Türkiye ekonomisi, 2024 yılında izlenen ekonomik politikaların etkisiyle bazı olumlu gelişmeler yaşayabilir, ancak bu gelişmelerin kalıcı olması için daha fazla çaba ve işbirliği gerekmektedirİzlenen ekonomi politikasının 2024 yılında da devam edeceği öngörülüyor. Ancak bu süreçte bazı zorluklar ve riskler de bulunuyor. Merkez Bankası raporları enflasyonun Mayıs 2024’de zirve yapacağını söylüyor. Temmuz ayından itibaren enflasyonda baz etkisiyle bir düşüş göreceğiz. Baz etkisi, bir önceki yılın ilgili dönemindeki enflasyonla ilgilidir. Eğer enflasyon oranı bir önceki yılın ilgili döneminde çok düşükse, fiyat endeksindeki daha küçük bir artış bile aritmetik olarak yüksek bir enflasyon oranı verir. Türkiye'de 2023 yılında enflasyon oranı çok yüksek olduğu için, 2024 yılının ortasından itibaren baz etkisi nedeniyle enflasyon oranında düşüş görülebilir. Ancak bu, fiyatların düştüğü anlamına gelmez, sadece fiyatların daha yavaş bir hızda arttığını gösterir. Türkiye ekonomisinin 2024 yılında nasıl bir performans göstereceği, ekonomi politikalarının başarısına, küresel ekonomik koşullara ve jeopolitik gelişmelere bağlı olacak. OECD, Türkiye ekonomisinin 2024'te yüzde 2,9 büyüyeceğini, enflasyonun yüzde 44,59 olacağını ve işsizliğin yüzde 10,7 seviyesinde kalacağını tahmin ediyor. Bu tahminler, Türkiye'nin ekonomik büyümede yavaşlama, enflasyonda yükseklik ve istihdamda zorluk yaşayacağını gösteriyor. 2023 yılının son çeyreğinde büyüme rakamının önceki çeyreklerden düşük geleceğini ve bunun 2024 yılında da devam edeceğini göreceğiz. İşsizlik ve iflaslar artacak. 31 Mart 2024’de bizi beleyen bir yerel seçim var. Bu yerel seçime doğru izlenen ekonomi politikalarında bir gevşemeye gidileceğini bunun da önümüze daha yüksek bir fatura getireceğini tahmin ediyorum. Nisan 2024 ekonomik olarak daha sert önlemlerin alınacağını ve Türk Lirası’nın devalüe edileceğini görmemiz muhtemel. Türkiye'nin ekonomik istikrarı sağlamak ve kırılganlıklarını azaltmak için, dezenflasyon programını kararlı bir şekilde uygulaması, mali disiplini koruması, Merkez Bankasının bağımsızlığını güçlendirmesi ve yapısal reformları hayata geçirmesi gerekiyor. Ayrıca, Türkiye'nin dış finansman ihtiyacını azaltması, rezervlerini artırması ve dış ticaret açığını düşürmesi için de ekonomik dönüşüm programını başlatması şart. Bütün bunları yaparken sosyo-ekonomik olarak daha düşük gelir grupları, gelir transferi yapılarak korunmalılar. Sonuç olarak, Türkiye ekonomisi, 2024 yılında izlenen ekonomik politikaların etkisiyle bazı olumlu gelişmeler yaşayabilir, ancak bu gelişmelerin kalıcı olması için daha fazla çaba ve işbirliği gerekmektedir. Türkiye'nin ekonomik büyümesini sürdürülebilir kılmak, enflasyonu düşürmek ve istihdamı artırmak için, iktidarın, Merkez Bankası’nın, işçi ve işveren örgütlerinin ve tüm toplumun ortak sorumluluk alması ve işbirliği yapması şarttır. Umutlar gerçek, kötümser tahminler yanlış olsun.
Yeni Arayış
Yönetici