CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin olarak Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, 21 Mayıs 2026 tarihinde mutlak butlan kararı verdi. Bu hukuksuz karar doğrultusunda eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu dönemin parti yönetimi göreve döndüler.

Böylece CHP'de oluşan atanmış ve seçilmiş yönetim gerilimi ve çatışması, 21 Temmuz 2026 Salı günü CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel'in TBMM'deki milletvekili grup toplantısında yaptığı konuşmayla yeni bir aşamaya girdi.

Özgür Özel,  bu süreçte birlikte davrandığı milletvekillerinin kurucusu olacakları yeni bir parti kuruyor. Yargının mutlak butlan kararıyla gasp edilen parti yönetimini geri almak için 60 gündür sokaklarda, parti binalarında, mitinglerle ve toplantılarla sürdürülen direniş hareketine paralel olarak ikinci bir hareket başlatıldı. Zamanında ya da erken yapılacak seçimlerde muhalefetin  iktidarı sandıkta yenmesinin odağı olacak bir   parti kurmak hedeflenmiş  durumda olduğu anlaşılıyor.

Bu kararı Özgür Özel'e aldıran temel etken, mutlak butlan kararının hemen ardından yağmur altında Genel Merkez binasında başlayıp Meclis'e yürüyerek başlatılan 60 gün il ve ilçelerde sürdürülen seçmen hareketinde yükselen talep ve beklentiler oldu. CHP tarihinde ilk kez parti seçmeni, seçilmiş yönetimin rotasını belirledi.

Bir anlamda yeni bir parti kurulması kararı, aşağıdan yukarıya gelişen bir siyasal kararlaştırma sürecinin ürünü oldu.

 Bunun birkaç farklı dinamiği olduğu gözlemleniyor. Birincisi, son yerel seçimlerle açığa çıkan iktidar değişikliği ihtimali ve bunun güçlü bir olasılık hâline gelmesi. Diğeri ise resmî adıyla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin çoklu rejim krizinin ulaştığı boyutun toplumda yarattığı bıkkınlık, yorgunluk ve iktidardan kurtulma arzusudur.

Gençlerin seçmen kitlesi içinde etkili bir konuma ulaşmaları, beklentilerinin eski tarz siyaset ve yöneticilerle büyük ölçüde uyuşmaması ve seçmendeki sosyal değişim de bu dinamikler arasındadır. En önemlisi ise CHP seçmeninde, 2023 milletvekili seçimleri sonrasında Özgür Özel'i genel başkanlığa taşıyan değişim dinamiğidir.

Özgür Özel ve arkadaşları zor ve riskli bir karar verdi. Bütün bu farklı ve zaman zaman birbiriyle çatışan siyasal dinamiklerin beklentilerine yanıt vermek kolay olmayacaktır.

Mutlak butlancı CHP yönetiminin Özgür Özel liderliğine karşı duruş kapasitesi ve etki gücü iki aylık süreçte büyük ölçüde açığa çıktı. Büyük bir yalnızlaşma, güçsüzleşme ve çaresizlik yaşanıyor.

İktidarın muhalefeti parçalamak ve zayıflatmak konusunda hiçbir sınır ve hukuk tanımayan tavrı ile başvurabileceği yöntemlerin ne gibi sonuçlar doğuracağının öngörülemez olduğu bir siyasal ortamda, Özgür Özel'in kurduğu partinin iktidarı sandıkta yenmesinin hiç de kolay olmayacağı açıktır.

Yeni parti, adeta mayınlı bir tarlada seçim kazanmaya çalışacaktır. Dünyada örneği bulunmayan antidemokratik yüzde 50 artı 1 seçim sistemi yanında, sınırlı olanaklarla, parçalı ve aşırı derecede kutuplaştırılmış seçmeni ortak bir paydada buluşturacak bir seçim stratejisi izlemek zorunda kalacaktır.

