Avrupa söylemekten bıkmadı bizde dinlemekten bıkmadık.

Artık AB Türkiye ilişkilerinde Türkiye sanki kasıtlı olarak yürütülmeyen kötürüm olmuş hasta misali bir duruma düşürüldü.

2005 yılında tam üyelik müzakerelerine başlamışız ki bu süreç 2018 yılında akamete uğramış ve günümüzde süreç adına artık yaprak bile kıpırdamıyor.

Oysa AB süreci sürekli büyüme ivmesi kazanarak hareket ediyor ve bizim müzakerelere başladığımızda esemesi bile okunmayan ülkeler birliğe tam üye olarak hem yaşam ve hem de özgürlükler standardını üst seviyelere taşıdılar.

Bizde tam aksine geriledikçe geriledik günümüzde hukuk devletinde uzak insanların yoksulluk ve işsizlik altında ezildiği bir durumdayız.

İspanyol parlamenter Nacho Sanchez Amor tarafından hazırlan raporda Vize sorunundan yargıya, Akın Gürlek’e oradan özgürlükler sorununda mutlak butlana ve bölgesel ilişkilere varana kadar pek çok sorun raporda yerini almış. Ve rapor adeta Türkiye’nin MR gibi olmuş..

AP raporu 381 kabul, 107 karşı ve 171 çekimser oyla kabul etmiş…

Türkiye hükümetinden rapor hakkında yapılan açıklamalar her zamanki gibi basmakalıp açıklamalar. Yok “rapor yok hükmündedir.” Yok “siyasi saiklerle hazırlanmış bir rapor” herhangi bir yaptırımı olan bir şey değil diye geçiştirici bir dil ve siyasi üslupla raporlar hep sümen altı edildi. Bu durum aynen doktorun lafını dinlemeyen bildiği gibi davranan hasta haline benziyor.

Böylece de olan millete oluyor.

Orta yerde ne özgürlük ve ne de refah hiçbir gelişme olmuyor. Burnumuzun dibindeki AB üyeliği olanağından yararlanmak varken Türkiye halkı için özellikle gençler öyle böyle değil çok büyük fırsatları kaçırmış oluyor, geleceğimizle kumar oynuyoruz.

Neden çünkü AB demokrasi ve hukuk alanında Türkiye’de ki durumu otoriter görüyor ve ülkenin bu alanda AB standartları seviyesine getirilmesini talep ediyor. Ak Parti hükümeti buna cevap olarak bırakın AB standartlarını demokrasi ve hukuk adına ülkeyi daha da geriye götüren karar ve operasyonlara imza atarak otoriter bir rejimi sürdürüyor.

Oysa “AB olmazsa bizde o kriterleri Ankara kriterleri yapar yola devam ederiz.” diyorlardı.

Şimdi raporda alınmış bazı konulara göz atalım.

AP'ye göre mevcut durumda müzakerelere dönülmesi için hukukun üstünlüğünün ve demokratik süreçlerin korunması konusunda somut ilerleme kaydedilmesi gerekiyor.

Bu tür bir ilerleme sağlanmadığı takdirde katılım sürecinin yeniden başlatılamayacağının vurgulandığı belgede şu ifadelere yer verildi:

"AP, bu süregelen eylemsizliği, Türk hükümetinin reform ya da üyelik sürecini yeniden canlandırma konusunda gerçek bir siyasi iradeye sahip olmadığının açık bir göstergesi olarak değerlendiriyor."

Türkiye, AB'nin üyelik süreci konusunda ahde vefa ilkesine uygun hareket etmediğini savunuyor.

Ankara, Brüksel'in üyelik perspektifini güçlendiren bir yaklaşım içinde olmadığı görüşünde.

İlişkilerin, bazı üye ülkelerle yaşanan ikili sorunların rehini haline gelmesine izin verildiği de Türkiye'nin öne çıkan eleştirileri arasında yer alıyor.

Schengen vizesine ilişkin konular metinde geniş şekilde işlenirken Türkiye'ye vize muafiyeti için gerekli olan son altı kriteri yerine getirme çağrısı yapıldı.


Vize kolaylaştırma adımlarına destek veren ve üye ülkelere bu konuyla bağlantılı kaynak artırımı çağrısında bulunan AP'nin, bu yıl hizmet pasaportlarına atıf yapması dikkat çekti:

"AP, Türk hükümetinin, tüm nüfusa fayda sağlayabilecek bir çerçeve oluşturmak için gerekli adımları atmazken sayıları bilinmeyen hizmet pasaportlarını suistimal etmesinden üzüntü duymaktadır."

AP, "Türkiye'de hukukun üstünlüğünün ciddi şekilde aşınmaya devam etmesi ve yargı bağımsızlığının bulunmaması konusunda derin endişelerini" dile getirdi.

Belgede, "AP, yargı sistemindeki tarafsızlık ve bağımsızlık eksikliğini ve çifte standartların yaygın olarak uygulanmasını esefle karşılamaktadır" denildi.

Rapora, "hükümet destekçilerine muhalefet üyeleriyle aynı şekilde davranılmadığı" notu düşüldü.

Osman Kavala: Hiçbir Batı ülkesi beni özgürlüğüme kavuşturmak için pazarlığa girmez

Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş hakkındakiler de dahil olmak üzere Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasını isteyen AP, İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun dava sürecini eleştirdi ve tutukluluk halini bir kez daha kınadı.

Türkiye gerek AB Komsiyonu'nun gerekse AP'nin raporlarında yargı, temel haklar ve iç siyasi gelişmelerle ilgili olarak yapılan vurguları taraflı, önyargılı ve temelsiz iddialar olarak değerlendiriyor"

Bu yetkililer arasında, kayyum rolünü üstlenenler ve onları atayanlar veya devletin baskıcı mekanizmasında kilit rol oynayanlar, örneğin eski İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek gibi isimler yer almaktadır" ifadeleri kullanıldı.

AP'nin çağrısı ilgili kişilerin AB'deki varlıkların dondurulması odaklı.

AP ilk kez spesifik isim belirtse de kısıtlayıcı önlem çağrısı ilk değil.

Hasılı AB’ye tam üyelik 2005/2010 yılları arasında ülke halkının hayali ve umudu idi şimdi umudu kaybetmiş bir halk ve daha önemlisi bir gençlik var.

MAK Danışmanlık Şirketi yaklaşık sekiz bin TC vatandaşlarına sordu. Soru şu; Size kalıcı olarak bir ülke vatandaşlığı verilse Türkiye’yi terk edip o ülkeye yerleşmeyi düşünür müsünüz?

Bu soruya vatandaşların %64’ü evet cevabı vermiş…

Uzun lafın kısası…