Haziran ayının ilk haftası İstanbul’da başımızı döndüren bir rüzgar esti. ‘Kadınlar için Davos’ olarak adlandırılan Küresel Kadın Zirvesi şehrimizde gerçekleşti. Zirve etkileyiciydi. Yaratıcısı Irene Natividad ise yıllarca hafızamızdan silinmeyecek izler bırakarak rüzgar gibi geçti.

Bu yazı, ‘Muhteşem Bayan Natividad’ için.

Zirvenin ardından zihnimde ve ruhumda onunla ilgili uçuşan pek çok parça bir yap boz gibi birleştirilmeyi ve ‘Nasıl değişim öncüsü olunur?’ sorusunun altını doldurmayı bekliyor. Geride bıraktığı anekdotlar; bir vizyon nasıl yaratılır ve inatla peşinde koşulur’un pratiğe dönüşmüş bir reçetesi olarak, dönüp tekrar gözden geçirilmeyi fazlasıyla hak ediyor.

Irene, Washington DC’de yaşayan, dünya çapında etkili bir kadın hakları aktivisti. Odak noktası kadınların ekonomik olarak güçlenmesi. Kadının parası varsa gücü de vardır diyor. Bunun için tam 35 senedir, her biri farklı bir ülkede olmak üzere 1000 ‘e yakın güçlü kadını ağırladığı zirveler organize ediyor.

3-6 haziranda İstanbul, dünyanın bambaşka köşelerinden gelen bu kadınları ağırladı. İstanbul Boğazında, Bomonti’de, İstinye’de alabildiğine canlı, parlak, renkli kıyafetleriyle kadınlar süzülüyordu. Kiminin sivri toplukları, kiminin parmak arası terlikleri vardı. Kimi girişimci, kimi CEO, kimi hissedar, kimi akademisyen, kimi devlet görevlisiydi. Kimi 30, kimi 50, kimi 70 yaşındaydı. Sanki bir kuyruklu yıldızın çarpması gibi, sık göremeyeceğimiz bir durumdu.

Bu kadınlar her yıl ışığa uçan pervaneler gibi Irene nereye derse oraya uçuyor ve 3 günde 80 konuşmacıyı dinleyecekleri belki de dünyanın en konsantre Executive MBA programına doğru tekrar ve tekrar yol alıyorlardı.

35 yıl, 35 ülke, 35 zirve.

Peki Irene, türbülans çağında bu tutarlılığı nasıl sağlıyordu?

Bu yazının; onunla Türkiye ağırlama komitesinde dokuz ay süre ile yakın çalışma şansını yakalamış biri olarak gözlemlerimi tüm çıplaklığıyla yansıtmasını ve tüm kadınlara, özellikle de zor zamanlarda inatla aktivizm peşinde koşan meslektaşlarıma bir rehber olmasını umuyorum.

Irene Natividad, bir vaka çalışması. Alışılmışın dışında bir lider profili. Tam da bu nedenle, internetteki arama motorlarının dışına taşmayı, bu vaka günlüğünü biz katılımcıların ortak hafızasında yer etmiş hikayelere bezemeyi istedim. 

“Henüz emekli olmaya niyetim yok, çünkü en son baktığımda kadınlar hâlâ eşitlikten yoksundu.”

Yakınları tarafından ‘doğanın bir gücü’ olarak tanımlanan Irene, 78 yıllık yaşamının her gününü bir sonraki hedef ile doldurmuş.  Örneğin, 2021’de ‘Dünya çapında kadınlar için fırsatları genişletmeye yönelik ömür boyu süren adanmışlığı’ nedeniyle Fransa’nın en yüksek sivil nişanı olan Legion d’Honneur ödülünü almış; ama bu ödül, emekli olmak için değil, aksine bir sonraki zor hedef için bir katalizör olmuş onun için.

‘Siyasi güç, kadınlar için eşitliğe giden yoldur’

Irene aslen Filipinli. Erken çocukluk döneminde ailecek Filipinlerden ABD’ye gelmişler. Henüz üniversite öğrencisiyken, 1968’de Eugene J. McCarthy’nin başkanlık kampanyası için el ilanları dağıtırken siyasetle tanışıyor. 1982'den 1984'e kadar Demokrat Parti'nin Asya Grubu'nun Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyor, “görünmez azınlık” olarak anılan Asya kökenli Amerikan topluluğu için çalışıyor. Dört yıl boyunca ABD feminist hareketinin en etkili pozisyonlarından biri olan National Women’s Political Caucus (NPWC) / Ulusal Kadın Siyasi Grubu Başkanlığı’nı yürütüyor. İnsanları bir amaç uğruna mücadele etmek üzere bir araya getirebildiğini fark etmesi, yeteneği ile tanışması dönüm noktası oluyor.

