Çin ve Rusya donanmaları, Qingdao açıklarında “Joint Sea 2026” adı verilen ortak deniz tatbikatına başladı. Tatbikat Qingdao çevresindeki deniz ve hava sahasında sürerken, bazı gemilerin bunun ardından Pasifik’te ortak devriyeye çıkması bekleniyor. Kâğıt üzerinde bu, iki ordunun yıllık takvimine yazılmış rutin bir faaliyet gibi görülebilir. Fakat gemilerin seçildiği rota, yapılan açıklamalar ve tatbikatın zamanlaması Pasifik’te güvenlik hesabının giderek daha karmaşık hale geldiğini gösteriyor.

Çin ve Rusya son yıllarda kara sınırlarında, enerji anlaşmalarında ve diplomaside yakınlaşma sergiliyordu. Şimdi bu yakınlaşma denizlere taşınıyor. İki ülke Pasifik’te de birlikte görünmek istiyor. Bu görünürlük, hem ABD ve müttefiklerine verilmiş bir mesaj hem de küresel deniz yollarında yeni bir güç dengesi arayışının işareti.

Soru şu: Qingdao açıklarında başlayan ve Pasifik’e uzanması beklenen bu ortak hareketlilik, gerçekten yeni bir askeri ittifak mı kuruyor, yoksa çıkar ortaklığı üzerinden yürüyen kontrollü bir yakınlaşma mı?

Qingdao açıklarında verilen mesaj

Tatbikatın resmi tanımı basit. Çin Savunma Bakanlığı, faaliyetlerin iki ordunun yıllık iş birliği planının parçası olduğunu, “güvenlik meydan okumalarına karşı birlikte yanıt vermeyi ve bölgesel barışı korumayı” hedeflediğini söylüyor. Sahaya bakınca ise tablo biraz daha geniş. Çin donanmasının destroyer, firkateyn, denizaltı ve lojistik gemileri, Rusya’nın Pasifik Filosu’ndan gelen kruvazör, korvet, dizel-elektrik denizaltı ve kurtarma gemileriyle aynı formasyonda manevra yapıyor.

Tatbikatın içeriğinde ortak keşif, hava ve füze savunma senaryoları, yüzey hedeflerine yönelik atışlar, denizaltı avı ve arama-kurtarma görevleri var. Bunlar, iki donanmanın birbirinin komuta-kontrol sistemine, iletişim prosedürlerine ve taktik diline aşina olmasını sağlayan pratikler. Yani mesele sahilde birlikte fotoğraf verdikleri sembolik bir gösteriden ibaret değil. Donanmalar kriz anında birlikte hareket etmeyi, birbirini tamamlamayı ve ortak devriye yürütmeyi test ediyor.

Tatbikatın ardından planlanan Pasifik devriyesi de bu mesajı tamamlıyor. Çin Savunma Bakanlığı, bazı gemilerin “Pasifik Okyanusu’nun ilgili bölgelerinde” ortak devriyeye çıkacağını açıklarken koordinat paylaşmıyor. Bu belirsizlik, bölge ülkelerinde merak ve endişe yaratıyor. Zira daha önceki ortak devriyelerde Çin-Rusya gemileri Japonya, Güney Kore ve Filipinler çevresindeki denizlerden geçerken bu ülkelerin radarlında net biçimde görünmüş ve diplomatik uyarılara yol açmıştı.

Yakınlaşma mı, ittifak mı?

Çin ile Rusya arasındaki ilişkiyi tarif etmek her zaman kolay olmadı. İki ülke resmî olarak “sınırsız ortaklık” söylemini benimsiyor. Liderler Batı yaptırımlarına, ABD’nin güvenlik mimarisine ve NATO’nun genişleyen etkisine karşı birlikte durmaktan söz ediyor. Ancak sahadaki gerçek, tam bir askerî ittifak tablosu değil.

Ortak tatbikatlar, hava devriyeleri ve deniz devriyeleri ilişkide önemli bir yakınlaşma olduğunu gösteriyor. Moskova, Ukrayna savaşının ardından Batı finans ve teknoloji kanallarına erişimi kısıtlandıkça Pekin’e daha bağımlı hale geldi. Pekin, ABD ile yaşadığı rekabette Rusya’yı önemli bir stratejik ortak olarak görüyor. Bu, iki ülke arasındaki “çıkar ortaklığı”nı güçlendiriyor.

Yine de ortada imzalanmış bir savunma ittifakı, otomatik karşılıklı savunma taahhüdü ya da tek bir komuta zinciri yok. Çin, Rusya’nın bazı adımlarına mesafeli duruyor. Rusya, Çin’in Pasifik’te ekonomik ve askeri ağırlık kazanmasının kendi nüfuz alanını gölgede bırakabileceğini biliyor. Dolayısıyla yakınlaşmanın içinde ciddi bir asimetri ve bir miktar temkin var.

