Arnavutluk’ta Gen Z öncülüğündeki protesto hareketi yolsuzluğu ve küresel oligarşiyi nasıl ifşa ediyor?
Zvernec sahilindeki birçok yerli gibi Brunela Mertiri de hayatı boyunca Pishe Poro plajında yüzüp güneşlendi ta ki bu bahar jiletli tel örgüler dikilinceye kadar.
Bu tel örgüler, Arnavutluk kıyı şeridinde 13 milyon metrekarelik alanı kapsayacak lüks turizm tesisinin planlandığı yeri işaret ediyor. Koruma altındaki Narta Lagünü ve Sazan Adası’nı da içine alacak olan bu son derece tartışmalı Sazan projesi, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’e bağlı şirketler tarafından yürütülüyor ve Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’nın da tam desteğini aldı.
İnşaat Nisan ayında başladı ancak çevresel inceleme talepleri ve Arnavutluk’un bağımsız yolsuzlukla mücadele kurumu SPAK’ın soruşturmaları nedeniyle durdu.
“Burası benim toprağım. Gelip bizim topraklarımızı, denizimizi, ormanımızı almayı hak etmiyorlar. Burası bizim; onların değil. Ne Kastrati’nin ne Kushner’in ne Trump’ın ne de başkalarının,”
Mertiri viral hale gelen bir videoda bu cümleleri kurdu . Burada Arnavutluk’un en güçlü iş insanlarından Shefqet Kastrati’ye atıfta bulunuyordu; o da projeyle bağlantılı.
Mertiri’nin videosu ve bir gencin özel güvenlik görevlileri tarafından sürüklendiği görüntü, Arnavutların bu projeye karşı ne kadar öfkeli olduklarını gösteriyor.
Bir aydan fazla bir süredir başkent Tiran’da on binlerce protestocu Rama’nın ofisine yürüyerek projenin iptalini, Rama’nın istifasını ve çoğunluğu Avrupa Birliği’ne katılmak isteyen bir ülkede yolsuzluğun bitmesini talep ediyor.
Narta Lagünü’nde barınan göçmen kuşa atfen “Flamingo Devrimi” adını alan bu hareket, 1991’deki komünist rejimin çöküşünden beri Arnavutluk’taki en büyük toplumsal hareket. Hiç şüphesiz bir Gen Z hareketi; bölgedeki Macaristan, Sırbistan ve diğer yerlerdeki gençler öncülüğündeki yolsuzluk ve otoriterlik karşıtı hareketleri andırıyor.
İlk bakışta projeye odaklansa da hareket, demokrasi, şeffaflık ve hesap verebilirlik değerlerine bağlı yeni bir Arnavutluk vizyonu sunuyor. Birden fazla nesli, siyasi spektrumun farklı kesimlerini harekete geçiriyor, geniş diasporayı heyecanlandırıyor ve Avrupalı sempatizanlar kazanıyor.
Ancak köklü yolsuzluk, klientelizm, organize suç ve kamu yararı ile kamu malının uzun süredir ihmal edilmesiyle karşı karşıyalar.
2024’te ilk kez önerilen tesis, iki bölgede milyarlarca dolarlık yatırım öngörüyor: Sazan Adası için yaklaşık 1,4 milyar dolar ve Zvernec çevresindeki geniş arazi için 4,7 milyar dolar. Sızan bir planda 600 müstakil ev, 520 villa, 1.400 daire, 350 süper yat kapasiteli marina, golf sahası, alışveriş merkezleri, restoranlar ve çok daha fazlası yer alıyor.
Rama, böyle bir projenin bölgeye çok ihtiyaç duyulan kalkınmayı getireceğini savunuyor. Haziran’da Financial Times’a “Büyük yatırımcılar. Arnavutluk için tarihi bir fırsat,” demişti. “Eğer Jared Kushner olmasaydı… kimse flamingolara, Arnavutluk’a, dönüp bakmazdı. “
Ancak birçokları bunu, sadece birkaç zengin yatırımcıyı ve lüks turistleri zenginleştirecek, toplumu, çevreyi ve AB üyelik şansını feda edecek yolsuz bir anlaşma olarak görüyor.
Mayıs’ta bir podcast röportajında Ivanka Trump, Kushner’le birlikte Sazan Adası’nı nasıl bulduklarını anlattı: “Akdeniz’in ortasında özel bir ada” diye tanımladığı adaya yüzerek gittiklerini, yalınayak zirveye kadar yürüdüklerini ve büyülendiklerini söyledi. Arnavut medyasında Robinson Crusoe’ya benzetilen bu “keşif” hikayesi halkı iyice öfkelendirdi.
