CHP’de Mutlak Butlan kararına ve sonrasında yaşananlara hangi nedenle ne ad verirsiniz?

Yeni rejim inşasında tarafların şekillenmesi ve toplumsal muhalefetin yeni bir çizgi ve duyguda hizalanması derdim.

Birincisinden başlarsak.. Türkiye’de iktidar yeni bir rejim inşası sürecinde. Bu esnada yaptığı hamleler siyasal elitlerin, merkezinde devletin olduğu bu rejim etrafında saf tutup farklı roller aldığı, toplumun ise devlet dışındaki hiçbir siyasete güvenmediği yeni bir denklemi yaratmaya yönelik. Dolayısıyla siyasal elitler içinde saf değiştirmeler oluyor, bazıları AK Parti’ye katılarak diğerleri de kayyum pozisyonunda sadık muhalefet olarak bu rejim içinde yer alıyor. Bu esnada, her ne kadar örtük kalsa da rejim içinde de güç mücadeleleri ve mukadder Erdoğan sonrasına yönelik kırılmalar ve yatırımlar sürüyor..

Burada başta CHP’nin seçilmiş Özel-İmamoğlu yönetimi olmak üzere gerçek muhalefetin asıl doğru okuması gereken bence bu esnada toplumun yaşadığı duygu ve güven kırılması. Toplumsal muhalefet de yeniden hizalanıyor. Hakim duygu güvensizlik.

Kurumsal siyasete güven çöküyor

Bu bir risk mi, fırsat mı?

Bu gerçek muhalefet için hem büyük bir risk hem de büyük bir fırsat. Genel olarak siyasete ve partilere karşı çok büyük bir güvensizlik şekilleniyor. Düşünsenize daha üç yıl önce CB seçiminde oy verdiğimiz kişi saf değiştirdi, kendi partisinin başına kayyum oldu bile isteye bitiriyor. Siyasetçilerin önemli bir kısmının sadece kendi çıkarlarını ve rantı umursayan siyaset esnafı olduğu ifşa oldu. Görmeyi ertelediğimiz bir gerçek ortalığa saçıldı. 2023 öncesi mücadelenin de aslında samimi olmadığı ve bildiğimiz siyasal muhalefet ve iktidar arasında gerçekleşmediği kuşkusu çok güçlendi. Toplumsal muhalefetle siyasal ve kurumsal muhalefet arasındaki güven uçurumu açıldı. Bu çok tehlikeli bir durum.

Kilit soru şu. Şu ana kadar otoriter başkanlık rejimine karşı konsolide olmuş, başta CHP muhalif partilere destek vermiş toplumsal muhalefet şimdi nereye gidecek? Birçok insan kurumsal siyasetten tamamen ümidini kesebilir. Hiçbir partiye ve siyasetçiye güvenilmez o zaman devleti kim yönetiyorsa ona razıyım noktasına gelebilir. Otoriter rejimler böyle yerleşiyor. Veya içten, güvenilir ve farklı olduğu konusunda halkı ikna eden bir siyasal aktör çıkabilir, kendini ayrıştırabilir ve genel olarak siyasete ve müesses nizama yönelik biriken tepkiyi temsil ederek büyük destek toplayabilir.  Siyaseti rant için değil halk için ve bir dava uğruna yapan ve yapmak isteyen aktörler için muazzam bir alan açıldı.

Burada katiyen tüm siyasetçiler aynı demek istemiyorum. Tüm baskılara rağmen eğilmeyen, onurlu siyasetçiler yanında, İBB davasında ortaya çıkan, Sayın İmamoğlu yönetiminin kamuya kazandırdığı dürüst ve yetkin bürokratlar da bir o kadar önemli. Onlar diğerlerinden ayrışmalı.

Halk içten temsile hasret

Bu süreçte Özgür Özel’in izlediği politikayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Özgür Özel çok onurlu ve cesur bir direnç gösterdi. Yılmayarak ve halkla beraber hareket ederek gerçek bir siyasetçi ve içten ve dinamik bir lider konumuna yükseldi. Bahsettiğim rejim inşasına ve yaşanan sosyoekonomik sıkıntılara toplumsal muhalefetin yöneldiği bir merkez haline geldi.

