Edoğan, siyasete parti kurarak girdiğinde seküler mahalle onun 25 yıla yaklaşan bir süre ülkeyi yöneteceğini öngörmemişti. Ama o, hem iktidara geldi ve hem de yönetti. Siyasetin doğasında olan bir özellikti bu.

Doğrusu Erdoğan’ın siyasete çıkışında seküler mahalle ve özellikle de parti olarak CHP birinci dereceden sorumluydu. Çünkü CHP kurucu parti olarak Erdoğan’ın temsil etmek istediği siyasi ideolojinin ne kadar derinlere indiğini fark etmedi. Ayağa kalkan kitlelerin neden ayağa kalktığını anlamadı. Bu, neredeyse hınç dolu siyasi ruh halinin aslında Cumhuriyet kurulurken kendilerinin ötekileştirildiğini düşünen İslami duyarlılıkları yüksek toplum kesimlerinin ruh hali olduğunu düşünmedi. 

Böyle bir ontolojik farklılığı göremeyen CHP, “ikna odaları” kurarak bu yükselişe karşı mücadele edebileceğini bile düşündü. Ama hayat öyle gelişmedi. Erdoğan’ın “rövanşist” tutumu Kurucu Babaların kurdukları Cumhuriyet’i “paranteze” almak amacıyla yürüdü gitti. Ve böylece bugünlere geldik.

Doğrusu geçmişte seküler mahalle ve özel olarak da CHP, AKP ve Erdoğan’ı anlamamakla ne kadar yanılmışsa bugün İslami mahalledekiler de Özgür Özel ve Yeni Parti konusunda o kadar yanılıyorlar. Özgür Özel ve arkadaşlarının arkalarına aldıkları bugünkü yükselen dalga, tıpkı AKP ve Erdoğan’ın dün arkalarına almış olup da onları 25 yıla yakın iktidarda tutan sosyolojik dalgaya çok benziyor.  Her ikisi de sahici!

Ne geçmişte Erdoğan toplumu istediği yöne çekmek konusunda özel bir kudrete sahipti ne de şimdi Özgür Özel. Kendileri istemiş olsalar bile sonunda milyonlarca insanın iradesini yönlendirebilmek sadece onlara kalmış bir şey değildir. Siyaset bilimcilerin “Modern siyaset medya siyasetidir!” demelerinin nedeni de budur! Yani siyasetçilerin etkilerinin belirli sınırlarının olması “medya” gibi toplumun düşüncelerini etkileme imkanı veren bir aracın kullanılmasını da “özel” kılıyor.

Evet biz iktisattan da biliyoruz ki “reklam”, satmayı düşündüğünüz bir malı tüketici gözünde cazip hale getirerek satın alınmasını arttırabilir. Ama hepsi bu kadardır. Reklam yaparak malın talebi bir miktar artar ama malınızın satın alınmasını asıl belirleyen şey reklam değil malınızın niteliğidir. Onun için ne kadar yüksek medya imkanınız olursa olsun siyasette nasıl bir fikre sahip olduğunuz ve bu fikrin toplumsal bir karşılığının olup olmamasıdır önemli olan.

Onun için Erdoğan’ın CHP siyasetini de manipüle ettiği iddiası bir doğruluk payı taşısa da bilmeliyiz ki Özgür Özel ve arkadaşlarının arkalarına aldıkları rüzgar, “yaratılmış” bir rüzgar değildir. Okuyana da tuhaf gelebilir ama bu rüzgar, Erdoğan iktidarının ateşlediği bir rüzgardır ve tıpkı Erdoğan’ın bir zamanlar arkasına aldığı rüzgar kadar “sahici” bir rüzgardır.

O nedenle de Yeni Parti’nin yolu kesilebilir, yeni engeller üretilip önlerine konabilir, bu yönde her fırsat değerlendirilebilir, ama burada esas olan Yeni Parti’nin, onu buraya getiren rüzgarların ne söylediğini iyi anlamasıdır. Çünkü Türkiye’nin daha fazla özgürlüğe, daha fazla demokrasiye, daha fazla farklılıklarla birlikte yaşama isteğine ve daha fazla yerelliğe ihtiyacı vardır. Bence meydanları hareketlendiren rüzgarların da söylediği budur.

Odak Noktası 42 yazı Yeni Parti mi, Yeni Siyaset mi? CHP'nin kurumsal kimliğini ikiye bölen anketler ve hukuki krizlerin ötesinde; yargı kıskacına alınan muhalefetin, eski usul iç hesaplaşmaları bir kenara bırakıp demokratik iradeyi ve seçmen meşruiyetini koruyacak yepyeni, dirençli bir siyaset dilini inşa edip edemeyeceği tartışma konusu. "Yeni Parti mi, Yeni Siyaset mi?" odak noktasında bu gelişmeleri ele alan yazı ve söyleşilere yer vereceğiz. Tüm Yazılar