Yeni Arayış’ta her gün farklı alanlarda yazı/yorumlar çıkıyor. Mutlak Butlan kararı sonrası doğal olarak bu gelişme sonrasına ilişkin de yazı ve yorumlar yayınlandı. Bunları sitemizde bulunan “Mutlak Butlan” Odak Noktasında bir araya getirdik.

Bugünden itibaren ise bu konuda yani mutlak butlan ve sonraki gelişmeleri ele alan benzer soruları farklı kesimlerden isimlere sorduk.

Bugün MetroPoll Araştırma Şirketi Başkanı Suat Kınıklıoğlu’nun cevapları var.

CHP’de Mutlak Butlan kararına ve sonrasında yaşananlara hangi nedenle ne ad verirsiniz?

Mutlak dizayn. Şu nedenle bu hamle ile MHP ve DEM’in başına atandığı gibi CHP’ye de bir kayyım atanmış oldu. Yani muhalefetin hemen hemen bütün unsurları zapt-ı rapt altına alınmış oldu. En azından bu murad ediliyor. Ama sorun şu ki, Türkiye Azerbaycan gibi coğrafi olarak kıyıda, küçük bir nüfusa sahip, demokrasi deneyimi ve hafızası olmayan ve tabii ki petrol ve gaz gibi karbon kaynaklarına sahip bir ülke değil. Aksine Türkler halen oyları ile iktidar değiştirebildiklerini hatırlıyorlar; Türkiye 90 milyon nüfusu ile dünyanın her yeri ile irtibatlı, entelijensiyası Batı ile ilişki halindedir; coğrafi olarak medeniyetlerin ve göç yollarının tam merkezinde yer alıyor ve bu anlamda birçok bölgenin ritminin attığı ve yankılandığı bir coğrafyaya sahiptir. Tabii ki doğalgaz ve petrole sahip olmadığı için ekmeğini çalışarak ve üreterek çıkarmak zorunda. Bu yüzden bu ülkeyi tam anlamıyla izole etmek ve bunu sürdürülebilir hale getirmek mümkün değildir.

Kanımca bu “mutlak dizayn” başarılı olmayacak. 

Bu süreçte Özgür Özel’in izlediği politikayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sanırım elinden geleni yapmaya çalışıyor. Omuzlarında çok büyük bir yük var. Yanındakilerle bu yükün altından kalkabilir mi emin değilim. Büyük bir travma atlattılar ve şimdi ne yapılması gerektiğine dair bir çıkış arıyorlar ama “ortak akla” ihtiyaçları olacak. Özgür Özel’in tercihleri, içgüdüsü ve stratejisi anahtar olacak. Temennim başarılı olmasıdır. 

Özgür Özel yola nasıl devam etmeli; CHP içinde yoksa dışında başka bir parti ile mi?

Yeni bir parti sanırım tek alternatif gibi gözüküyor. Buna bir fırsat olarak da bakılabilir. Her kriz aynı zamanda bir fırsatttır. Neyin fırsatı? Hepimizin bildiği ve yıllardır muhalefet cephesini zayıflatan CHP’nin bilinen zaaflarından kurtulup yeni ve umut veren bir yapılanma fırsatı var ortada. Bu hengame içerisinde bu yeni partiyi böyle bir yaklaşımla kurgulamak çok yerinde olur. Özgür Özel ve arkadaşlarının bu ülkenin “demokrasi çadırını” genişletmesi/büyütmesi gerekiyor. Kimsenin yeni bir CHP replikasına ihtiyacı yok. Bugün Türkiye siyasetinde %30’a yakın bir kesim mevcut partilerden memnun değil. Kendilerinin temsil edilmediklerini düşünüyor. Demokrat insanlar siyasi yelpazenin sağında ve solunda dağılmış halde. Bunları yeni bir partinin çatısı altında toplamak inanılmaz bir enerji doğurur. Umarım bunun idrakindedirler.

Eğer yeni parti ile yola devam edilecekse bu nasıl bir parti (kurucularından siyasi söylemine kadar) olmalı?

Yeni bir partinin kurucuları ikinci bir CHP’den öte, yeni ve orijinal bir yapılanma olduğunu teyit eden kişilerden oluşmalı. Siyasi yelpazenin değişik taraflarında yer alan duruşları ile demokrat olan kişiler yeni partiye kazandırılmalı. Söylemin temel noktaları “normalleşme, demokrasi ve onurlu bir gelecek inşası” üzerine kurulmalı. Temel bağlayıcılığı “demokrasi ve çoğulculuk” değerleri üzerine kurulu, kamuoyunda sevilen ve beğenilen kişilerden (kadın ve gençler ihmal edilmeden) yetkin bir kadro arzu edilmektedir. Seçmen “devleti teslim edebilecek” ehil kişiler görmek ister. Bizim seçmenimiz muhafazakardır. Devleti, dış politikayı ve ekonomiyi tesadüflere bırakmak istemez. Emin ellere teslim edeceğini bilmek ister. Bu yüzden yeni bir partinin kurucuları ve anahtar isimleri beraberinde önemli mesajlar da taşıyacaktır. Zaman lehlerine değil. O yüzden hızlı hareket etmek zorundalar. En geç Eylül-Ekim gibi yeni partinin kadroları belirginleşmeli. 

Bu olası yeni partinin siyasal önceliği, siyasal pozisyonu ne olmalı?

