ABD – İran savaşının bittiğine inanmıyorum. ABD Futbol Dünya Kupası ve Hac mevsimi olayın büyümesini engelliyor. Savaş böyle biterse, ABD çok zararlı çıkar. Emparyalist ülkeler bir bahane bulup gider savaşır ve bir şekilde işgal eder. Edemezse, harcadığı parayı fazlasıyla çıkaramazsa zor duruma düşer.
Bence Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşü 2. Viyana Kuşatması'nın başarısızlıkla sonuçlanması sonrası başladı. O dönemin en büyük bütçeli kuşatmasından eli boş dönen Osmanlı, o zararı kapatamadığından çöküşünü başlattı.
Gıda Sıkıntısı; Hürmüz Boğazı tüm dünya gündemini belirlerken gıdada global bir sorun baş gösterebilir. El Nino’nun yarattığı sıcak ve susuzluk dünya gıda üretimini ve tedarikini bozacak gibi. Amerika gibi Avrupa'da ciddi anlamda sıcaklar yaşanıyor.
Dünya Bankası, El Nino'nun gıda fiyatlarını mevcut beklentilerin üzerine çıkarabileceği konusunda uyardı. Bu duruma İran savaşının gübre ve yakıt maliyetleri üzerindeki fiyat artırıcı etkisini ekleyin; ortaya nahoş bir durum çıkıyor. Dünya gıda fiyat artışı ortalama %5 iken Türkiye’de %35 idi. Dünyada gıda fiyatları patlarsa Türkiye nice olur göreceğiz.
Yenilenebilir enerjiye geçiş; Özellikle gelişmiş ülkeler uzun zamandır yenilenebilir enerjiye geçiyordu, Hürmüz Savaşı geçişi hızlandıracak gibi duruyor. Yıllardır petrol bölgesi olan Orta Doğu’da sürekli bir savaş var çünkü. Görünen o ki, İran’ında bu konuda ciddi adımları var. Uzmanlar İran’ın güneş enerjisi konusunda ileride en önemli pazarlardan biri olabileceğini söylüyor.
2003 ile 2018 arasında Türkiye’ye döviz yağarken gelen parayı asfalta ve betona gömdü Türkiye. Gelen dövizleri güneş ve rüzgar enerjisine yöneltebilsek, ithalatımız içindeki enerji payını %50 lerden %40 lara düşürebilseydik şimdi aya gerçekten otoban yapıyor olabilirdik. Ülkeyi asfalta doyuracağımıza demiryolları ile donatsaydık bugün gıdadan, giyime, ihracata çok daha ucuz bir ülke olabilirdik.
Piyasalar; Eskiden “faiz artarsa borsa düşer, altın düşer. Savaş gibi haller altın fiyatını artırır” gibi söylemler olurdu ve gerçekten çalışırdı. Son yıllarda bu durum değişti. Hepsi birden yükselebiliyor, hepsi birden düşebiliyor. Bir bakıyorsunuz ormandaki tüm hayvanlar aynı yöne doğru koşuyor. O zamanda diyorlar ki; “orman yanıyor”. Bir yerin yandığı ya da bir doktirinin devreye girdiği yok. Azgın rantcılar piyasayı bir çoban edasıyla ve çoban köpekleri ile güdüyorlar.
Pandemi döneminde insanlar ölümle pençeleşirken, gıda tedarik zinciri kırılmışken, merkez bankaları piyasaya para pompalarken altın fiyatları gidiyordu. Hadi onu anlarız. Bitcoin zirve yaptı arkadaş. Ne oluyor? diyenlere de “artık en güvenilir liman” dediler. Millet canı ile uğraşırken birileri servetine servet kattı.
2024 yılında ABD 10 yıllık tahvil faizleri %3,5 dan %5 seviyesine geldi. Altının ons fiyatı 2400 dolardan 3500 dolara, S&P endeksi 5300 puandan 6500 puan yükseldi.
Ocak 2025 tarihinde gümüş 31 dolarken kimse gümüşten bahsetmiyordu; Ekim 2025 tarihine gelindiğinde tüm yazılı ve görsel medya, uzmanlar, kurumlar, gümüşün teknoloji için ne kadar önemli olduğundan, arzın talebe göre az olduğundan, yakın tarihte bulunamayacağından bahsetmeye başladılar.
“Savaş başladı, altın uçacak. Böyle zamanlarda altın en güvenilir limandır” dediler, altın 5000 dolardan 4000 dolara düştü. Şubat ayında “altının onsu 8000 dolar olacak” diyerek insanları altın alım kuyruğuna sokarken azgınlar altınlarını satıyordu. Savaş ellerinde kalanı boşaltma şansı verdi.
2025 yılı başından petrol almaya başladılar. Savaş deli para kazandırdı. Birileri “Brent petrol 200 dolar olacak” diye insanlara gaz verirken azgınlar 110 dolardan pozisyon boşaltıyordu.
