Bu yazıda yapay zeka deepfake teknolojisi ve buna karşı koruyucu hukuk düzenlemelerinden bahsedeceğim.
Deepfake teknolojisi, yapay zeka destekli algoritmalar kullanarak gerçekçi ama sahte görsel ve videolar üreten bir sistem. Bireylerin yüzlerini veya seslerini manipüle ederek gerçek dışı görüntüler ve videolar oluşturabilen bu teknoloji yaratıcı kullanımların yanı sıra, çeşitli hukuki ve etik sorunlara da yol açıyor.
Popüler örneklerinden biri dünyaca ünlü şarkıcı Taylor Swift’in 2024 yılı ABD başkanlık seçimleri sırasında başına geldi. Swift’in bir adayı desteklediği görüntüler üretildi ve sesi ile görüntüsü kullanılarak pornografik içerikler yayınlandı. Swift’in avukatlarının izlediği inovatif yönteme değinmeden önce deepfake’e karşı klasik hukuk yöntemleriyle nasıl koruma inşa edilebiliyor kısaca inceleyelim.
Deepfake’e karşı hukuki korumalar
- Kişilerin rızası olmaksızın görüntü ve seslerinin çeşitli şekillerde montajlanması T.C. anayasası kapsamında kişinin toplumsal algısı bozulması, şeref ve itibarının zedelenmesi, ayrıca bedensel bütünlüğüne yönelik kişi dokunulmazlığı, kişisel verilerin korunması, özel hayatın gizliliğine aykırılık gibi pek çok açıdan kişilik haklarının ihlali anlamına gelebiliyor.
- Kişisel verilerin korunması hukuku bakımından ise yapay zekâ modellerinin eğitimi ve deepfake süreçleri rıza olmaksızın kişisel verilerin işlenmesi (görüntülerin edinilmesi, kullanılması vb.) anlamına geliyor. Türkiye’de düzenlenmiş veri koruma yasası ve bunun temelini oluşturan Avrupa Birliği düzenlemesi GDPR, Amerika California eyaletinde geçerli CCPA gibi düzenlemeler, kişinin tanınırlığını sağlayan yüz görüntüleri, sesi gibi verilerini özel nitelikli veri sınıfında sayıyor ve bunların işlenmesi sonuçları elbette ki isim, adres vb. gibi verilerin rızasız kullanılmasının sonuçlarından daha ağır.
- Tüm bu sayılanlar bir bütün olarak birçok ülkede aynı zamanda ceza kanunlarının devreye girmesinin de nedeni. Deepfake içeriklerin üretim ve yayılma amacı, örneğin kişileri asılsız durumların içerisindeymiş gibi gösterilmesi, iftira ve hakaret suçlarını da oluşturabilir. Bu noktada verilerin işlenmesine yönelik idari yaptırımlara ek olarak cezai yaptırımlar da uygulanabilir.
- Ayrı bir alan olan telif hukuku bağlamında ise Taylor Swift örneğindeki gibi sanatçıların görsel/ses materyallerinin yapay zekâ tarafından izinsiz kullanımı fikir ve sanat eserleri hukuku çerçevesinde de ayrı bir ihlal konusu oluşturabilir.
Taylor Swift ve marka koruması
2024 yılında Taylor Swift’in siyasi parti adayı savunması ve pornografik görüntülerle deepfake tuzağına düşmesiyle geleneksel kişilik hakkı korumasının bu sınırsız teknoloji karşısında yetersiz kalabileceğini düşünen Swift’in avukatları şarkıcının marka değeri üzerinden ilerlemeye karar verdi ve sanatçının sahne imajı tescil edildi.
Taylor Swift’in The Eras Tour’daki kıyafeti, çizmesi ve pembe gitarından oluşan bedensel görünümü Amerikan Marka ve Patent Ofisi (USPTO) nezdinde “marka” olarak tescilli.
Buradaki temel amaç, yapay zekâ tarafından üretilen taklit ve aldatıcı içerikleri "marka tecavüzü" yoluyla da engelleyebilmek aslında. Nitekim Oscar ödüllü aktör Matthew McConaughey de yapay zekâ kopyalarına karşı korunmak amacıyla sesini ve görüntüsünü marka olarak tescil ettiren ilk ünlülerden biri.
Görüntüler marka hukuku ile korunabilir mi?
Marka korumasından faydalanmak için yapılan tescil işlemlerinde korunmak istenen materyalin ayırt edici olması gerekiyor. Bir insan yüzü veya bedensel duruşu marka kavramı açısından ayırt edici midir sorusunun yanıtı oldukça tartışmalı. Burada nüans her bir insanın diğerinden mutlak bir şekilde farklı oluşu marka hukuku bağlamında “ayırt edicilik” kavramını karşılamaması.
Ünlülerin kendilerine özgü imajlarının, ayırt ediciliği daha kolay sağlayabildiği söylenebilir. Yine de Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisinin (EUIPO) bu konuda farklı kararları mevcut. Hollandalı oyuncu ve şarkıcı Jan Smit’in yüzünün doğal bir görünümünün ayırt edici herhangi bir işaret taşımaması sebebiyle ticari marka olarak korunmayacağına karar verdi.
Türk hukukunun da AB hukukunda olduğu gibi yüz/beden markalarına mesafeli yaklaşımı düşünüldüğünde, bu yöntemin deepfake'e karşı en azından bizim ülkemizde mutlak bir kalkan oluşturamayacağı söylenebilir.
Dijital Kara Kutu ve Sınırlar
Her geçen gün dijital dünyadaki varlığımız büyüyor. Fotoğraflar, videolar, ses kayıtları kişiye dair her şey artık dijital dünyaya taşınıyor. Yalnızca ünlüler değil, herkesin kayıtları ortak bir havuzda. Buna karşı yapay zekânın karmaşık yapısında keskin denetimlerin nasıl yapılabileceği, hukuken sorumluların kimler olduğu gibi sorular henüz net cevaplar bulamamışken, teknoloji ışık hızıyla ilerliyor. Asıl mesele, hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen bu teknolojinin varlığı değil; onun hukuk, etik ve insan onuru ekseninde nasıl sınırlandırılacağı...