Öncelikle AKP’nin yıllardır muhafazakâr seçmeni korkuttuğu “biz gidersek CHP gelir” yükünden kurtulmuş yeni bir siyasi parti muhafazakarlara bazı temel kazanımların (başörtüsü gibi) tehlikeye atılmayacağını anlatmalı. Ekonomide büyümeye ve alt-gelir gruplarının, emeklilerin, orta sınıfın tekrar ayağa kalkabilmesi için somut ekonomi politkaları önermeli. 8-10 tane danışman değil toplumun kendisi ile ilişki kurabileceği 1 veya 2 ekonomiden sorumlu danışmanı/gn bşk yrd olmalı. Ahali bu parti iktidara gelirse ekonomiye kimin bakacağını önceden bilmek ister. Dış politikada da seçmen açısından aynı öngörülebilirlik önemli. Bu parti merkezde olmalı. Hem merkez sağdan hem merkez soldan kadroları içine almalı. Maalesef CHP sağ cenahtan siyasetçi transferlerinde iyi bir karneye sahip değil. Bu konuda daha dikkatli olunmalı ve düzgün siyasetçiler davet edilmeli.

Bu olası yeni parti nasıl başarılı olur?

Başarı büyük oranda lider ve kadrolarına bağlı olacaktır. Türkiye’de siyaset ideoloji üzerinden değil kişi ve kişilerin yanındaki kadrolar üzerinden yürür. Tabii ki toplum nezdinde taşra ve sahadaki örgütlenme önemlidir. Burada da eski teşkilatları aynen yeni partinin çatısı altına alırsanız maksat hasıl olmaz. CHP’de bilinen delege ağalıklarından tutun, kimlik/mezhep kadrolaşmalarından “arınmak” gerekecektir. Sahada yeni yüzler görülürse yerel düzlemlerde de buna karşılık verilir. Fakat esas olan Özgür Özel ve ekibinin yetkinlik algısını yerleştirmesi ve stratejik kararlar alırken öngörülü olması, siyasi stratejisini gerçekler üzerine kurgulaması olacaktır.

Muhalefetin uzun zamandır Erdoğan’ı doğru okyamadığını düşünüyorum. Bu partinin başarılı olabilmesinin anahtarlarından biri de bugün Türkiye siyasetinin tartışılmaz başat aktörü olan Erdoğan’ı doğru okumaktan geçmektedir.

Son olarak seçmenin “değişimin mümkün olduğuna” inandırılması lazım. İktidar değişiminin bazı konularda devamlılık (savunma sanayi desteği gibi) bazı konularda da kapsamlı değişikilik (adalet, hukuk ve ekonomi) anlamına geleceği vurgulanmalı. İktidarın elindeki muazzam medya gücü ışığında yeni partinin hata yapma marjı oldukça kısıtlı. Bu yüzden disiplinli bir kurumsal iletişime çok önem verilmeli.

Bu olası partinin yükselmesine iktidar/bloku ne kadar izin verir mi?

Tabii bu Frenklerin “bir milyon dolarlık soru” dediği türden bir soru. Bu sorunun cevabı şu aşamada yok. İktidar blokunun yeni partinin işini elinden geldiği kadar zorlaştıracağı yönünde hesap yapmakta yarar var. Ne var ki, Türkiye uzun zamandır tarihi ve dramatik bir dönüm noktasına da yakınlaşıyor hissiyatı ediniyorum. 2024 yerel seçiminde elde edilen ivme doğru okunup değerlendirilebilseydi şimdi belki bambaşka şeyler konuşur olurduk ama o dönemde Özgür Özel siyasi iklimi doğru okuyamadı ve normalleşme diye bir ucubeye girişti. Bunun bir sonuç getirmeyeceğini anladığında ise siyasal-psikolojik ivme kaybedilmişti. Siyasette zamanlama herşeydir. Zamanı iyi okuyup zamanında hamle yapmak başarının anahtarıdır. Türkiye belli bir eşiği aştı. Burası Macaristan bile değil artık. Bu şartlar altında mücadele etmenin yol ve yöntemlerini öğrenmek zorunda yeni parti.

Odak Noktası 100 yazı Mutlak Butlan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP'nin 38. Olağan Kurultay'ı "mutlak butlan" (kesin hükümsüzlük) gerekçesiyle iptal etti ve Özgür Özel ve yönetimini tedbiren görevden uzaklaştırarak kurultay öncesindeki eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibini karar kesinleşene kadar tedbiren göreve iade etti. Kararın öncesi ve sonrasında gelişmeleri yazarlarımız analiz ediyor. Tüm Yazılar Odak Noktası 7 yazı Yeni Parti mi, Yeni Siyaset mi? Mahkeme eliyle yaratılan bu çift başlılık ve liderlik kördüğümü, 2024 yerel seçimlerinden birinci parti olarak çıkan Özgür Özel liderliğindeki değişim kanadını Yargıtay kararı öncesinde ciddi bir yol ayrımına sürüklemiş durumda. CHP tabanında örgütsel bir bölünme riskini ve yeni bir partileşme sürecini tetiklendi. Partinin kurumsal kimliğini ikiye bölen anketler ve hukuki krizlerin ötesinde; yargı kıskacına alınan muhalefetin, eski usul iç hesaplaşmaları bir kenara bırakıp demokratik iradeyi ve seçmen meşruiyetini koruyacak yepyeni, dirençli bir siyaset dilini inşa edip edemeyeceği tartışma konusu. "Yeni Parti mi, Yeni Siyaset mi?" odak noktasında bu gelişmeleri ele alan yazı ve söyleşilere yer vereceğiz. Tüm Yazılar