Siyaset ideolojiden ziyade güç ve denge pratikleri üzerinden ilerleyen toplumsal ve sınıfsal eylem alanı olarak karşımıza çıkıyor.
Hele söz konusu ülke Türkiye olunca son Osmanlı döneminden günümüze güce dayalı dengelerin sayısız örneği karşımıza çıkıyor…
Evet kısa bir göz atalım.
İttihatçıların 1913 Bab-ı Ali baskını sonucu hükümet değişmiş ve İttihatçılar bu baskın sonucu Osmanlı idaresini ele geçirmişlerdi...
Bu baskından son mutlak butlan kararına doğru akan tarih içerisinde hemen on yılda bir görülen muhtıra ve askeri darbeler siyasetin yönünü ve şeklini sürekli değişikliğe uğratmış ama bu darbeler tarihi sürecinde Türkiye hiçbir dönem demokratik bir hukuk devleti olamamıştır.
Son mutlak butlan darbesi de tarihteki yerini iktidarın muhalefeti ortadan kaldırma veya kontrollü bir muhalefet yaratma amacıyla iktidarın bir güç ve sonunda kurulacak yeni siyasi dengeler üzerinden yoluna devam etme amacıyla gerçekleştiğini yazacak.
Tam böyle olacak ancak henüz bunun için çok erken olsa da amacın bu olduğunun altını çizmek gerekiyor.
Özgür Özel’in siyasi muhalif olarak göstermiş olduğu özverili ve birleştirici liderlik performansı iktidarın hesabını çarşıya uyduracak gibi gözükmüyor.
Ancak Erdoğan ve Kılıçdaroğlu ikilisi işte bu liderlik performansının yarattığı siyasi dalgayı kırabilecek karşı bir siyasi mendirek yaratma çabalarının da şimdilik etkili olamadığını görüyoruz.
Anlaşılan Kılıçdaroğlu “hemen kurultay” talebine uzak durarak CHP’ye yeni bir format atmak ve kendi meşrebine uygun bir parti yaratmaya çalışmak istiyor. Bunun için üyeliklerin yenilenmesi bu bunun sonucu yapılacak delege seçimleri bunu izleyen ilçe ve il kongreleri ve kurultay ile parti üzerinde hakimiyetini konsolide etmek istemektedir.
Diğer yandan ise Erdoğan’ın işleyen bir seçim takvimi var ve bu takvim yeniden aday olabilmesi için seçimlerin zamanından önce yapılması anlamına geliyor.
Yani 2027 yılı bu durumda seçim yılı olarak görülüyor.
Şimdi Özgür Özel ve arkadaşları için sorular şu;
CHP tarihi meçhul kurultayını beklemek mi? Veya beklemeden yeni bir parti kurmak mı ?
ve/veya seçimlere girme hakkını elde etmiş bir partiye katılmak mı?
Şimdi Özgür Özel ve arkadaşları kurultay için iptal edilen kurultay delegelerinde imza topluyor. Kurultaya çağrı için delege sayısının yarıdan bir fazlasının imzası gerekiyor.
Bu imzalar toplansa bile yargı ve Kılıçdaroğlu kurultayın toplanmasını engelleyebilir. Bu ihtimal güçlü gözüküyor.
Yeni bir parti kurmak ve seçimlere katılma hakkı elde etmeninde Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Kanunun da koşulları belli ve işin riski erken bir seçim kararı bu kurulacak yeni partinin yapılacak olan ilk seçimlere katılmasını engelleyecek şekilde alınması olasılığı var.
Son olarak ise seçime katılma hakkını elde etmiş bir partiye katılmak.
Hangi parti ile bu mümkün olabilir?
Zorlu ve hayati kararlar bunlar…
CHP içinden ortaya çıkan siyasi enerjinin son yerel seçimlerde başarısı üzerine iktidarın hukuksuzluk içinde yaptığı saldırılar bugünlere o günlerden gelineceğinin de mesajını vermişti aslında iktidar her türden zorbalığı ve hukuksuzluğu yaparak ve halkın iradesine hiçe sayarak gözünü karartmış ve bu dikta düzenini her ne pahasına olursa olsun sürdürmeyi dayatmıştır.
İşte tam bu iradeye karşı muhalefet etmek ve iktidarın bu gözü dönmüş saldırılarını göğüslemek ve bu amaç için kararlı bir siyasi mücadele yürütmekten başka çare kalmıyor.
İşte Özgür Özel ve arkadaşları yeni bir umudun ortaya çıkmasına ve iktidarın değiştirilmesinin mümkün olduğunu topluma ve kamuoyuna göstermiş oldu.
Ancak riskler ve tehditler henüz ortadan kaldırılmadı.
Kılıçdaroğlu 1 Haziran’da toplanması önceden kararlaştırılan PM toplantısı ile bayram sonrası meclis grubu toplantısını da ertelediğini açıkladı.
Bunun anlamı her iki toplantıda da Özgür Özel güçlü durumda ve bu toplantılar Kılıçdaroğlu için protestolara neden olabilir.
Şimdi gelelim son önerime…
Bu durum ne kadar sürdürülebilir bilmiyorum ama son olarak her iki tarafı da itidale çağırmak ve kurulacak bir diyalog mekanizmasıyla taraflar arası görüşmelerin sürdürülmesi mantığın ve vicdanın bize söylettiği gerçekler, olur mu, olmaz mı bilemiyorum ama yıllardır birlikte çalışmış iki siyasetçi için bu diyalog köprülerini kurmak zor olmasa gerek, bilemiyorum.
Ancak olmasının olmamasından daha güçlü bir seçenek olduğunu biliyorum.
Bizden söylemesi belki denerler.
