Mutlak butlan kararının üzerinden yaklaşık 5 hafta geçti. Geride kalan süre içinde CHP’nin iki liderine baktığımızda Türkiye algısı, muhalefet anlayışı, siyasal öncelik, siyaset yapma tarzı gibi farklı düzlemlerde ele aldığımızda iki farklı partiden söz etmek gereği açıktır.

Karar ile birlikte hukuken Genel Başkan atanan Kemal Kılıçdaroğlu iktidar adayı dolayısıyla iktidara muhalefet eden bir liderden önceliği “arınma” söylemi üzerinden parti içi siyasi tasfiyeye giriştiğini görüyoruz.

Siyaset adına yapılan tek şey -hukuken tartışmalı ama tedbir olan mutlak butlan gerekçesi ile kendileri için tartışmasız olan- PM ve MYK toplantıları ile görevden alma, atama ve tedbirli disipline sevk var.

Bunun dışında da bazı MYK üyelerinin iktidara yakın medyaya konuk olarak parti içi tasfiyeler konusunda kendilerini savunmaları var.

O konuşmalarda da, iktidara yönelik olması gereken muhalefet neredeyse yok.

Özetle atanmış CHP yönetimi, iktidarın Özgür Özel’den talep ettiği “Ankara merkezli” yani “yerli ve milli” muhalefeti başarılı biçimde yerine getiriyorlar.  

Bu belki kendilerine garip gelmiyor olabilir ama, bu ülkede siyaseti takip edenler pek çok insan için sadece garip değil aynı zamanda açıklanmaya da muhtaç bir muhalefet biçimi.  

Değişir mi, ya da ne kadar değişir göreceğiz.

KILIÇDAROĞLU ANKARA’DA ÖZEL MEYDANLARDA

Buna karşı son seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel ise sadece sahada. Meydanlarda, sokaklarda, halkın içinde ve gidebildiği her yerde.

Geçen hafta Denizli, Burdur; haftasonu Diyarbakır, Gaziantep ve dün İzmir’de halkın içinde, meydanlarda, sokaklarda ve evlerde idi. Gittiği her yerde sadece CHP’lilerin değil herkesin kucakladığı isim oldu Özel.

CHP içinde uğradıkları haksızlıkları da, iktidarın siyasi baskısını da, ülkede yaşanan sorunları da; bu sorunlara çözüm önerilerini de halkla paylaşıyor.

Özetle Özel siyasallaşmış hukuk yoluyla ellerinden alınan partiye, onun yarattığı imkansızlıklara rağmen iktidara muhalefet etmekten, toplumla iç içe olmaktan, toplumsal talepleri siyasete taşımaktan vazgeçmedi.

Bu açıdan iki liderlik arasında 180 derece fark var.

İlki parti içi “küçük iktidarı”, ikincisi iktidara karşı “büyük iktidarı” hedefliyor.

Ve bu iki liderlik de, iki hedef de sadece CHP tabanında değil daha geniş toplumsal tabanda görülüyor ve hak ettiği karşılığı buluyor.

HALKA RAĞMEN DEĞİL HAKLA SİYASET

19 Mart 2025’te yapılan operasyonun akşamında Özel, konuştuğu ilk Saraçhane Mitingi’ne hemen yandaki İstanbul Üniversitesi Öğrencilerinin katılımına mesafeli durdu.

Ancak ertesi gün, barikatı yıkan öğrencilere sahip çıkan bir Özel ve CHP vardı karşımızda.

O günler yazdığım yazılarda katıldığım yayınlarda 20 Mart gecesinden sonraki CHP’nin izlediği siyaseti “sokakta siyaset” değil; “sokakla siyaset” olarak tanımlamıştım.

Yani sokağı siyasete davet edene değil, sokağın davet ettiği siyasete icabetti bu.

Mutlak butlan sonrası Özel’in izlediği siyaset, ülkenin farklı illerinde izlediği siyaset bu açıdan “meydanda siyaset” değil, “meydanla birlikte” siyasettir.

Özetle Özel, toplumdan, meydanlardan, sokaklardan gelen siyaset talebine cevap veriyor. Onlarla, onların talebine uygun bir siyasetin yolunu açıyor.

Ben ilk günden bu yana Özel ve ekibinin yeni bir parti kurmasını ve yola öyle devam etmesini savundum.

Bunun temel nedeni de, Kılıçdaroğlu ve ekibinin Özel ve ekibini CHP’de barındırmayacaklarına, tasfiye etmek için her yolu deneyeceklerine ama bunu da zamana yayarak yapacaklarına olan inancımdı. Zamana yayma nedenleri de toplumsal tepkilerin azalacağına olan inançlarıydı.

Ama sahadaki tablo beklenenin tam tersi oldu.

Sahada sadece CHP’liler değil farklı partilerden seçmenler Özel’i yeni parti konusunda yüreklendiriyorlar.

ZOR AMA İMKANSIZ BİR YOL DEĞİL

Kuşkusuz ülkenin içinde olduğu koşullar yeni bir siyasi hareket ya da parti için uygun olmayabilir.

Ama eğer bir hikayeniz, topluma sunacak bir umudunuz, bu umudu topluma taşıyacak bir kadro ve söyleminiz varsa yeni parti kurmak zor olabilir ama imkansız değildir.

Özel ve ekibi haklı olarak bu zor yola girmeyi erteliyor olabilir ama bu yol çok kısa süre sonra göreceğiz ki gidilecek tek yol.

Bütün mesele o güne; kadro, söylem, program ile hazır olmaktır.

Bir kez daha ifade edeyim, burada mesele sadece yeni bir parti değil, yeni bir siyaseti nasıl, kimlerle inşa edeceğimiz meselesidir.

Not: Yeni Arayış’ta her gün farklı alanlarda yazı/yorumlar çıkıyor. Mutlak Butlan kararı sonrası doğal olarak bu gelişme sonrasına ilişkin de yazı ve yorumlar yayınlandı. Bunları sitemizde bulunan “Mutlak Butlan” Odak Noktasında bir araya getirdik.

Bugünden itibaren ise ”Yeni Parti mi, Yeni Siyaset mi?” başlıklı bir Odak Noktası dizi ile bundan sonraki süreci ele alacağız. Bu konuda farklı isimlere sorularımızı paylaştık. Onlardan cevaplar ya da müstakil yazılar talep ettik. Bakalım ne kadar cevap alabileceğiz.

Odak Noktası 7 yazı Yeni Parti mi, Yeni Siyaset mi? Mahkeme eliyle yaratılan bu çift başlılık ve liderlik kördüğümü, 2024 yerel seçimlerinden birinci parti olarak çıkan Özgür Özel liderliğindeki değişim kanadını Yargıtay kararı öncesinde ciddi bir yol ayrımına sürüklemiş durumda. CHP tabanında örgütsel bir bölünme riskini ve yeni bir partileşme sürecini tetiklendi. Partinin kurumsal kimliğini ikiye bölen anketler ve hukuki krizlerin ötesinde; yargı kıskacına alınan muhalefetin, eski usul iç hesaplaşmaları bir kenara bırakıp demokratik iradeyi ve seçmen meşruiyetini koruyacak yepyeni, dirençli bir siyaset dilini inşa edip edemeyeceği tartışma konusu. "Yeni Parti mi, Yeni Siyaset mi?" odak noktasında bu gelişmeleri ele alan yazı ve söyleşilere yer vereceğiz. Tüm Yazılar