Bu anlamda yeni parti, bir geçiş sürecinin geçici seçim partisi niteliğinin baskın olduğu bir yapı olacaktır. En azından verili siyasal koşullar bunu zorunlu kılmaktadır.

Yeni partinin, CHP'nin devamı olmaya zorlayan cumhuriyetin kurucu partisi olma gerçekliği ile günümüz Türkiye'sinin çoklu rejim krizini aşacak siyasal açılımlara duyulan ihtiyaçtan kaynaklanan tarihsel kimliğini aşma zorunluluğu arasında oluşacak gerilimi yönetebilecek bir donanıma sahip olması gerekmektedir.

Özgür Özel'in son CHP TBMM Grup Toplantısı'nda ifade ettiği, "Siyasal iskeleti belirli ama bir süredir birlikte mücadele ettiğimiz Türkiye İttifakı'nın bileşenlerini de içeren bir kuruluş süreci olacak." mealindeki sözleri bu gerçekliğin dile getirilmesiydi.

Bu sözler aynı zamanda Özgür Özel'in CHP'nin 38. Kurultayı'nda ortaya koyduğu "CHP değişecek, Türkiye değişecek" değişim stratejisinde yeni bir parantez açtığını göstermektedir.

Bu parantezin amacı, ilk seçimlerde rejim değişikliğinin önünü açabilecek bir başarıya ulaşmak ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmanın siyasal gereklerini yerine getirmektir. Özgür Özel hareketi açısından kritik eşik budur: İlk seçimde AK Parti'yi sandıkta yenmek.

Aksi durumda, 19 Mart 2025'te Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınması ve tutuklanmasıyla başlayan CHP'nin yeni siyasal mücadele stratejisi (kitlesel direnişler ve toplumsal farklı hareketlerle ortaklaşma) otoriter yönetim karşısında başarısız sayılacaktır. Bu yenilgi yalnızca iktidar partisinin başarısı olmayacak; Cumhur İttifakı partilerinin ve son tahlilde mutlak butlancı CHP yöneticilerinin de başarısı olarak görülecektir.

Türk siyasetinin değişimi ve cumhuriyetin kurucu partisinin dönüşüm dinamikleri bu anlamda önümüzdeki seçimlerde şekillenecektir.

Şimdi Özgür Özel, bu sürecin kritik rolünü üstlenmeye aday bir tür seçim partisi kuruyor. Bu anlamda CHP'nin değişiminin ve geleceğinin nasıl şekilleneceğini, iç içe geçmiş bu karmaşık siyasal görev ve sorumlulukları barındıran süreç belirleyecektir.

Kurulan partinin siyasal programı ve tüzüğü, demokratik ve katılımcılık düzeyinden çok; iktidar partisinin politikalarına karşı toplumdaki itiraz ve hoşnutsuzluğu kapsayan geniş kesimleri ikna etme, CHP'nin klasik seçmenini dönüştürme beceri ve kapasitesini kurumsallaştırabilmesi üzerinden test edilecektir. Başarı da bu süreçte ortaya çıkacaktır.

Geçici seçim partisinin başarısı ya da başarısızlığı, bu nedenle yalnızca kendi geleceğini değil, Türk siyasetinin önümüzdeki çeyrek yüzyılını ve iktidarın geleceğini de belirleyecektir.

Odak Noktası 32 yazı Yeni Parti mi, Yeni Siyaset mi? CHP'nin kurumsal kimliğini ikiye bölen anketler ve hukuki krizlerin ötesinde; yargı kıskacına alınan muhalefetin, eski usul iç hesaplaşmaları bir kenara bırakıp demokratik iradeyi ve seçmen meşruiyetini koruyacak yepyeni, dirençli bir siyaset dilini inşa edip edemeyeceği tartışma konusu. "Yeni Parti mi, Yeni Siyaset mi?" odak noktasında bu gelişmeleri ele alan yazı ve söyleşilere yer vereceğiz. Tüm Yazılar