Güney Çin Denizi’nde ABD ile Filipinler’in katıldığı geniş ölçekli Balikatan 2026 tatbikatı sürerken, Pekin’in Liaoning uçak gemisini ve ona eşlik eden savaş grubunu Luzon’un doğusuna, yani Filipin Denizi’ne kaydırması tesadüfle açıklanabilecek bir hamle değil. 

Aynı günlerde Tayvan’ın doğusunda sahil güvenlik devriyesi ilan edilmesi, Pekin’in baskı coğrafyasını Tayvan Boğazı’na sıkışmış bir dosya olmaktan çıkarıp Japonya-Filipinler hattını içine alan daha geniş bir deniz kuşağına yaydığını gösteriyor. Filipinler-Vietnam savunma işbirliğinin yükselmesi ve Tokyo-Manila hattında istihbarat paylaşımı için müzakerelere geçilmesi, bu yeni denklemin karşı blokunu adım adım şekillendiriyor.

Haritaya üstten baktığımızda, Liaoning’in rotası ile Tayvan’ın doğusundaki sahil güvenlik faaliyetleri birbirinden kopuk başlıklar gibi görünmüyor. Aksine, Pasifik’e açılan dar kapıları kontrol etmek isteyen bir güç için Ryukyu Adaları’ndan Batanes’e uzanan yay üzerinde basıncı kademe kademe artırma stratejisi olarak okunuyor. Bu nedenle bugün konuştuğumuz her deniz tatbikatı, her yeni savunma anlaşması ve her sahil güvenlik devriyesi, birkaç yıl sonra geri dönüp bakacağımız daha büyük bir jeopolitik hikâyenin erken satırlarını oluşturuyor.

Liaoning’in Rotası: Filipinler’in Doğusundan Verilen Mesaj

Liaoning’in Tayvan Boğazı’ndan güneye inip önce Güney Çin Denizi’ne, ardından da Luzon’un doğusundaki geniş Filipin Denizi’ne çıkması, Çin donanmasının artık yalnızca kıyı savunmasına dayalı bir yapı olmadığını her seferinde daha yüksek perdeden hatırlatıyor. Uçak gemisi grubunun ABD ile Filipinler’in Balikatan 2026 tatbikatına neredeyse paralel bir takvimle bölgeye konuşlandırılması, mesajın adresini de netleştiriyor: Pekin, Washington’un müttefik ağının “ön cephe” kabul ettiği adalar zincirinin hemen doğusuna, yani Pasifik’in eşiğine bayrak dikiyor.

Bu hamleyi Çin’in yeni nesil Fujian uçak gemisinin denize indirilmesiyle birlikte okuduğumuzda, deniz gücü mimarisinin giderek katmanlı hale geldiği bir durum ortaya çıkıyor. Liaoning ve Şandong ile başlatılan deniz-hava projeksiyonu, Fujian’ın gelişmiş fırlatma sistemleriyle daha uzak menzile taşınırken, Güney Çin Denizi ile Tayvan çevresi arasında kesintisiz bir baskı hattı kurulmaya çalışılıyor. Filipinler’in doğusunda icra edilen tatbikatlar, bu hattın Pasifik boyutunu öne çıkarıyor. Yani Çin artık yalnızca ada zincirinin batısında sıkışmayı kabul etmeyen bir deniz gücü profili inşa ediyor.

Tayvan’ın Doğusunda Gri Bölge Baskısı

Pekin’in Tayvan çevresinde düzenlediği geniş ölçekli tatbikatlarda tam abluka senaryolarını prova ettiği biliniyor. Son dönemde sahil güvenlik unsurlarının Tayvan’ın doğu sularında “kanun koruma devriyesi” başlığıyla sahneye çıkması, askeri baskıyı hukuki ve idari alanlara doğru genişleten gri bölge stratejisinin yeni bir varyantı.

Tayvan için doğu sahilleri hem derin denize çıkış koridoru hem de ABD ve Japonya ile olası takviye hatlarının doğal güzergâhı olduğundan, bu sahaların da “iç deniz” mantığıyla tartışmaya açılması, adanın güvenlik planlamasında sessiz ama çok ciddi bir kırılma yaratıyor.

Gri bölge stratejisi, yüksek yoğunluklu çatışma başlatmadan maliyet üretme sanatı olarak işliyor. Hava savunma tanımlama sahasına giren uçaklar, orta hattı geçen gemiler, sahil güvenlik devriyeleri ve hukuki dilin sınırlarını zorlayan “kanun uygulama” söylemi, Tayvan’ın günlük askeri temposunu yukarı çekerken siyasi-psikolojik bir yıpratma süreci inşa ediyor. Liaoning benzeri sembolik platformların aynı dönemlerde hem Tayvan’ın doğusunda hem Filipinler’in çevresinde görünmesi, adayı yalnız bir dosya olmaktan çıkarıp geniş Pasifik jeopolitiğinin iç halkası haline getiren bir baskı zemini oluşturuyor.

