Bir gece sabaha karşı telefonunuz çalsa telaşlanırsınız, değil mi?
Ben de telaşlandım.
Arayan arkadaşım Kofoğlu’nun eşiydi. “Mehmet’i aldılar” dedi. Uyku sersemliğinden olacak; “almak?” diye sordum. “Adını bile duymadığım bir örgütle ilişkisi olduğunu söylediler.”
Gecenin sabaha yakın vaktiydi; “ne yapsam?” diye düşünürken, telefonum tekrar çaldı. “Hediye’yi aldılar” dedi karşı taraftaki ses.
Avukat isimlerini aklımdan geçiriyordum ki bir telefon daha geldi; “Metin’i aldılar”.
Daha fazla beklemedim; avukat bir arkadaşıma mesaj attım; “ne oluyor, bir ilgilenebilir misin?” demek için…
Başkaları da ulaşmış; “yaklaşık 250 kişi” dedi.
“Mesele nedir? Operasyon kime?” diye sordum.
“TKP/ML ve DAEŞ” dedi.
GÖZALTILAR, İKTİDARI RAHATLATIR MI?
“Nasıl yani?” diye sorabilirsiniz. Ben de sorarım bu tarz sorular; zira sorulardır bizi gerçeğe ulaştıran.
Bununla birlikte önce isterseniz, Kofoğlu’na ilişkin bilgi vereyim.
Kofoğlu’nu asansör teknikeri olduğu yıllarda tanımıştım; uzun zaman oldu. Sonra emekliye ayrıldı; tesadüf bu ya, aynı semtte oturuyoruz.
Ara sıra sabahın köründe spor amaçlı yürüyüş yaparken karşılaşırdım. Herhangi bir şeyle uğraşıp uğraşmadığını sorduğum olmuştur; Her gün 10 km yürümekle övünürdü. “Sonra eve gider, duşumu alır, kahvaltımı yaparım. Bundan ala uğraş mı olur?” diye soruya soruyla karşılık verirdi.
En son bayramlaşma programının gecesi aramıştı beni.
“Bugün” demişti; “bayramlaşmak için Güvenpark’a geldik. Çok kalabalıktı. Seni göremedim orada. Eve gelip, haberlere bakınca senin de orada olduğunu fark ettim. Bilmiyordum.”
Takıldım kendisine. “Hayat devam ediyor Kofoğlu” dedim. Sonra da ekledim:
“İnsan çalışma hayatından emekli olabilir ama adalet duygusu ve vicdandan emekli olunmaz. Elbette nerede mücadele varsa orada olacağız. Hem unutma, biz Nazım’ın şiirleştirdiği gibi ‘kırk günlük yolda yaprak kımıldasa, bulunduğumuz yerde ürperen’ bir gelenekten geliyoruz.”
Gülümsedi…
Kim bilir aklından neler geçirmişti ama son görüşüm o oldu. Şu an gözümün önünde uzattığı beyaz saçları ve yürümekten oluşmuş terli hali duruyor.
NATOCULARA SEVİMLİ GÖRÜNMEK İÇİN…
Anlıyorum; Türkiye’nin bağımsızlığını savunan devrimci güçlerin NATO karşıtı eylemleri engellemek istiyorlar.
Bunun için yaşı hayli ilerlemiş insanları gözaltına almış olmaları çok tirajik değil mi? Gerçi benzer tirajik durumlar, bu ülkenin geleneğinde var. Örneğin, “Krallar İşi Azıttılar” başlıklı bir yazı yazdığı için Aziz Nesin’in cezalandırıldığı bir ülkedir burası ama insan gene de ‘bu kadarı da olmaz’ diye düşünüyor.
Peki hangi koşullarda gerçekleşiyor bütün bunlar?
Ekonominin kurallarının işlemediği, hayat pahalılığının arttığı, enflasyonun artık TÜİK tarafından dahi takip edilemediği, işçinin, işsizin, emeklinin, memurun geçim derdi nedeniyle ayakta durmakta zorlandığı ve esas olarak, bu zorluklar unutulsun, karşımızda da herhangi örgütlü bir güç kalmasın diye CHP için butlan kararının uygulandığı bugünlerde oluyor bütün bunlar.
Butlan kararının asıl amacı, iktidarın kapısına kadar gelmiş bulunan CHP’yi bölmek, CHP’lileri birbirine düşürmektir. CHP’liler birbirine düşerse, toplumsal muhalefetin geri kalanını susturmanın daha kolay olacağını düşünmüş olsalar gerek…
İktidarını sürdürmek için mevcut konumunu biraz daha tahkim etmek isteyen iktidarın “istediği bir göz, Allah vermiş iki göz”. CHP’ye atanan butlan yönetimi, partinin örgütsel yapısını likidite etmek için uğraşırken, iktidar da geri kalan muhalefeti etkisizleştirecek adımlar atıyor.
Butlan kararından çıkartılabilecek en çarpıcı sonuç budur.
Amaç nedir peki?
Yönetemeyen iktidara can vermek; CHP’lileri birbirine düşürerek, iktidarın ömrünü uzatmak…
O halde ne yapılmalıdır?
Yapılması gereken, iktidarın, uluslararası siyaset mühendisleriyle birlikte hazırladıkları bu oyuna karşı durmaktır.
Mesele, olup bitenin CHP’liler arasında olmadığını görmektir.
Mesele, bütün bu oyunları gerçekleştirenlerin iktidarın ömrünü uzatmak için gösterdikleri çabanın deşifre edilmesidir.
BİR İNANÇ UĞRUNA
Açık ve net belirtmek gerekiyor ki iktidar artık yönetemiyor; kitleler de artık bu iktidar tarafından yönetilmek istemiyor. Bu nedenle yükselen grafiğiyle Özgür Özel’e ilişkin umutlarını her geçen gün dile getiriyorlar ve görünen o ki kitleler, siyasetçilerin önünde yürüyor. Beklentileri de CHP’nin iktidarın aparatı olmasının önüne geçmek ve yeniden iktidar adayı bir ana muhalefet haline gelmesini sağlamaktır.
Niçin?
Herkes için güpgüzel bir hayatı örmek için...
Haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı adil bir gelecek için…
Adalet duygusuna ve toplumsal vicdana sahip çıkmak için…
İnsanlığın evrensel birikiminin ışığında bir geleceği gerçekleştirmek için…
Olur mu?
Neden olmasın?
Ne demiş şair?
"Buraya, bir inanç bir inat koydum.
Tut ki unuttun, tekrar bak, o inat neyse, sen osun.”

