Selahattin Demirtaş, 4 Kasım 2016 Cuma sabahı gözaltına alındı ve o günden bu yana tutuklu. Murat Sabuncu geçen gün tutukluluğunu hesaplamıştı. Verdiği sayıları güncellersek; siz bu yazıyı okuduğunuz 28 Haziran 2026 itibariyle Demirtaş, 9 yıl 7 ay 24 gün yani 503 hafta 2 gün yani 3 bin 523 gündür tutuklu.

Baştan sona siyasi bir davanın, siyasi bir kurbanı Demirtaş.

İçerde geçirdiği bu süre içinde Demirtaş, sadece siyasetçi olarak gücünü korumakla kalmadı, bir edebiyatçı olarak da kendini var etti. Eminim siyaset biliminde felsefeye kadar pek çok alanda eser de üretmiştir.

SİYASETE GERİ DÖNDÜ

2023’de yapılan seçimlerden sonra 1 Haziran 2023’te siyasete ara verdiğini açıklamış ve o günden bugüne siyasi mesaj vermemişti.

Her ne kadar onu ziyaret edenler çıkışta siyasi mesaj verseler de, Demirtaş bu süreçte bundan uzak durdu.

Ancak bu ara üç gün önce yayınladığı yazı ile son buldu görülüyor.

Geçtiğimiz gün yayınlanan yazı ile siyasete geri döndü Demirtaş.

Yazının başlığı “Az kaldı”.

Demirtaş’ın yazısı, birden çok konuyu kısa kısa ele alan ama en önemlisi de hepsinin birbirine bağlayan bir okuma sunuyor bize.

Yazı dünyanın içinde bulunduğu hali Gramsciyen okuma ile “canavarlar zamanı” olarak tanımlıyor. Ve dünyanın içinde olduğu bu dönemde Türkiye’nin kimi avantajlarına dikkat çekerek; “Türkiye Cumhuriyeti devleti, son yıllardaki savaş ve yıkım kasırgasından süreç sayesinde uzak durmayı başardı ki bu en büyük kazanımımızdır, dolayısıyla bunu yok saymak, buna değer vermemek haksızlık olur” tespitini yapıyor. Ve bunu tamamlayan adımın da, bölgedeki Kürtlerle ilişkilerin iyileştirilmesi olduğunu ileri sürüyor.

Demirtaş yazısının sonraki düzlemde içinde olduğumuz terörsüz Türkiye, çözüm sürecini ele alarak bu konuda artık somut adımların atılması gerekliliğine vurgu yaparak geç kalınmaması uyarısı yapıyor. Burada atılması gereken adımların en somut halini ifade ediyor; Anadil ve kimlik.

İktidar/devlet blokunun bu alanda nasıl adımlar atacağını göreceğiz.

Çerçeve yasa konusunda Temmuz ayı içi/sonu son tarih olarak verilse de bu tarihte gelecek çerçeve yasa ne kadar tatmin edici olarak göreceğiz.

İHTİYATLI ÇAĞRININ MUHATAPLARI

Demirtaş tam bu noktada siyasete dair açık pozisyonunu ortaya koyuyor. Ve mutlak butlana, kayyuma, siyasi tutukluluklara açık eleştirisini ortaya koyarak, durduğu yeri bir kez daha teyit ediyor. Ve özgür olmak uğruna pozisyonunun değişmeyeceğini açıkça belirtmiş oluyor.

Yazının sonraki bölümünde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a atfettiği önem dikkate değerdir. Demirtaş bunu; “İçinden geçtiğimiz radikal değişim sürecini doğru algılayıp iyi analiz edebilenler eğer ki ahlaki, cesur bir duruş sergileyerek Türkiye’de büyük bir uzlaşmanın kapısını açabilirse işte o zaman kazanımlar on değil elli olur, yüz olur. Ama “küçük olsun benim olsun” denirse on bile kazanılamayabilir, birle yetinilmek zorunda kalınır.

Burada da belirleyici olacak olan, Sayın Cumhurbaşkanı’nın bundan sonraki tutumu ve kararları olacaktır. … Sayın Cumhurbaşkanı eğer ilkeli, ahlaki, adil uzlaşmaların kapısını aralayacaksa tüm olup bitenlere bir nokta koyup butlandan, kayyumdan, tutukluluklardan medet umanlara da prim vermeyerek yeni başlangıçlara fırsat sunabilmelidir” şeklinde ifade ediyor.