Sazan gerçekten de Vlora (Avlonya) Körfezi’nde, Adriyatik ve İyon denizlerinin birleştiği noktada güzel, ıssız bir ada. Ama asla “keşfedilmemiş” ya da el değmemiş değil. Antik dönemden beri askeri üs olarak kullanılmış. Soğuk Savaş’ta Sovyet denizaltılarına ev sahipliği yapmış, sığınak ve gizli tünellerle doluydu.
Askeri üs kapatıldıktan sonra 2010’da Karaburun-Sazan Ulusal Deniz Parkı ilan edildi.2024’e kadar koruma altındaki milli park arazilerinin özel geliştirme için satışı veya kiralanması yasaktı. Ardından Arnavutluk Parlamentosu, 2017 tarihli koruma alanları kanununda değişiklik yapan 21/2024 sayılı Kanun’u çıkardı. Bu yasa, beş yıldızlı yüksek seviye turizm yatırımları için istisnalar getiriyordu.
Protestocuların bu yasa değişikliğinin iptali talebi, Avrupa Parlamentosu üyeleri tarafından da destekleniyor. Hollandalı milletvekili Tineke Strik, “Eğer devam ederlerse, AB ile müzakerelerde büyük sorun yaşayacaklar,” diyor.
Çevresel etkilerin ötesinde protestocular, projeye “stratejik yatırım” statüsü verilmesindeki yolsuzluk iddialarına da dikkat çekiyor. 2015 tarihli Stratejik Yatırımlar Kanunu, devlete inşaat prosedürlerini hızlandırma ve altyapı maliyetlerini karşılama yükümlülüğü getiriyor. Kushner bağlantılı Atlantic Incubation Partners şirketine stratejik yatırımcı statüsü verilmesiyle, Savunma Bakanlığı (yani vergi mükellefleri) Sazan’daki askeri atıkların temizleme maliyetini üstlenecek.
Ada lüks tesise dönüştürmek için kolay bir yer değil: Su ve kanalizasyon sistemi yok, Sovyet döneminden kalma cephaneler ve patlamamış mayınlarla dolu. Protestocular, yerel vergilerin küresel milyarderlerin, bölge ve halka fayda sağlamayacak bir işine harcanmasından endişe ediyor.
Her gün 2.000 turist adayı ziyaret etse de çok az Arnavut lüks otel odasının (aylık maaş kadar olabiliyor) parasını ödeyebilir. Sonuç, “mülksüzleştirme görüntüsünde kalkınma” oluyor: yetkililer kamu malını (ya da aslında kamu malı olmayan bir varlık ) kendi yararlarına satıyor.
Lüks turizm projesi önündeki bir diğer engel, SPAK’ın bazı arazilerin tapularının sahte olduğu iddialarıyla ilgili soruşturması. Zvernec’ten düzinelerce sakin, arazilerin Miami’de yaşayan Arnavut iş insanı Artur Shehu aracılığıyla projenin geliştiricisi Sazan Real Estate Development’a satıldığını ancak asıl sahiplerinin kendileri olduğunu söylüyor.
Mahkeme süreci hâlâ devam ediyor. Arnavutluk’ta Mahkemelerin yolsuzluk şöhretş iyi biliniyor. Komünizm sonrası çelişkili mülkiyet iadesi yasaları yüzünden çözülmemiş mülkiyet anlaşmazlıkları çok yaygın.
Şu ana kadar Kushner ve bağlantılı şirketleri bu soruşturmalara karışmış değil. Ancak SPAK tapu sahteciliğini doğrulursa, projenin Zvernec kısmındaki (inşaatın büyük bölümünün planlandığı yer) ilerlemesi engellenecek.
21/2024 sayılı Kanun’un iptali ve stratejik yatırım yasalarının revize edilmesi, Flamingo Devrimi’nin en somut talepleri. Bu adımlar çevresel korumaların ve devlet destekli yatırım stratejilerinin AB standartlarıyla uyumlu olmasını sağlayacak.
AB baskısı zaten Arnavutluk hükümetini inşaatı durdurup çevresel etki raporu hazırlamaya zorladı.Protestocular giderek daha fazla Rama’nın istifasını da talep ediyor. Başbakan ise 2025’teki dördüncü seçim zaferine (yüzde 53’ten fazla oy) sığınıyor. (Seçim gözlemcileri seçimi genel olarak rekabetçi buldu ancak “ciddi usulsüzlükler”, baskı ve oy satın alma iddiaları kaydetti.)