Hemen hemen tüm ürünlerde bu oyunlar oynandı. Pandemiden beri azgın rantiyeciler tüm deliklerinden fışkırıcak kadar tıka basa yediler. Bir tek demir- çelik sektörü kaldı. 2022 yılı ortasından beri kuzu gibi yatıyor. Sektör çalışanları ve uzmanlar “fiyat artışı imkansız” diye yazıyor. Görünürde fiyat artması için hakikaten de bir sebep yok. Ama azgınlar topluyorsa yakında o kadar çok sebebimiz olur ki şaşırırız.
Türkiye’de gündem; CHP ve arınma dışında jeopolitik durumumuz ve konumumuz yeni gündemimiz oldu. Ekonomik olarak Makro ve mikro tablolarda en ufacık umut ışığı yokken, yazılanlara, konuşulanlara bakın, Türkiye piramitin en tepesine yerleşmiş bile. Siha ve İha lara Trump’ın övgüleri, Nato’nun Türkiye’deki toplantısıda eklenince ortamı iyice çosturdu.
TCMB Nisan 2026 verilerine göre finans kesimi dışında reel sektörünün döviz net pozisyon açığı 206 milyar dolara ulaşmış. 2024 yılı başında bu açık 60 milyar dolardı. Artışa bakın, tehlikeye bakın. İhracatı patlatıp bu borcu kapatırlar artık.
Dünyada petrol fiyatları düşüyor, Türkiye’de çok düşmesede en azından şimdilik çıkmayacak. Bol yağışlı geçen bahar gıda fiyatlarında yumuşamaya yol açacak. Yükselen faizler, cary tradecileri yeniden ülkeye getirmeye başladı. Deli para kazanmış pozisyonlarını kapamışlardı. Elde ettikleri karlarla yeni pozisyon açacaklar gibi duruyor. MB başkanı Londra’da “gelecek varsa gelsin, bu deli kazanç kaçmaz, Eylül’den sonra faiz indireceğiz” sözünü de verdi. Ayda bir Londra’dalar zaten.
Günde 40 adet firma konkordato ilan ediyor. İflas eden firmaların sayısı, durgunluk yaşanan 2019 yılı rakamlarına ulaşacak hatta geceçek gibi duruyor. Varlık fonu Türkiye’nin en büyük holdingi. Aman geçin canım bunlar önemsiz.
2025 yılı başında ciroları ciddi düşen firmalar yeni düzene alışmış. Hatta ciroları 2026 yılında artıyor ama tüm gizem burada saklı. Ciro yapıyorlar ama kar elde edemiyorlar, tahsilat yapamıyorlar. Yoksa çok şükür herkesin işi hareketli. Ciroyu kar zannediyorlar, banka kredisini ödemeyeceklerini sanıyorlar, büyüdüklerini sanıyorlar. Sonra bir bakmışlar batmışlar.
Türkiye merkezi yönetim borç stoğu 2025 yıl sonunda 13,6 trilyon TL iken, 2026 Mayıs ayında 15 trilyon TL ye ulaştı. Şimdi ikinci tur cary tradeciler yeniden geliyor, bu borç nasıl azalır?
Eylül ile birlikte enflasyon ve faiz 300 baz filan düşecek diye bayram davulları ve bayram tellaları gaza başladı zaten. Allah garibana eşşeğini kaybettirip buldururmuş. 2026 yılı enflasyon hedefi %24 dü. Şimdi %30 a yaklaşabilir diye düğün dernek kuruyoruz.
Gümüş; 61,20 dolar destekti. Haftayı altında kapattı. Bu hafta üstünde başlayamazsa 49.70 dolar görürüz.
Altın; 4100 dolar güçlü destekti, altına inse bile kapanış üstünde. 4100 dolar altı 3700 desteği var ama dayanır mı belli olmaz. 4400 dolar direnç oluyor.
Dünya emtia endeksi; 126 puan desteği aşağı kırıldı. Bu hafta üstüne atamazsa 120 ve 115 dolar hedefe girer.
USD/TL; Tahmin yapmaya gerek yok artık sanırım. Eylül’e kadar böyle.
Eur/Usd; 1,1470 desteğini aşağı kırdı. Bu hafta üstüne atamazsa 1,1225 ve 1.1150 hedefe girer.
ABD Tahvil 10 YR; Geçen hafta; “ %51 direnç, %4,33 destek” demiştik. Devam.
Bist100; Dünya, hisse senedi piyasasında balon olup olmadığını tartışıp duruyor. Çin’in önemli iki fon yöneticisi, küresel hisse senedi piyasalarındaki hızlı yükselişin sürdürülemez hale geldiği konusunda uyarıda bulunuyor.
Türkiye hisse borsası ise MSCI endeksinden bilgi notu düşürümüne uğradı. Yabancı yatırımcı Türkiye hisselerine daha riskli bakacak demek bu. Türkiye hisseleri diğer gelişmiş ülke hisselerine göre ucuz ama yabancısız bu iş zor. Üç, beş hisse ile götürüyorlar. Bist100, bu endekste “Gelişmekte olan ülkeler” kategorisinde. Buradan düşerse Kenya, Umman gibi ülkelerin kategorisine düşecek. MSCI uyarısı Türkiye’de kimseyi tedirgin etmedi ama bu endeks global finansın öenmli aktörlerinden biri.