Filipinler-Vietnam Yakınlaşması ve Güney Çin Denizi

Güney Çin Denizi’ndeki çekişmenin merkezinde uzun süredir Pekin’in dokuz kesik çizgi iddiası, Pekin-Manila hattındaki gerilim ve sahadaki sahil güvenlik itişmeleri duruyor. Son yıllarda Filipinler’in ABD ile savunma işbirliğini genişletmesi, ilave üs anlaşmaları ve ortak tatbikatların coğrafi olarak Tayvan’a yaklaştırılması Pekin’i askeri olduğu kadar hukuki ve diplomatik reflekslere de yöneltiyor. Bu ortamda Filipinler ile Vietnam’ın savunma alanında mutabakat zaptı ve stratejik işbirliğini derinleştirme yönünde adımlar atması denizin güney cephesinde “çoklu caydırıcılık” arayışının ilk sinyallerinden biri.

Vietnam’ın tarihsel hafızasında Çin’le yaşanan kara ve deniz çatışmalarının bıraktığı iz, bugün Güney Çin Denizi dosyasına temkinli ama kararlı bir duruş olarak yansıyor. Hanoi, tek bir büyük güce yaslanmak yerine ASEAN mekanizmaları, çok taraflı hukuk ve ikili savunma anlaşmalarını bir arada kullanmaya çalışan dikkatli bir çizgi izliyor. Filipinler ile kurulan yeni güvenlik kanalları, Pekin’in baskı araçlarına karşı yasal dayanaklı, ancak doğrudan çatışma riskini artırmayacak bir işbirliği zemini yaratma hedefini taşıyor. Bu da Güney Çin Denizi’ni, sessiz ama çok aktörlü bir güç dengeleme laboratuvarına dönüştürüyor.

Japonya-Filipinler Hattı ve Yeni Deniz Koridoru

Tokyo ile Manila arasındaki güvenlik ilişkisi, son dönemde imzalanan Karşılıklı Erişim Anlaşması ve devam eden görüşmelerle yeni bir aşamaya taşındı. Japonya’nın kendi anayasal kısıtlarını esneten savunma doktrini, Filipinler ile düzenlenecek ortak tatbikatlar ve liman erişimi imkânlarıyla Güneybatı Pasifik’e daha görünür bir şekilde inmeye başlıyor.

Buna ek olarak, tarafların savunma istihbaratı paylaşımı için müzakerelere geçmesi, Pekin’in askeri hareketlerini yalnızca sahada duran gemilerle değil, veri ve analiz ağlarıyla da takip etmeyi hedefleyen yeni bir katman oluşturuyor.

Çin’in Tayvan’ın doğusundaki sahil güvenlik devriyelerini, Japonya-Filipinler güvenlik hattına yönelik doğrudan bir uyarı olarak okumak gerekir. Çünkü Tayvan’ın doğu suları ile Filipinler’in kuzeyindeki Batanes hattı, Japonya’nın güney adaları üzerinden gelen deniz yolları ile ABD’nin Pasifik kuvvetlerinin lojistik koridorunun kesiştiği dar bir boğaz rolü görüyor. Pekin, bu koridorun her adımında “ben buradayım” diyen bir deniz varlığını normalleştirirken, Tokyo ve Manila, istihbarat paylaşımı ve erişim anlaşmalarıyla bu baskıya kurumsal bir cevap üretmeye çalışıyor.

Önümüzdeki Dönem: Dağınık Dosyalardan Tek Bir Baskı Hattına

Bugün Liaoning’in Filipinler’in doğusunda görünmesi, yarın Tayvan’ın çevresinde sahil güvenlik devriyeleri, bir sonraki gün Japonya-Filipinler tatbikatları… Bunların her biri tek tek okunduğunda güncel başlıklar gibi duruyor. Oysa daha geniş resimde gördüğümüz, Güney Çin Denizi’nden Tayvan’ın doğusuna, oradan da Ryukyu-Batanes hattına kadar uzanan yeni ve sürekli bir baskı kuşağının oluşması. Bu kuşakta Pekin askeri varlığını ve hukuki iddialarını artırırken, ABD, Japonya, Filipinler ve Vietnam gibi aktörler de savunma anlaşmaları, ortak tatbikatlar ve istihbarat ağları üzerinden karşı ağı örüyor.

Bu dinamiğin kısa vadede büyük bir savaş anlamına geldiğini söylemek gerçekçi olmaz. Fakat orta vadede, özellikle kriz anlarında yanlış hesap, yanlış okuma ve kaza riskinin katlanarak artacağı bir dönemden söz ediyoruz. Tayvan seçimleri, Güney Çin Denizi’nde yaşanabilecek yeni bir çarpışma ya da ABD iç siyasetindeki sert çıkışlar, bu hassas koridorda bir zincirleme reaksiyonu tetikleyebilir. Böyle bir senaryoda, bugün “gri bölge” diye tarif edilen baskı alanları, yarın bir anda Pasifik’teki güç dağılımını sarsan sıcak dosyalara dönüşebilir ve o gün geldiğinde, Liaoning’in Filipinler’in doğusundaki seyrini, Tayvan’ın doğusuna uzanan yeni baskı hattının ilk açık uyarılarından biri olarak hatırlayacağız.