Dün Ankara’da iki farklı noktada “bayramlaşma” buluşması gerçekleştirdiler. Bayramlaşma her iki “lider”in kendisini desteklmeye gelenlere birer konuşma yaptı.

Mutlak butlan kararı sonrası CHP’nin hukuki olarak Genel Başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun bugün yapacağı konuşma öncesi beklentileri yükseltmişti. Nitekim Kılıçdaroğlu, mutlak butlan kararı sonrasında; daha önce konuşmak istemediği şeyleri açıklayacağını söylemişti.

KILIÇDAROĞLU NE DEDİ?

Aynı anda başlayan konuşmalarda ben Kılıçdaroğlu’nu dinlemeyi tercih ettim. Açıkçası konuşma bitince beklentinin fazla yükseltilmiş olduğunu anladım.

Ama diğer yandan bu konuşma, dün burada yazıp tartıştığım Kılıçdaroğlu’nun iki motivasyonunun doğrulanması oldu.

Kılıçdaroğlu da, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan gibi “Fetö” konusunda helallik istedi ve yakınlarındakileri fark etmediği için bir anlamda özür diliyordu.

Ancak konuşmasında yaşadığım esas hayal kırıklığı ise; Kılıçdaroğlu’nun kendi kişisel siyasi tarihinde zamanı adeta 3 Kasım 2023’te durduğu ve dün ise bunu yeniden başlattığıdır.

Yazılmış metinden bir kelime bile ayrılmamak için sıkı sıkıya tuttuğu metindeki konuşma, sadece mutlak butlan kararı ile gelmiş Genel Başkan’dan çok seçilmiş bir başkan gibi konuştu.

Bu açıdan yukarda ifade ettiğim gibi Kılıçdaroğlu bu konuşması ile partide tek hakim olmak istediğini ve aykırı hiçbir duruma izin vermeyeceğini göstermiş oldu.

Dahası izleyeceği siyaset de dışa dönük iktidar hedefi yerine içe dönük arınma ekseninde olacak. Ve bu söylemi meşrulaştırmak için de henüz yargı aşamasında olan iddialar ile milletvekillerini ve belediye başkanlarını mahkum etti. Üstelik bunu yaparken kamuoyuna bir bilge ya da belge sunmadı, sunma gereği duymadı.

Bu siyasetsiz, bir siyaset tercihidir. İktidar bloku/devletin CHP için çizdiği siyasal alana teslim olmaktır.

Ve bu tercih, CHP’nin Kılıçdaroğlu liderliğiyle “büyük iktidar” hedefinden vazgeçip; “küçük iktidar” ile yetinmesidir.

Muhtemel güvencesi “CHP” markası ve onun vazgeçilmezliğine olan inancıdır. Ki bu konuda haklı da olabilir.

ÖZEL’İN ZOR YOLU VE O’NU  BEKLEYEN ZOR DÖNEM

Kılıçdaroğlu CHP Genel Merkezi’nde siyaset içermeyen apolitik bir konuşma yaparken; Özel Güvenpark’ta çok daha geniş bir destekçi grubuna, Mansur Yavaş, Murat Karayalçın gibi destekçileri ile bugüne kadar yaptığı siyaseti devam ettirdi.

Yine siyasi mesajları güçlü, olağanüstü kurultay talebini yenileyen ve büyük iktidar hedefinden vazgeçmemiş bir lider olarak konuştu.

Dahası, konuşmasını sembolik bir yürüyüşle tamamladı. Güvenpark’tan Anıtkabir’e olan yürüyüşüne gösterilen yüksek katılım ve destek ile yeni bir yola çıkmış oldu.

Özel ve ekibi şimdilik CHP içinde mücadele edecek. Kılıçdaroğlu’nun dünkü konuşması Özel ve yakınındaki yöneticileri yeni bir soruşturma süreci başlatır mı bilmiyoruz ama Özel, 19 Mart’ta başlattığı İmamoğlu’nu siyaseten savunma hattına; dünden itibaren CHP’nin savunma hattını da ekledi.

Bunu parti içinde ne kadar sürdürecek göreceğiz ama hemen şunu ifade edelim ki, her türlü seçeneğe hazır olmalı.

Dün Güvenpark’tan Anıtkabir’e giden yolda Özel ve yakın arkadaşları ne düşündü bilmiyoruz ama aylardır eleştiri konusu yaptığımı; Türkiye’ye yeni bir hikaye sunacak ve toplumu ikna edecek; söylem, kadro ve muhalefeti kucaklayacak ittifak modelini de düşünmesi artık her zamankinden daha önemli hale gelmiştir.

CHP’nin siyaseten büyük bir marka olmasının, ondan vazgeçmenin Özel ve yakınları için bir endişe kaynağı olacağını tahmin etmek güç değil. Ancak bazen büyümek için küçülmeyi göze alan bir strateji de izlenebilmelidir

Umarım bunu yapmak zorunda kalmazlar. Ama şu da bir gerçek ki, bunun ilk sınavını bu hafta verecekler.