Ancak Sayın Özel’in bahsettiğim arka plan ışığında siyasal çizgisini henüz netleştirebildiği kanaatinde değilim. Özgür Bey’in kendisine yönelen desteğin altındaki duyguyu ve nerelere kayabileceğini çok iyi analiz etmesi gerek. Halk içten bir temsile aç. Halkı umursamayan, siyaseti rant için yapan ve sürekli yalan söyleyen siyasete tepkili. Bu aslında kökleri 1990’lara kadar uzanan, kurumsal siyasete ve kurulu düzene bir tepki. Vaatler hiç tutulmadı. Sayın Özel de enerjisi ve cesareti yanında farklı ve samimi bir siyasetçi olarak halkla ciddi bir gönül bağı kuruyor. Bu farklılığını daha da korumak ve çizgisini netleştirmek zorunda. Kısa zaman öncesine kadar o da kurumsal siyasetin bir parçasıydı. Şimdi toplumsal muhalefetle beraber hareket eden yeni bir imaj kazanmış durumda. Bunu korumalı.

Özgür Özel yola nasıl devam etmeli; CHP içinde yoksa dışında başka bir parti ile mi?

Başka bir partinin hem zorunluluk hem de fırsat olduğunu düşünüyorum. Atanmış CHP yönetimi adım adım seçilmişleri tasfiye edecek, bu çok açık. Yani kalmanın sonu yok, ama bu süreçte seçilmişler topluma değil partiye sığınıyor görüntüsü verirse halkla bağları zayıflayabilir. Öte yandan yeni parti bir fırsat. Çünkü yeni partisiz eski siyasetten ayrışmak zor. Lütfü Savaş’ı, Özlem Çerçioğlu’nu da siz aday yapmamış mıydınız, Gürsel Tekin yıllarca İl Başkanı değil miydi soruları peşlerini bırakmayabilir. Oysa yeni parti beklenmedik bir ivme yakalayabilir, çünkü eski siyasetin hiç yapmadığı bir şeyi yapıp kendini devlete ve seçkinlere değil topluma emanet etmiş olur.

Halk için siyaset çizgisi benimsenmeli

Eğer yeni parti ile yola devam edilecekse bu nasıl bir parti siyasal önceliği, siyasal pozisyonu ne olmalı?

İktidar-muhalefet boyutunda değil, halktan kopuk siyasete karşı halk için siyaset çizgisinde konumlanmalı. Buna siyaset biliminde kurulu düzen (müesses nizam) karşıtı siyaset diyoruz. Bu bir ölçüde popülist bir siyaset de olacaktır. Ama demokrasiye tehdit olan programsız ve yıkıcı popülizm değil. Sağlam bir siyasal program ve gerçekçi vaatlere dayalı, yapıcı bir popülizm. Yenilik iddiası belirleyici olacak diye düşünüyorum. Yeni ve siyasetin kirletmediği isimler, farklı uygulamalar ve söylemler, halkla iç içe olmak belirleyici olacaktır diye düşünüyorum. Bu tutturulunca en otoriter örneklerde bile beklenmedik başarı kazanılabildiğini biliyoruz.

Bu olası partinin yükselmesine iktidar/bloku ne kadar izin verir mi?

Vermemek için elinden geleni yapacağı açıkça görülüyor. Ucu açık bir süreç yaşıyoruz.  Zaten kurumsal siyasetle halkçı siyaseti ayıran en önemli ayrım noktası da burada ortaya çıkıyor. Kurumsal siyaset elit konumunu riske atmıyor hiçbir zaman. Riski gördüğü anda taraf değiştirebiliyor. Gerçek siyasal mücadele riskli, cesaret isteyen bir iş, hem toplum hem de siyasetçi için. Demokrasi kazanarak, hak ederek kurulabilecek bir şey. Verilerek ancak bu kadar oluyor görüyoruz. 

Odak Noktası 9 yazı Yeni Parti mi, Yeni Siyaset mi? CHP'nin kurumsal kimliğini ikiye bölen anketler ve hukuki krizlerin ötesinde; yargı kıskacına alınan muhalefetin, eski usul iç hesaplaşmaları bir kenara bırakıp demokratik iradeyi ve seçmen meşruiyetini koruyacak yepyeni, dirençli bir siyaset dilini inşa edip edemeyeceği tartışma konusu. "Yeni Parti mi, Yeni Siyaset mi?" odak noktasında bu gelişmeleri ele alan yazı ve söyleşilere yer vereceğiz. Tüm Yazılar