Küresel ekonomi, 2026 yılı ortası itibariyle oldukça karmaşık bir dönemden geçiyor. Bir tarafta enflasyonun büyük ölçüde kontrol altına alınmaya çalışıldığı bir süreç yaşanırken, diğer tarafta jeopolitik gelişmeler, ticaret savaşları ve yapay zekâ yatırımları küresel büyümenin yönünü belirliyor.

1. ABD ekonomisi yavaşlıyor ancak henüz resesyona girmiş değil…

ABD'de enflasyon 2022-2024 dönemindeki zirvelerinden gerilerken ekonomi büyüme de ise hız kaybediyor. Tüketim hâlâ güçlü olsa da işgücü piyasasında soğuma işaretleri görülüyor. Piyasaların en çok takip ettiği konu ise yeni Fed yönetiminin faiz politikasının nasıl olacağıdır. Faizlerin kademeli olarak aşağı çekilmesi beklenirken, bu beklentilerin de gerçekleşme hızı ekonomik verilere bağlı olacaktır. Bu nedenle belirsizlik devam etmektedir.

2. Avrupa düşük büyüme tuzağında bulunuyor.

Enerji maliyetlerinin önceki yıllara göre gerilemesine rağmen Almanya başta olmak üzere Avrupa ekonomileri zayıf seyrediyor. Sanayi üretimi toparlanmakta zorlanırken ihracat üzerindeki baskı devam ediyor. Avrupa Merkez Bankası büyümeyi desteklemek için daha gevşek para politikasına ihtiyaç duymaktadır, ancak henüz bu konuda adım atılmış değildir.

3. Çin ekonomisi eski büyüme hızını yakalayamıyor.

Gayrimenkul sektöründeki sorunlar ve iç talepteki zayıflık nedeniyle Çin ekonomisi geçmiş yıllardaki çift haneli büyüme performansından uzak. Buna rağmen Çin, elektrikli araçlar, batarya teknolojileri ve yüksek teknoloji üretiminde küresel liderliğini güçlendirmeye çalışmaktadır.

4. Yapay zekâ yatırımları yeni büyüme motoru haline geldi.

Dünyanın en büyük teknoloji şirketleri yüz milyarlarca dolarlık veri merkezi ve yapay zekâ yatırımları yapmaktadırlar. Bu durum yarı iletken üreticileri, enerji sektörü ve bulut bilişim şirketlerine önemli katkı sağlarken, küresel sermaye akımlarını da yeniden şekillendirmektedir.

5. Jeopolitik riskler dünya ekonomisini baskılamaya devam ediyor.

Orta Doğu'daki gelişmeler, Rusya-Ukrayna savaşının etkileri ve ABD-Çin rekabeti küresel ticaret üzerinde baskı oluşturuyor. Özellikle enerji fiyatları ve lojistik maliyetleri bu gelişmelere karşı oldukça hassas durumdadır.

6. Ticaret bloklaşması hız kazanıyor.

Şirketler üretimlerini tek bir ülkeye bağımlı olmaktan çıkararak "friend-shoring" ve "near-shoring" stratejilerine yöneliyor. Bu durum Meksika, Hindistan, Vietnam ve bazı Doğu Avrupa ülkelerine yeni yatırım fırsatları doğurmaktadır.

7. Gelişmekte olan ülkeler için en önemli risk dolar.

Fed'in faiz indirimlerinin beklenenden yavaş olması doların güçlü kalmasına neden olabilir. Güçlü dolar; dış borcu yüksek ülkelerde finansman maliyetlerini artırırken sermaye çıkışlarına yol açabilir. Buna karşılık faiz indirimlerinin hızlanması gelişmekte olan piyasalara sermaye girişini destekleyebilir.

8. Türkiye açısından görünüm

Türkiye açısından küresel faizlerin düşmeye başlaması dış finansman koşullarını iyileştirebilir. Ancak bunun kalıcı faydaya dönüşebilmesi için enflasyonda düşüşün sürmesi, mali disiplinin korunması ve yapısal reformların devam etmesi önem taşımaktadır. Avrupa ekonomisindeki toparlanma da ihracat açısından kritik öneme sahiptir.

Önümüzdeki 12 ayda piyasaların odaklanacağı başlıca konular:

·      Fed'in faiz indirimlerinin hızı.

·      ABD'deki siyasi gelişmeler ve ekonomi politikaları.

·      ABD-İran ilişkilerinin enerji piyasalarına etkisi.

·      Çin'in büyümeyi desteklemek için açıklayacağı yeni teşvikler.

·      Yapay zekâ yatırımlarının şirket kârlılıklarına yansıması.

·      Petrol ve doğal gaz fiyatlarının seyri.

·      Küresel enflasyonun kalıcı olarak hedef seviyelere inip inmeyeceği.

Genel değerlendirme olarak, 2026'nın ikinci yarısında küresel ekonominin temel senaryosu düşük ama pozitif büyüme, kademeli faiz indirimleri ve yüksek jeopolitik belirsizlik şeklinde özetlenebilir. Bu nedenle finansal piyasalarda fırsatlar devam etse de oynaklığın yüksek kalması beklenmelidir.