Neymiş, yaz rehavetiyle gelirmiş de, herkeste tatlı bir tatil telaşı başlarmış, hayat yavaşlarmış… Eskiden, bunları birilerinin uydurduğunu düşünürdüm. Artık öyle düşünmüyorum. Bunlar bize ait düşünceler değil. Başka toplumlar için geçerli olabilir, geçerlidir de, ama bizim hayatımız kötü bir tercüme gibi, huzur bizim köye uğramadı.
Neler olup bitiyor diye bakınırken karşıma bir haber çıktı ama ne yalan söyleyeyim önce ciddiye almadım, tedavüle sokulan bol miktardaki asparagastan biri sandım. Bir, üç, beş… Sürekli aynı haberi görmeye başlayınca içeriğine bakayım dedim -demez olaydım.
Haberin başlığı şu: “CHP’li vekil hedef gösterdi, tayt giyen vali görevden alındı”.
Daha okur okumaz insana “hoppala!” dedirten bu haberin başrolündeki isim Ardahan Valisi Mehmet Fatih Çiçekli’ymiş. Olayların sebebi valinin tayt giymesi. Tabii ki bu mevzunun -biz eskiden “mevzuun” diye yazardık, “vedaı” falan yazdığımız gibi ama artık bu açık-kapalı ayrımını bilen kalmadığı için ben de zamana uymayı tercih ediyorum- altında sağlam bir homofobi yatıyor. Vekil Bey, “erkeğin tayt giymesini” kabul edilemez buluyor. Şahsen ben hiç tayt giymedim ama elalemin ne giyeceğine karışma hakkını da kendimde hiçbir zaman bulamadım -acaba, millet bana vekâlet vermediği için mi?
Neyse, biraz eşeleyince absürdite daha berrak biçimde ortaya çıkıyor. CHP’li milletvekili Meclis’te şöyle buyurmuş: “Önünde arkasında dört koruma. Vatandaşın içerisinde taytla geziyor. Böyle vali olmaz. İçişleri Bakanı’na sesleniyorum; ya bu valileri alın ya da bunlara asma yaprağı gönderin.”
Şimdi milletin vekâlet verdiği mühim bir insanla benim gibi sıradan bir banka emeklisinin tartışması abesle iştigal etmek anlamına gelir ama benim anlamadığım, neden “asma yaprağı”? Mantıken, “incir yaprağı” olması gerekmez mi? Ya da bu valinin incirlik bir durumu yok, asma yaprağı yeterli midir, diye düşünülüyor? Gizli bir istiskal mi var?
Gelgelelim, bir valinin sokakta sürekli taytla dolaşması akla mantığa aykırı. Vali neden tayt giysin ki? Ayrıca, bu tayt giyme sevdasına Ardahan’da düşmüş olamayacağına göre -aksi takdirde, Vali Çiçekli’nin bu şehirde göreve başlar başlamaz “oh be, Ardahan ne güzel, hemen bir tayt bulup giyeyim ve kendimi sokaklara atayım,” demiş olması lazım- bundan önceki görevlerinde de tayt giyiyor olması icap eder. O zamanlar sorun teşkil etmeyen ve kariyerine hiçbir sekte vurmayan tayt, Ardahan’da görevden alınmasına sebebiyet verdi.
İyi de, haberi okuyan herkes valinin tayt giyerek sokakta dolaşmadığını, bisiklet etkinliğinde bisikletçi taytı giydiğini idrak edebilir -milletin vekâleti çok ağır olduğundan bazı kişilerde idrak sorunu doğurabilir. Sorulduğunda “muasır medeniyet” laflarını dilinden zinhar düşürmeyecek vekilin, sporun spora uygun kıyafetle yapılmasına karşı gösterdiği mücadele görevine ne kadar büyük bir aşkla bağlı olduğunu düşündürdü bana. Bütün dertler bitmiş, yasama faaliyetinde dünya standartlarına yükselmişiz, işte sıra valilerin taytına gelmiş.
Gazetecilerin ulaştığı Vali Çiçekli olayı şöyle izah etmiş: “Ben sporun değişik branşlarını profesyonele yakın yapan birisiyim. Hatta neredeyse profesyonelim. Yelken, kürek sporcusuyum. Bisiklet sporcusuyum. Profesyonel düzeyde yapmak için elimden geleni yapıyorum. Üzerimdeki kıyafet de sabahları spor yapmakta kullandığım, spor yaparken giydiğim bir spor kıyafetidir. Onun dışında normal mesaimizde, hafta içinde zaten bu kıyafetle dolaşmıyoruz. Dolaşmayız. Hafta sonu, çok erken saatlerde bu sporu yaparız. Bu açıkça görülecektir. Sporu spor kıyafetiyle yapıyoruz yani.”
Önümüz yaz, Vekil Bey sayfiye beldelerine gidebilir. Kaymakamların, valilerin, hatta belediye başkanlarının kıyafetlerine çekidüzen vermeleri iyi olur. Mesela denize mokasen ayakkabıyla, havuza kravatla girmek uygun olacaktır. Şezlongda güneşlenmeyi düşünen biri olursa devletimiz âlicenaplığını gösterecek, gömleğinin kollarını sıvamasına izin verecektir.