Qingdao’daki tatbikatı bu açıdan okumak gerek. Çin ve Rusya, denizde birlikte görünerek hem birbirlerine güven mesajı veriyor hem de Batı başkentlerine “biz birlikte hareket edebilecek kapasiteye sahibiz” diyor. Lakin bu kapasitenin sınırları, kriz anında nasıl kullanılacağı ve iki ülkenin çıkarlarının her durumda ne kadar örtüşeceği soruları hâlâ açık.

Pasifik’te deniz yolları ve güç hesabı

Pasifik, bugün küresel ticaretin ve güvenlik rekabetinin kilit sahnelerinden biri. ABD Pasifik Donanması, Japonya Öz Savunma Kuvvetleri, Güney Kore filosu ve Filipinler’in deniz unsurları Hint-Pasifik güvenliğinde kritik rol oynuyor. Tayvan Boğazı, Doğu Çin Denizi ve Güney Çin Denizi hem deniz ticaret hatlarının hem de askeri yığınakların yoğunlaştığı alanlar.

Çin’in Pasifik’teki hareket alanı son yıllarda belirgin biçimde genişledi. Yapay adalar, yeni üsler, tatbikat alanları ve devriye rotaları Pekin’in hem kendi kıyılarına yakın hem de daha uzak sularda daha sık görünmesine yol açtı. Rusya’nın Pasifik Filosu ise, Japonya çevresi ve Kuzey Pasifik’te Sovyet döneminden beri var olan bir aktör. İki filonun birlikte hareket etmesi, bölge ülkeleri açısından denklemi zorlaştırıyor.

Japonya ve Güney Kore, deniz ve hava sınırlarına yakın bölgelerde Çin-Rusya devriyelerinin artmasından rahatsız. Her yeni ortak devriye radar ekranlarında ve siyasi tartışmalarda kendine yer buluyor. Filipinler için de benzer bir durum söz konusu. Daha önceki devriyelerde Çin-Rusya gemilerinin Filipinler çevresindeki sulardan geçmesi, Manila’da “Pasifik’te yeni bir kuvvet gösterisi mi başlıyor” sorusunu gündeme getirmişti.

Tayvan çevresindeki gerilim ise bu denklemin ayrı bir katmanı. Çin donanmasının Tayvan Boğazı’nda artan varlığına Rusya’nın bazı devriye rotalarında eşlik etmesi, güvenlik tartışmasını daha da hassas hale getiriyor.

ABD açısından bu hareketlilik Hint-Pasifik stratejisinde yeni bir başlık. Washington, Japonya ve Güney Kore ile yaptığı üçlü tatbikatları genişletirken, Filipinler ve diğer bölge ülkeleriyle savunma iş birliğini de artırıyor. Çin ve Rusya’nın ortak tatbikat ve devriyeleri ise bu adımların karşı sahnesi olarak okunuyor. Denizde güç gösterileri, diplomasi masasında ve savunma planlamalarında yeni sorular doğuruyor.

Denizlerde yeni rekabet dönemi

Qingdao açıklarında başlayan tatbikat, aslında daha geniş bir deniz rekabetinin parçası. Karadeniz’de Ukrayna savaşı, Baltık’ta NATO–Rusya gerilimi, Arktik’te yeni üsler ve buzulların erimesiyle açılan rotalar, Hindistan Okyanusu’nda artan askeri varlık, hepsi birbirine ekleniyor. Çin-Rusya donanma iş birliği bu farklı deniz alanlarında yaşanan rekabetin Pasifik ayağını daha görünür hale getiriyor.

Küresel ticaret yolları büyük ölçüde denizden geçiyor. Enerji sevkiyatı, konteyner taşımacılığı, kritik madenler ve gıda ürünleri, Pasifik ve Hint Okyanusu’nun hatlarına bağlı. Denizlerde yaşanan her yeni askeri hareketlilik, sigorta maliyetlerinden rota planlamalarına kadar birçok alanda yankı buluyor. Çin ve Rusya, tatbikatlarını “barış ve istikrar” vurgusuyla tanımlasa da bölgedeki birçok başkent bu hareketleri caydırıcılık ve güç gösterisi olarak okuyor.

Bu iş birliğinin uzun vadeli sonucu, denizlerde “bloklar” oluşması riski. Bir yanda ABD ve müttefiklerinin koordinasyon artırdığı, diğer yanda Çin ve Rusya’nın birlikte göründüğü rotalar. Henüz resmi bir bloklaşma yok. Ancak tatbikatlar ve devriyeler zihinsel haritada bu ayrışmayı besliyor.

Sonuçta Çin ve Rusya’nın denizde birlikte ne aradığı sorusuna verilebilecek en dürüst yanıt şu: İki ülke, denizlerde birlikte görünerek hem kendi aralarındaki güveni güçlendirmek hem de rakiplerine “biz birlikte hareket edebiliriz” mesajı vermek istiyor. Qingdao açıklarındaki tatbikat Pasifik’te yeni bir savaş ilanı anlamına gelmiyor. Ancak Hint-Pasifik’te, deniz yolları ve askeri caydırıcılık üzerinden sürecek uzun vadeli bir rekabetin habercisi. Denizler artık küresel güç mücadelesinin en açık sahnelerinden biri haline geliyor.