CHP’nin seçilmiş son Genel Başkanı Özgür Özel, dün son kez Meclis’te CHP çatısı altında son konuşmasını yaptı ve partiye veda etti. Ve fiili olan yasal hale geldi.

Duygusal değil gerçekçi bir veda konuşması oldu Özel’in ki.

Kuşkusuz Özel ve onun gibi tüm siyasi hayatını CHP’de geçirenler için CHP’den ayrılmak, istifa etmek zor bir karar ve onlar bu zor kararı verdiler. Bu cesaret karşılaşabilecekleri düşünüldüğünde Özel’in konuşmasında ifade ettiği gibi “ateşten gömlek giymek” anlamına geliyor ki, onlar bunu yaptılar.

Diğer yanda bu karar, geç kalınmış ama doğru bir karardı.

Gerek yazılarımda gerekse katıldığım yayınlarda bu adımın ilk günlerde atılmasını savundum.

Bunu ifade ederken, mutlak butlana sadece CHP tabanında değil farklı toplumsal kesimlerden gelen tepkinin büyüklüğü kadar, mutlak butlan kararı ile göreve gelen Kemal Kılıçdaroğlu’nun kişisel ve siyasi motivasyonlarını tahmin ettiğimdendi. Nitekim Kılıçdaroğlu ve ekibi beni şaşırtmadı. Ama daha ilginç olanı, Kılıçdaroğlu ve ekibin beklentisinin aksine Özel ve ekibine desteğin her geçen gün azalmayı bırakın artmasıdır.

Kuşkusuz bunda Özel’in halkın içine karışması, kaynaşması, onlara dokunmasının büyük payı var. Ve Özel gittiği her yerde CHP’lilerden çok CHP’li olmayanların desteğini aldı.

Bu açıdan partiyi toplum Özel’e kurdurdu desek yanlış olmaz.

ATATÜRK’Ü İSTİSMAR ETMEK

Dün Özel’in konuşmasından sonra sosyal medyada destek ve itiraz paylaşımlarına baktığımızda karşımıza ilginç bir durum çıktı.

Kılıçdaroğlu, ona yakın ya da destekleyen paylaşımlar tartışmayı ideolojik bir noktaya çekerek Özel’i semboller üzerinden sıkıştırmaya çalıştılar.

İçinde “Atatürk”, “Altı Ok”, “Cumhuriyet” gibi kavramların geçtiği yüzlerce paylaşım gördük.

Hatta CHP Genel Merkezi’ne üzerinde “Ne cumhuriyetinden ne partinden vazgeçmeyeceğiz" (imla hatası afişten) yazan kocaman bir bez afiş asarak; Özel ve ekibini bir anlamda Cumhuriyet ve partiden vazgeçmekle itham ettiler. Gerçeğin bu olmadığını bilmelerine rağmen.

CHP Genel Merkezi’ne asılan o afişin açık mesajı; Özel ve ekibinin Atatürk’e atfedilen; “Benim iki büyük eserim var; biri Türkiye Cumhuriyeti diğeri Cumhuriyet Halk Partisi" sözünden hareketle, “CHP ve Cumhuriyet’i” terk ettiğidir.

Gerçeğin bu olmadığını alelacele o afişi hazırlayanlar da biliyor.

Bu afiş en basit hali ile siyaseti, fikir ve düşünceden soyutlayarak, sembol ve kavramlara indirgemekten başka bir şey değildir. Ve bunu asanlar, CHP ve Cumhuriyet’i iktidar hedefi için değil, küçük iktidar hesapları için savunduklarını bildiklerine kuşku yok.

Bu açıdan dünkü yazımda ifade ettiğim biçimiyle Özel liderliğinde yeni parti başarılı olacaksa, toplumsal destek kadar önemli bir unsurun da düşünsel yenilenmeyi sağlayacak bir entelektüel kapasite gelişiminin önünü açmak ve bu kası geliştirmek durumundadır.

HAMASET DEĞİL SİYASETE İHTİYAÇ VAR

Şu çok açık ki, CHP gerek tarihselliği, gerek örgütlülüğü ile soldaki tüm arayışlarının gözünün olduğu bir parti oldu.

CHP’deki tüm kritik değişimlerde bunu gördük.

Nitekim Kılıçdaroğlu 22 Mayıs 2010’da Genel Başkan seçildikten sonra siyasi arayışlarını sürdüren 10 Aralık Hareketi, TDH ve EDP gibi oluşum ve partilerden CHP’ye büyük katılımlar oldu.

Şimdi benzer bir durum ama farklı nedenlerle Özel liderliğindeki Yeni Parti’ye olacak. Çünkü Yeni Parti, toplumun farklı kesimlerinin uzunca bir süredir yaşadığı AK Parti yorgunluğunu, içinde olduğu sorunları aşmak için en güçlü umut gördüğü Özel liderliğindeki parti ile aşılabileceğine inanıyor.

YENİ PARTİ ELİTLERİNE UYARI

Özel’in sorumluluğu da tüm bu kesimleri içine alacak bir çoğulculuk temelinde “daha çok demokrasi”, “daha çok özgürlük”, “daha çok adalet” talep eden insanlarla ve kurumlarla doğrudan temasa geçerek onları içine alan bir Türkiye İttifakı kurmak durumundadır.

Bu siyaset, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Atatürk başta olmak üzere tüm “Altı Ok”, “Baba Ocağı”, “Kemalizm” gibi kişi, kurum ve sembollerin siyasi istismar aracı olmaktan çıkarılarak siyasetin hamaset üzerinden değil sahici, topluma dokunan düşünce, fikir ve ideoloji üzerinden yapılmasının yolunu açacaktır.

Ama burada şu tehlikeye hemen dikkat çekelim ki, CHP’den istifa eden parti yöneticileri de bu sembolleri siyaseten ne kadar az kullanırlarsa o kadar iyi olur. Bu, o sembolleri inkar değil, onları siyasal istismar aracı olmaktan çıkarılmasıdır.

Bu açıdan Yeni Parti, butlan CHP’sini siyaset aşan daha geniş bir toplumsal kesime seslenen, onların taleplerini siyasete taşıdıkça güçlenecektir.

Bu da, Yeni Parti’nin dünkü yazımda ifade ettiğim entelektüel mutfağı ne kadar çoğulcu ve üretken olursa, yeni siyaset o kadar güçlenir ve Türkiye İttifakı'nın yolu o kadar açılır.

Unutmayalım ki, mesele yeni parti kurmak değil yeni bir muhalefet bloğu kurmaktır. Yeni Parti’nin hedefi de bu olmalıdır.

Odak Noktası 26 yazı Yeni Parti mi, Yeni Siyaset mi? CHP'nin kurumsal kimliğini ikiye bölen anketler ve hukuki krizlerin ötesinde; yargı kıskacına alınan muhalefetin, eski usul iç hesaplaşmaları bir kenara bırakıp demokratik iradeyi ve seçmen meşruiyetini koruyacak yepyeni, dirençli bir siyaset dilini inşa edip edemeyeceği tartışma konusu. "Yeni Parti mi, Yeni Siyaset mi?" odak noktasında bu gelişmeleri ele alan yazı ve söyleşilere yer vereceğiz. Tüm Yazılar