ABD başkanı Donald Trump sekiz buçuk yıl aradan sonra yeniden Çin’i ziyaret etti. İki gün sürecek olan resmi ziyaret dün sona erdi.

Ziyareti uluslararası gündemle birlikte değerlendirdiğimizde oldukça kritik bir zaman diliminde yapılıyor olması ziyarete daha fazla önem yüklüyor.

İran savaşı Trump-Şi görüşmelerinde kendine hayli yer buluyor.

ABD açısından bakıldığında İran savaşının akıbetinin ne olacağı tam kestirilemezken, Çin için İran savaşı sekteye uğrayan ihracat, küçülen ekonomi ve artan işsizlik anlamına geliyor.

Öte yandan Çin Pakistan ile birlikte “hayalet” arabulucu rolü oynarken diğer yandan da İran’ı müzakere masasında tutmak için teşvik ediyor.

Masadaki bir diğer önemli konu Tayland sorunu…

Çin başından beri bu ülkenin kendi siyasi hükümranlık alanı içinde olduğu iddiasıyla soruna bakarken ABD Tayland’ın bağımsızlığını destekliyor.

Hemen her gün Çin savaş uçakları ve gemilerinin Tayland boğazı etrafında fır döndüğü gerçeğine bakacak olursak gerilimin düşük profilde de olsa sorunun sürdüğünü görüyoruz.

ABD yılbaşında Tayland’da 11 milyar USD askeri yardımda bulunması bir diğer sorun noktası ki Şi buna karşı “görüşmeler yoluyla ilerleyemezsek ABD ile aramızda çatışma çıkabilir.” diye restini çekti.

Ziyaretin bir diğer yanı ise ABD digital devlerinin CEO’ları da görüşme heyetinde hazır bulunmasıyla Trump adeta gövde gösterisi yaptı.

İki ülke arasında bir diğer müzakere konusu ihracat ve ithalat rejimindeki dengeler, gümrük tarifeleri ve karşılık koyulan vergilendirmeler…

Kritik bir nokta Çin, ABD’ye nadir toprak minerallerinin ihracatını ve tarım ürünleri ithalatını sınırladı.

Ayrıca yeni ticari kısıtlamalar için baskı yapacak.

Buna karşın Çin, ABD’de robot teknolojilerinde daha fazla çip talebinde bulunarak bir denge sağlamaya çalışacak.

Her şeye rağmen dünya ekonomisi iki dev ülkesi başkanları arasında yapılan görüşmeler özellikle dünyanın çatısında yeni gerginlikler değil oldukça itidalli ve iyimser değerlendirmelere neden oldu.

Zirvede yorumcuların çokça kullandığı bir kavramda Tukidides Tuzağı idi yani yükselen güç Çin ve gerilemekte olan egemen güç ABD’yi yerinden etme tehdidiyle ortaya çıkan yapısal siyasi gerilimi tanımlıyor.

Şi Ping tamda bu duruma tarihten örnek vererek dikkat çekti.

Şi “rekabet halinde olan iki ülkenin çatışma içinde değil işbirliği içinde olarak halklarına dünyaya faydalı olabileceğinin” altını çizdi.

Evet…

Bu görüşme ile Hürmüz Boğazı ablukasının kaldırılması ve bu durumu takiben küresel ekonominin aksayan önemli bir denizyolu normal duruma gelebileceği umuluyor.

Şimdi Türkiye bu stratejik görüşmenin sonuçlarını doğru okuyarak hem İran’ın ve hem de ABD ile Çin’in ortak beklentilerini anlayarak bölge barışı ve küresel ticaretin güvenliği ve akıcılığı noktasında önemli bir siyasi rol oynayabilir.

Son olarak yakın zamanlarda küresel ekonominin hemen ilk kez düştüğü bu kriz durumu yine küresel ekonominin olanakları ile atlatılacağı bekleniyor.

Zira İran savaşının sürdürülmesinin siyasi ve askeri nedeni ilk kez ekonomik nedeninin karşında anlamını yitirmiş ve ABD ilk kez siyasi ve askeri nedenlerle başlattığı bir savaşı ekonomik nedenlerle sona erdirmek durumuyla baş başa kalmıştır.

Demek oluyor ki eski dünyada ideolojik ve siyasi nedenlerle çıkarılan savaşların küreselleşmiş ekonomide fiziki, teknolojik karşılığı olamadığı zaman sürdürülme olanağı da mümkün gözükmüyor.

Bunun anlamı artık küresel anlamda barış içinde yaşamanın koşulları siyasi ve askeri caydırıcıkların yanı sıra küresel ekonomik gerçeklere de çok bağlı…

Odak Noktası 6 yazı ABD-Çin Zirvesi ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Xi Cinping, 14-15 Mayıs 2026 tarihlerinde Pekin'de çok kritik bir zirvede bir araya geldi. Bu görüşme, 2017'den bu yana bir ABD başkanının Çin topraklarına gerçekleştirdiği ilk resmi ziyaret olması açısından büyük önem taşıyor. Yazarlarımız bu buluşmanın yankıları sizin için analiz etti. Tüm Yazılar