Hayat bazen üst üste gelen sınavlar gibi hissettirebilir. Bir sorun çözülür, başka bir yerden bir yenisi çıkar. İş hayatındaki stres, ilişkilerde yaşanan hayal kırıklıkları, ekonomik kaygılar, beklentiler, yorgunluklar… Özellikle son yıllarda birçok insanın ortak duygusu şu oldu: “Bir şeyler gerçekten çok zor.”

Peki böyle bir dünyada pozitif kalmak mümkün mü?

Öncelikle şunu ayırt etmek gerekiyor: Pozitif kalmak, her şeye iyi tarafından bakmaya çalışmak değildir. Sürekli mutlu olmak ya da yaşanan olumsuzlukları görmezden gelmek hiç değildir. Bazen insanlar pozitif olmayı, gerçeklerden kaçmak ya da “boş ver, geçer” demek gibi algılıyor. Oysa gerçek pozitiflik çoğu zaman tam tersidir.

Gerçek pozitiflik; olanı inkar etmeden, yaşananın ağırlığını kabul ederek onun sizi tamamen ele geçirmesine izin vermemektir.

Hayat her zaman planladığımız gibi ilerlemiyor. En çok güvendiğiniz insanlar sizi şaşırtabiliyor. Büyük emek verdiğiniz işler istediğiniz sonucu vermeyebiliyor. Çok güçlü hissettiğiniz bir dönemde bir anda yorulabiliyor, hiç beklemediğiniz bir anda kırılabiliyorsunuz.

İşte tam da bu noktada önemli olan şey, negatif duyguların varlığı değil; o duygularla kurduğumuz ilişki oluyor.

Çünkü negatif hissetmek insan olmanın doğal bir parçası. Öfkelenmek, üzülmek, kaygılanmak ya da yorulmak bir zayıflık değil. Sorun, bazen o duyguların bizi tamamen yönetmesine izin vermemiz.

Bir olay yaşanıyor ve bir anda bütün günümüz kötü geçmeye başlıyor. Bir kişinin tavrı, aldığımız bir haber ya da küçük bir hayal kırıklığı tüm enerjimizi aşağı çekebiliyor. Oysa zamanla insan şunu fark ediyor: Kötü bir an, kötü bir gün demek değil. Kötü bir gün de kötü bir hayat anlamına gelmiyor.

Pozitif kalabilmek, can sıkıcı bir günün içinde kendinize küçük iyi alanlar açabilmekte… Bir kahve molasında, sevdiğiniz bir şarkıda, kısa bir yürüyüşte ya da sadece birkaç dakikalık sessizlikte. Dışarıdaki karmaşa tamamen bitmese bile kendi içinizde küçük bir denge kurabilmekte.

Çünkü hayat çoğu zaman siyah ve beyazdan oluşmuyor. Aynı gün içinde hem canımız sıkılabiliyor hem de güzel bir şeye gülebiliyoruz. Aynı anda hem mücadele ediyor hem de şükredecek şeyler bulabiliyoruz.

Her şey yolundayken iyi hissetmek kolay. Asıl mesele, hayat kusurluyken de kendi iç dengenizi koruyabilmek. Negatifliğin içinde tamamen kaybolmadan, kendinizi yeniden toparlayabilmek.

Çünkü hayat her zaman kolay olmayacak. Ama güçlü olmak, hiç düşmemek değil; düştüğünüz yerde uzun süre kalmamayı öğrenmek.

Ve belki de gerçek pozitiflik tam olarak böyle bir şey: Fırtınayı inkar etmek değil, yağmurun altında yürümeyi öğrenmek.