La Fontaine’nin masallarını bilirsiniz.
O masalların birinde, ressamın birinin, yerde yatan bir aslanı ve başında bir insanı resmettiği anlatılır. Öyle resmedilmiş ki aslan, o insan tarafından haklanmış gibi.
Sergiyi gezenler, resmi çok beğenmiş.
“İnsan, başka bir şey” diye kendi aralarında konuşurlarken, gerçek bir aslan çıkagelmiş.
İnsanları almış bir telaş.
Masal bu ya, aslan konuşmuş:
“Bu resme göre siz ayakta, biz yerde” demiş ve şöyle devam etmiş:
“Resmi yapan sizi aldatmış. Hiç aslan görmemiş. Siz de aldanmak için elinizden geleni yapıyorsunuz. Şöyle düşünün; bizden bir ressam çıksaydı, bu resmin tersini görürdünüz. Üstelik yalan da olmazdı.”
Böyledir; söylem üstünlüğünü elinde bulunduranlar, çoğunluğu oluşturdukları halde sesleri duyulmayan milyonlara, hep olmadık şeyler anlatırlar.
Bir Afrika atasözü, “aslanlar kendi tarihini yazana dek, avcılık öyküleri, hep avcının kahramanlığını anlatır” der.
HALKIN YAZDIĞI TARİHE SAHİP ÇIKMAK
Bugün Türkiye’de yaşananlar, adı geçen masalın ve söz konusu atasözünün doğrulandığını gösteriyor. Yeni Parti Lideri Özgür Özel’in şu sözleri de, bunu doğrular niteliktedir:
“Bizi YENİ PARTİ sürecine millet sırtımızdan itti. Yani partiyi millet kurdu. Biz CHP’li siyasetçiler olarak, orada sonuna kadar hukuki mücadele verdik. Ama millet, ‘yeter artık’ dedi.”
Sürecin içinde ve doğrudan tanığı olarak, halkın bir tarih yazdığı açıktır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, ‘halkın kurduğu parti’nin, halkın elinde kalması için azami duyarlılığın gösterilmesi gerektiği gerçeğidir.
Hepimiz biliyoruz; CHP’de, sıradan ama nitelikli ve yetenekli insanların siyaset yapmasının önünde çok sayıda engel vardı. Sayıları az ama ‘örgütlü aparatçikler’, CHP’nin daha işlevsel bir parti olmasının önünü tıkamışlardı.
Söz konusu ‘örgütlü aparatçikler’in Yeni Parti’ye sızma riski elbette var. Bu riskin önüne geçmek için Genel Başkan Özgür Özel, Yeni Parti’nin kapsayıcı olmasına; bütün demokratları kucaklaması gerektiğine özellikle vurgu yapmıştı.
Süreçte görüldü ki nitelikli ve yetenekli pek çok insan, Yeni Parti etrafında toplanıp siyaset yapmak ve kendi tarihlerini yazmak istiyor. Tıpkı masaldaki ve atasözündeki aslanlar gibi…
KESİŞİM KÜMESİNİ BÜYÜTMEK
Siyaset, aynı zamanda matematiktir; aritmetik özelliğe geometrik bir içerik kazandırabilmek için YENİ PARTİ’nin kesişim kümesini olabildiğince genişletmek gerekir. Bizim Ankara’da gördüğümüz bu kesişim kümesi ne kadar genişletilebilirse YENİ PARTİ’nin iktidar olma şansı da o kadar yükselecektir.
Güvencesi nedir?
Tarihsel, toplumsal ve güncel liderliktir bu sürecin güvencesi.
Hepimiz biliriz ki iyi bir lider, “sıkıntıyı sıkıntının oluşmasından önce çözer.” Liderlik, “tehlikeyi tehlikenin oluşmasından önce, yok olmayı yok olmadan önce, belayı bela gelmeden önce kestirebilmek” anlamına gelir.
Ne yapmalı o halde?
İlkesel olarak güven vermektir, ilk yapılması gereken. İkincisi ve daha da önemlisi, yetenekli ve nitelikli tek tek insanların toplumsal güvene kavuşmasını sağlamaktır. O zaman YENİ PARTİ, siyasal partiler tarihimize geçen herhangi bir parti olmaktan çıkar; halkın umudu haline dönüşmüş bir parti haline gelir. Türkiye’nin ihtiyacı da budur!
İnsanlar çığ gibi akıyor YENİ PARTİ’ye. Bu akışı çoğaltabilmek, eski alışkanlıkların geride kalan partide bırakılmasıyla mümkündür.
Ne demişti Mevlana?
“Dün dünde kaldı cancağızım/ Artık yeni şeyler söylemek lazım”.
Yürüyelim.
Odak Noktası 42 yazı Yeni Parti mi, Yeni Siyaset mi? CHP'nin kurumsal kimliğini ikiye bölen anketler ve hukuki krizlerin ötesinde; yargı kıskacına alınan muhalefetin, eski usul iç hesaplaşmaları bir kenara bırakıp demokratik iradeyi ve seçmen meşruiyetini koruyacak yepyeni, dirençli bir siyaset dilini inşa edip edemeyeceği tartışma konusu. "Yeni Parti mi, Yeni Siyaset mi?" odak noktasında bu gelişmeleri ele alan yazı ve söyleşilere yer vereceğiz. Tüm Yazılar