Bu satırlarla Demirtaş, ülkede var olan siyasal sorunlara yönelik teşhisi ortaya koyarken aynı zamanda yeni bir siyaset zemini, yeni bir toplumsal sözleşme ve özetle yeni bir siyaset anlayışı önermektedir.

Ve bunun başarılabilmesi için Demirtaş, geniş bir koalisyon önermektedir; “Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Bahçeli, Sayın Özel başta olmak üzere Yeni Yol Grubu dahil tüm siyasi liderlerin artık çok daha geniş, çok daha kapsayıcı, çok daha kazandırıcı bir iş birliği zeminini zorlaması herkesin yararına olacaktır. Artık olağanüstü uygulamaları ve olağan dışı gerilimleri bitirecek olumlu adımları karşılıklı atarak yeni bir siyaset zemini kurmanın zamanıdır.

Peki Demirtaş bu geniş koalisyonu önerirken; bunun mümkün olabileceğini düşünüyor mu?

Düşünmediğini sonraki satırlarda görüyoruz.

Sonuç olarak, kendisini 9 yıl 7 ay 24 gün yani 503 hafta 2 gün yani 3 bin 523 gündür siyasi bir kararla cezaevinde tutan siyasi irade değişmeden yeni bir siyasal alan ve siyaset ne kadar mümkün olabilir ki?

O yüzden olsa gerek, Demirtaş bu yeni siyasi alan, siyasi zemin için kendisinin de içinde olduğu siyasi özneler öneriyor Bunu da; “Eğer ki kimse buna yanaşmıyor veya cesaret edemiyorsa da umutsuzluğa gerek yok; biz varız, çare biziz.” ifadeleriyle ortaya koymaktadır.

DEMİRTAŞ SİYASİ ORTAKLARA SESLENİYOR

Peki bu nasıl mümkün?

Demirtaş bunu; “Nasıl mı yapacağız? Cesaretle konuşarak, ezberleri bozarak birlikte yapacağız, merak etmeyin. Az kaldı” şeklinde ifade ediyor.

Demirtaş’ın yazısının yayınladığı günü takip eden günde CHP’nin seçilmiş lideri Özgür Özel, Diyarbakır’ı ziyaret etti. Özel, Diyarbakır ziyaretine, Demirtaş’ın bir akşam önce avukatını çağırarak Özel’e ilettiği selamı Diyarbakırlılarla paylaşması çok değerli ve anlamlıdır.

Özel’in -geçen hafta Denizli, Burdur’da olduğu gibi-  Diyarbakır ve dün de Gaziantep’te gördüğü ilgi, toplumun yeni siyasal alana, siyasal zemine olan ihtiyacını açık biçimde göstermektedir.

Bu zemini, siyasal alanı da ancak, Demirtaş’ın da ifade ettiği gibi ancak; “Cesaretle konuşarak, ezberleri bozarak birlikte…” yapılabilir.

Burada bütün mesele “bu düzenin değişmesi”, “daha çok demokrasi”, “daha çok özgürlük”, “daha çok adalet” ortak kesininde buluşanların eş düzeyli bir ilişki içinde taşıyıcı koalisyonlar kurmasına bağlıdır.

Evet meydanlarda, mitinglerde toplumun yeni bir siyaset, yeni bir gelecek istediği kendini açıkça ortaya koymaktadır.

Burada biri siyasilerden biri toplumdan olmak üzere aynı anda iki adım birden atılmalıdır.

Siyaset bu toplumsal talebi kamusal alana taşıyacak daha kuşatıcı bir kadro ve program ile yeni siyasetin yolunu açması; bununla birlikte toplumun da bu siyasete aktif vatandaş olarak katılmasıdır.

Odak Noktası 97 yazı Mutlak Butlan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP'nin 38. Olağan Kurultay'ı "mutlak butlan" (kesin hükümsüzlük) gerekçesiyle iptal etti ve Özgür Özel ve yönetimini tedbiren görevden uzaklaştırarak kurultay öncesindeki eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibini karar kesinleşene kadar tedbiren göreve iade etti. Kararın öncesi ve sonrasında gelişmeleri yazarlarımız analiz ediyor. Tüm Yazılar