Güçlü bir muhalefet partisi olmadığı için mevcut hükümetin istifası pek olası görünmüyor.Yine de hareket Arnavutluk siyasi manzarasında belirgin bir değişim yarattı. Protestocular artık hem Rama’ya hem de eski Cumhurbaşkanı ve Başbakan, muhalefet lideri Sali Berisha’ya “hapise” diye slogan atıyor.
İki büyük partiyi de otoriterlik ve klientelizmle yönetilen bir sistem kurmakla suçluyorlar. Şiddetli rekabetlerine rağmen Rama ve Berisha patron-müşteri mekanizmalarını kullanarak seçim kazandılar ve yabancı yatırımcı çekmek için benzer stratejiler izlediler.
Rama’nın stratejik yatırım kanunu aslında Berisha’nın “Arnavutluk 1 Euro” planının devamı: kamu varlıklarını çok düşük fiyata satarak yabancı yatırımı teşvik etmek.
Görüldüğü üzere Flamingo Devrimi hızla resort projesinin ötesine geçiyor ve bir tür arınma yaratıyor. Tiran’ın ana bulvarındaki gece yürüyüşleri bir kutlamaya dönüşüyor; siyasi görüş ve nesil farklarını aşan bir topluluk oluşuyor.
Gen Z çevreciler, feministler ve ilerici gençler, orta yaşlı toprak sahipleri ve büyükanneler-büyükbabalarla yan yana; günlük hayatı çekilmez kılan ortak sorunları birlikte dile getiriyorlar. 1990’dan beri yaklaşık 1,2 milyon Arnavut (mevcut nüfusun %44’ü) fırsat ve güvenlik eksikliği yüzünden göç etti; diaspora da harekete katıldı.
Protestocular pankartlarında ve açıklamalarında sistematik yolsuzluk ile devletin halk üzerinde bıraktığı derin sosyo-ekonomik yaraların arasındaki ilişkiyi vurguluyor.
Protestoya en ateşli katılanlardan Luciana Kokaj, “Başlangıçta protesto etmemin nedeni mülkümün elimden alınmasıydı,” diyor. “Ama bugün meydandayım çünkü kendi mülkümden çok daha büyük bir dava için… Oğlumu Arnavutluk’ta onurla büyütmek için. Oğlum Hollanda’da doğdu, onu buraya getirmeyi ben seçtim ama Avrupa Birliği standartlarına göre yetiştirmek istiyorum.”
Böylesine geniş katılımlı bir protestonun resort projesi üzerinde ne kadar etkili olacağı henüz belli değil. Yüksek profilli eylemler AB’nin dikkatini çekti; AB üyeliğinin Arnavutluk için önemi düşünüldüğünde Rama baskıya karşılık vermeye devam edebilir. Flamingo Devrimi’nin küresel görünürlüğü, Kushner’in Sırbistan’daki benzer bir projeden protesto ve soruşturmalar sonrası çekilmesi gibi bir geri adım attırabilir.
Siyasi sistemin köklü değişimi ise o kadar hızlı olmayabilir. Flamingo Devrimi’nin yatay ve aynı zamanda hiyerarşik olmayan yapısı hem gücü hem de zayıflığı. Tüm büyük partileri eleştirdiği için geniş bir kesimden destek alıyor ama Rama’nın istifasının ötesinde net bir siyasi yol haritası sunmuyor.
Protestocuların adil rekabeti destekleyen, altyapı ve sosyal refah kurumlarına yatırım yapan somut ekonomik kalkınma politikaları ortaya koyması gerekiyor. Arnavutluk’un siyasi geleceği için tasarlanacak bir vizyon, devleti ele geçirmiş geniş klient ağlarını dağıtma stratejisi içermeli. Son olarak yeni siyasi partilerin, Berisha ve Rama gibi güçlü bireylerin iktidar gaspını önleyecek iç mekanizmalara sahip olması şart.
Arnavutlar otoriter siyasetten, kibirli devlet adamlarından ve geleceklerini kontrol eden yabancı milyarder yatırımcılardan bıktı. Flamingo Devrimi, farklı bir geleceğin sadece başlangıcı olabilir.
* Smoki Musaraj
Çeviren: Çağatay Arslan
Orijinal Link: https://foreignpolicy.com/2026/07/20/albania-flamingo-revolution-jared-kushner-sazan-island-resort/

