100’den fazla ülkede yayımlanan, yaklaşık 52 farklı dile çevrilen, sadece Brezilya’da milyonlarca, Türkiye’de ise yüzlerce baskı yaparak yine milyonlarca kopya satan Şeker Portakalı; resmî olarak "Çocuk Edebiyatı" sayılmasına rağmen, zannımca tek bir cümlesiyle çocukluktan çıkıp yetişkinliğe evrilen ilk kitaptır. Bu, edebiyat tarihinde belki de bir ilktir; çünkü kitabı okumaya hayal dünyasında kendine arkadaşliklar edinip, yaramazlıklar yapan bir çocuk olarak başlayan okuyucu, bir anda kendini acının o gri yetişkinliğinde bulur. Zeze’ye her şeyi çok erken anlatmışlardır. "Keşke çocuklara her şeyi çok erken anlatmasalar..." der Budala Prens, gözleri yaşlı bir sunağın önünde, ikonlara diz çökerek.

​"Öldürmek, Buck Jones’un tabancasını alıp güm diye patlatmak değil! Hayır. Onu yüreğimde öldüreceğim, artık sevmeyerek… Ve bir gün büsbütün ölecek."

​Bu cümle Zeze’nin ağzından babası için dökülür. Bu ifade ve akabinde gelişen olaylarla birlikte Zeze, henüz beş yaşında çocukluktan feragat eder ve yetişkinliğe adım atar. İşte edebiyatın ve Şeker Portakalı’nın gücü tam olarak buradan gelir: Yeryüzünde bizi büyüten ve geliştiren tek bir şey vardır; kelimeler ve acı.

​Ancak Zeze için acı çekmek, bayılana kadar dayak yemek değildir; acı, şefkati ve sevgiyi ilk kez bulduğu o sığınağın yok olmasıdır. Bu yok oluşla birlikte hem Zeze büyür hem de okur saniyeler içinde yaş alır. Bu kalp kırıklığı artık sadece Zeze’ye ait değildir, okuyucuya da sirayet eder. Aradan kırk sene geçse de geçmeyen o sızı, okuru sarmalar ve bir daha asla terk etmez.

​"Dünyaya sadece gerçekten bir kez bakarız; çocuklukta. Gerisi hatıradır." Zeze dünyaya en son beş yaşında, en sevdiği dostu Portuga’nın yanındayken "çocuk" gözleriyle bakmıştır. Sonrası ise sadece yetişkinliktir. Bilirim kendimden ve sanırım her şeyin erkenden anlatıldığı birçok çocuk da bilir ki; çocukken en sevdiğinin ölümü, aslında çocukluğun bitişidir. Kalan yaşam ise sadece hatıralardan ibaret olacaktır.

​Yazar o kadar güçlüdür ki, hiçbir çocuk edebiyatçısının cesaret edemediğini yapmış; Zeze ile birlikte okuyucuyu da şefkatin o sevgili kollarıyla sarmış, sonra o şefkati geri çekerek bizi acıyla baş başa bırakmıştır. Ve dünyaya en değerli mesajını fısıldamıştır: Şefkat ve sevgi her şeydir.