızda onu görünür kılarız, düşünce dünyamızda artık onun için bir yer açmış oluruz. Ve lisani kuşatma, farklı dönemlerde farklı gerekçelerle ortaya çıksa da aynı soruya bağlanıyor: Bir toplum neyi hangi adla anabilir?
Dilin “konuşulamaz” hale gelmesi genellikle ideolojiden idareye, oradan da zorlamaya uzanan sistematik bir yol izler. Formül kabaca şöyle işler: Önce ad yasaklanır; kelimenin kendisi tehlikeli hale gelir, otosansür yaygınlaşır. Sonra ikame başlar; dil ile imge arasında yeni bir alan açılır.
Winnie the Pooh örneğini hatırlarsak, bir çizgi film karakteri Xi Jinping’e yönelik görsel ve satirik benzetmelerde kullanıldığı için sansürün konusu haline gelmişti. Pooh tamamen yasaklanmadı ama siyasal benzetme olarak riskli hale geldi [15].
Bazı kelimelerin ufkunu görmek bazen tehlikeli, bazen yenilikçi, bazen çığır açan, kapatan, ezen, saygınlık kazandıran, dönüştüren bir eylem. Politik düzlemde bazı kelimeler bu yüzden sınırlanır, yasaklanır, anlamı daraltılabilir ya da çoğaltılır.
Bazı ülkelerde siyaset günlük hayatın içinde ad ile imge arasında, bazı ülkelerde imge ile şaka arasında, bazılarında şaka ile suskunluk arasında bir yerde durur.
İmge yakalanınca da sese gidilir. Ses yakalanınca şakaya. Şaka yakalanınca susmaya. Dil bir çeşit benzerini tanıma testine dönüştüğünde fısıldarız ve birbirimize şunu sorarız: “Bunu sen de anladın mı?”
Kaynakça
[1] General Office of the Communist Party of China Central Committee. (2013, April 22). Communiqué on the current state of the ideological sphere (Document No. 9). ChinaFile.
https://www.chinafile.com/document-9-chinafile-translation
[2] Chinese Communist Party Central Committee General Office. (2013, April 22). Communiqué on the current state of the ideological sphere (Document No. 9). DigiChina Project, Stanford University.
https://digichina.stanford.edu/work/communique-on-the-current-state-of-the-ideological-sphere-documentno-9/
[3] Freedom House. (2024). China: Freedom in the World 2024. Freedom House.
https://freedomhouse.org/country/china/freedom-world/2024
[4] Federal Ministry of Justice. (n.d.). Criminal Code (Strafgesetzbuch – StGB), Section 86a: Use of symbols of unconstitutional and terrorist organisations. Gesetze im Internet.
https://www.gesetze-im-internet.de/englisch_stgb/englisch_stgb.html
[5] Republic of Austria, Federal Chancellery Legal Information System. (1947/2025). National Socialism Prohibition Act 1947. RIS. https://www.ris.bka.gv.at/Dokumente/Erv/ERV_1945_13/ERV_1945_13.html
[6] Reuters. (2021, March 10). Malaysian court overturns ban on use of “Allah” by non-Muslim publications. Reuters.
https://www.reuters.com/world/asia-pacific/malaysian-court-overturns-ban-use-allah-by-non-muslim-public
ations-2021-03-10/
[7] High Court of Malaya at Kuala Lumpur. (2021, March 17). Jill Ireland Lawrence Bill v. Menteri Bagi Kementerian Dalam Negeri Malaysia & Anor.
https://govdocs.sinarproject.org/documents/departmentofjustice/jillirelandvmkdn2021-hckl.pdf
[8] Brunei Darussalam Attorney General’s Chambers. (2024). Laws of Brunei, Chapter 275: Syariah Penal Code. Government of Brunei Darussalam.
https://www.agc.gov.bn/AGC%20Images/LAWS/ACT_PDF/S/CHAPTER%20275.pdf
[9] Organization for Security and Co-operation in Europe. (2015, May 18). New laws in Ukraine potential threat to free expression and free media, OSCE Representative says. OSCE Representative on Freedom of the Media. https://rfom.osce.org/fom/158581
[10] Human Rights Watch. (2018, February 10). Poland’s twisted Holocaust law. Human Rights Watch.
https://www.hrw.org/news/2018/02/10/polands-twisted-holocaust-law
[11] Cherviatsova, A. (2018, February 9). Memory wars: The Polish-Ukrainian battle about history. Verfassungsblog.
https://verfassungsblog.de/memory-wars-the-polish-ukrainian-battle-about-history/
[12] Human Rights Watch. (2022, November 25). Russia: Expanded “gay propaganda” ban progresses toward law. Human Rights Watch.
https://www.hrw.org/news/2022/11/25/russia-expanded-gay-propaganda-ban-progresses-toward-law
[13] European Parliamentary Research Service. (2024, November). Recent legislation targeting LGBTI persons. European Parliament.
https://www.europarl.europa.eu/RegData/etudes/ATAG/2024/766250/EPRS_ATA(2024)766250_EN.pdf
[15] Eveleth, R. (2017, July 17). Why censors are targeting Winnie-the-Pooh in China. Smithsonian Magazine.
https://www.smithsonianmag.com/smart-news/why-censors-are-targeting-winnie-the-pooh-china-180964075/