“O, kadınların ilerlemesi için elimden geleni yapmam konusunda bana her gün ilham veren siyasi annelerimden biriydi.”

Irene’ın yolu, ‘Eğer size masada yer vermezlerse, yanınızda katlanır bir sandalye getirin.’  sözünün sahibi, Amerika Birleşik Devletleri Kongresi'ne seçilen ilk siyahi kadın Shirley Chisholm ile de kesişiyor. Doğru kişilerden ilham ve destek alıyor. Chisholm; 1987'de Natividad'ı NWPC başkanlığı için ikinci dönem aday olarak gösteriyor. Irene, Shirley’i bu sözlerle anlatıyor.

“Anlayışlı ve destekleyici bir eşim olmasaydı bunu başaramazdım”

Rol modelleri kadar yol arkadaşını da doğru seçmesi yürüdüğü bu uzun ve engebeli yolun en önemli stratejik ve romantik hamlesi. 60 yıllık eşi Andrea Cortese, Irene’in hep yanında, onunla gurur duyuyor.

“Kadınların küresel aktivizmindeki bu artış kalbimi ısıttı ve kadınların eşitliğine karşı devam eden engellerle mücadele etmek için BİRLİKTE duracağımız için kendimi iyi hissediyorum”

Irene Natividad sadece bir ‘salon kadını’ değil. Sokakları önemsiyor. Örneğin, 1985 yılında Ulusal Kadın Örgütü (NOW) liderleri Gloria Steinem, Gaye Williams ve Eleanor Smeal ile birlikte kadın hakları yürüyüşüne katılıyor. Son protesto yürüyüşü ise, Başkan Trump’ın göreve başlamasının ertesi günü olan 21 Ocak 2017’de ülke çapında 200.000’den fazla kişi ile birlikte.

“Üç gün boyunca sıcak bir kozada sarıp sarmalanmaya hazır mısınız?”

Yıl 2026. Aylardan Haziran. Irene, birbirinden renkli ve şık bir bavulla İstanbul’a gelmiş. Kıyafetleri iddiasının ve özeninin bir yansıması. 35 yıldır sürdürdüğü zirvenin açılışını bu sözlerle yapıyor ve herkese orada bulundukları için minnetini ifade ediyor. Salonda ABD’den Cibutu’ya, İspanya’dan Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne, Azerbeycan’dan Kamerun’a tüm kadınları ülkeleri ile selamlıyor ve alkışlatıyor. Bu olay kültürler arası bir bağ kurduğu kadar, milliyetçi duyguları da tetikliyor. Aidiyet, gurur ve ‘biz de bunun bir parçasıyız’ hissi hepimizi sarıyor.

“Kadınlar iş dünyasının göçmenleri”

Irene, konuşmalarında kadınların iş dünyası dinamikleri içinde bir göçmen statüsünde olduğunun altını çiziyor. ‘İş hayatında kadın olmak, tıpkı dilini, yemeğini, adetini bilmediğiniz bir ülkeye göçmek gibi’ diyor. Organize ettiği zirvede programda neredeyse hiç ara yok. Herkes, her an orada olmalı. Bana göre bunun nedeni tam da bu. Hiç kimsenin dışarıda hissetmemesi. Zirveye o yıl ilk defa katılsanız, kimseyi tanımasanız dahi fark etmiyor. Kendinizi İrene ‘in komutlarına ve enerjisine bırakmanız yeterli. Program sabahları tam 08:00’de başlıyor ve gece 22:00 ye kadar sürüyor.

“Konuşmacıları ben seçerim, üçüncü parti ile çalışmam”

Liderliği tanımlamaya çalışırken önemi azımsanan bir şey var bana göre. O da mikro yönetim. Irene Natividad’ın liderliği tam bir makro & mikro buluşması. Zirve için gönüllü çalışacak olan bizlerle ve sahne alacak 80 kişi ile bizzat mülakat yapıyor. Zirvede açılışı yapan koronun şarkılarını seçen de , organizasyonu bir etkinlik ajansı olmadan hayata geçiren de o. Bu ev yapımı profesyonellik bana ilham ve güç veriyor. Evet dünyaları değiştirmek için her şeye sahip olmanıza gerek yok. Güvenilir birkaç kişi, emeğiniz ve inancınız kafi.

“Çünkü gong’u hep erkekler çalıyor!”

Küresel Kadın Zirvesi’nin bir geleneği var. O da açılışı Borsa’da yapmak ve bir heyetle beraber açılış gong’unu çalmak. Bizler de zirvenin ilk günü Uluslararası Danışma Kurulu ile beraber bu özel törenin bir parçası oluyoruz. Çoğumuz hayatımızda ilk kez gong çalıyoruz, heyecanlıyız. Bazılarımız grup fotoğrafının ardından eline ahşap tokmağı alarak Irene ile baş başa fotoğraf çektiriyor, bu unutulmaz anın tadını çıkarıyor. Evet, çünkü halka açılacak bir kurumun Yönetim Kurulu Başkanı olarak bu gong’u çalabilme ihtimalimiz yüzde 5’den az. Irene konuşmasında bu geleneğin çıkış noktasını verilerle anlatıyor: ‘Gongu çalan hep erkekler, ben de o yüzden her zirveyi bu şekilde açmak istedim.’

“Sessiz olun!”

Salon öyle kalabalık ki, bazen konuşmacılar sahnedeyken uğultular başlıyor. Irene çeviklikle koltuğundan fırlayıp mikrofonu alıyor, ve ‘Hanımlar, lütfen sessizlik’ diyor. Bu uyarı bizleri tebessüm ettiriyor. Bana kalırsa birkaç nedeni var gülüşmelerimizin. İlki, sahnedeki konuşmacıya duyduğu saygıyı hepimize hissettirmesi. Onlar öylesine orada değil. Onları kendisi bizzat davet etti, sahnede kaldıkları süre boyunca saygı görmelerini arzu ediyor. İkincisi ise Irene’in otoritesinin ‘herkese eşit’ dağıtılmış olması. Açılış konuşmasına gelen bürokratlar da, gençler de, katılımcılar da bu otoriteden eşit olarak nasipleniyor. Bu ayrım gözetmeyen ilişki düzeni bize iyi geliyor. Hepimizin ‘VIP’ ve hepimizin ‘aynı statüde’ olduğu bir güvenli bölgedeyiz.

‘Cumartesi kızım evleniyor, Irene için buradayım’

Borsa’daki törende, kendimi adeta DisneyLand’de gibi hissediyorum. Her bir misafirin yanına gidip, kendimi tanıttıktan sonra onları tanımak istiyorum. Sonradan, Almanya’nın en güçlü kadınlarından biri olduğunu öğrendiğim Yönetim Kurulu Üyesi Daniela ile basın toplantısında yan yana oturuyoruz. Günlerden Çarşamba. Daniela, ‘Cumartesi kızımın düğünü var, o nedenle Cuma geri döneceğim’ diyor. Şaşkınlıkla yüzüne baktığımı görünce, ‘Ah evet, hepimiz onun için buradayız. O inanılmaz biri ve buraya gelmemek bir seçenek bile değildi’ diyor. Bir liderin gücü, başka birinin o yokken anlattıklarında saklı sözünü doğruluyor.

Irene’den bize kalan

Yıllardır kadın hakları mücadelesi için hep şu konuşulur: Tüm Kadın Hakları çalışmacıları güçlerini birleştirip birlikte bir proje yapamaz mı? İşte ‘Muhteşem Bayan Natividad’, Türkiye’deki aktivistlere ve iş dünyasına tam da bunu öğreterek, bu kocaman hediye paketini kucağımıza bırakarak hoş bir sada ile ayrılıyor.

Türkiye ağırlama komitesini iki can dostuna, Gülden Türktan ve Ümran Beba’ya emanet ediyor ve onların tavsiyesi ile biz komite gönüllülerine neredeyse tam bir sene önce ulaşıyor. Bu üç muhteşem kadın, tüm komitelere liderlik yaparak bize birbirimizi kazandırıyor.

Zirvenin zirve anlarından biri Küresel Kadın Liderlik Ödülü sahiplerinin açıklandığı an. Komite, iki önemli Türk kadınını; Canan Güllü ve Canan Dağdeviren’i onurlandırırken her birimiz o ödülü sanki aileden biri, bir kız kardeşimiz almışçasına mutluyuz.

Bu bir yarışmayı ya da oyunu kazanmanın ötesinde bir mutluluk. Bu defa ‘oyunu biz tasarladık, kuralları baştan yazdık’ diyoruz.


Kaynaklar:

•      https://www.positivelyfilipino.com/magazine/irene-natividad-fighter-for-gender-equality

•      https://globewomen.org/globalsummit/