Bu hafta sonu yeniden belde statüsü kazanan altı yerleşimde yapılan seçimler, ülke siyasetinin genel yönünü anlamak için bir gösterge değiller. Sonuçta, söz konusu olan Türkiye geneli seçmenler arasında, yüzde 2’lik bir temsiliyeti bile olmayan bir seçmen grubu. Ancak seçimlerin gerçekleştiği siyasi atmosfer, 7 Haziran’daki belde seçimlerini, sıradan bir yerel seçim olmaktan çıkarıyor.
Neticede bu seçimler, CHP’nin son bir yıldır tarihindeki en yoğun siyasi ve hukuki baskılardan biriyle karşı karşıya olduğu bir dönemde yapıldı. Ekrem İmamoğlu tutuklu bulunuyor. CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar sürüyor. Mutlak butlan davası üzerinden CHP’nin kurumsal yapısı tartışmaya açılıyor. Tam da bu nedenle altı küçük beldede ortaya çıkan tablo, ulusal siyasetin daha geniş eğilimleri açısından dikkatle incelenmeyi hak ediyor.
Mikro düzeydeki bu beldelerin seçim sonuçlarına bakıp, “toptancı” sonuçlara varmak mümkün değil. Tersine, “şeytan” ayrıntıda gizli.Çıkartılacak dersler de çok…
Şimdi, Türkiye’nin “normal şartlarında” belki de çok ilgi çekmeyecek bu belde seçimlerinin detaylarını inceleyelim ve Türkiye’de seçmen davranışı üzerine beraber düşünelim.
Belde seçimleri nerelerde yapıldı? Ne oldu?
Seçimler şu beldelerde gerçekleştirildi:
Nevşehir Ürgüp/Mustafapaşa
Tokat Reşadiye/Yolüstü
Tokat Almus/Bağtaşı
Tokat Yeşilyurt/Kuşçu
Tokat Reşadiye/Çevrecik
Gümüşhane Merkez/Tekke
Bu seçimlerde oy kullanan seçmen sayısı Türkiye ölçeğinde oldukça küçüktü. YSK’nın açıkladığı verilere göre yeniden belde statüsü kazanan 6 yerleşimde toplam seçmen sayısı yaklaşık 10.200–10.500 kişi düzeyindeydi.
Belde bazında yaklaşık seçmen büyüklükleri şöyleydi:
Belde | Yaklaşık Seçmen Sayısı |
Mustafapaşa (Nevşehir) | ~1.500 |
Yolüstü (Tokat) | ~1.700 |
Bağtaşı (Tokat) | ~1.100 |
Kuşçu (Tokat) | ~1.300 |
Çevrecik (Tokat) | ~1.500 |
Tekke (Gümüşhane) | ~3.000 |
Toplam | 10-11 bin |
Bu rakamlar Türkiye'deki yaklaşık 64 milyon seçmenin yalnızca binde 1,6’sına karşılık geliyor.
Bu seçmenler Türkiye'nin hangi kesimini temsil ediyor?
Bu 10 bin civarındaki seçmenin ortak özellikleri:
-Büyükşehir seçmeni değiller.
-Kırsal veya yarı-kırsal yerleşimlerde yaşıyorlar.
-Ortalama yaş Türkiye ortalamasından yüksek.
-Emekli, çiftçi, küçük esnaf oranı yüksek.
-Üniversite mezunu oranı Türkiye ortalamasından düşük.
-Genç nüfus göçü yoğun.
Bu nedenle bu seçimler aslında CHP’nin son dönemde güçlendiği seçmenleri değil, AK Parti'nin geleneksel olarak güçlü olduğu seçmen kümelerini ölçüyor.
Sonuçlar ise şöyle oldu:
AK Parti: Mustafapaşa, Yolüstü, Bağtaşı ve Tekke
MHP: Kuşçu
CHP: Çevrecik
Böylece altı beldenin dördünü AK Parti, birini MHP, yalnızca birini CHP kazanmış oldu.
İlk bakışta bu tablo Cumhur İttifakı açısından rahatlatıcı görünüyor.Özellikle de CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in seçim kampanyasına bizzat müdahil olduğu düşünüldüğünde.
Özel seçim öncesinde sahaya indi. CHP’nin aday gösterdiği ve kazanma ihtimali gördüğü yerlerde kampanya yürüttü. Özellikle Nevşehir’in Mustafapaşa beldesindeki miting dikkat çekti. Ancak sonuçlar CHP açısından beklentilerin altında kaldı.
Mustafapaşa’da AK Parti’nin adayı Mustafa Özer 876 oy alırken CHP adayı Ömer Boz 378 oyda kaldı.
Gümüşhane’nin Tekke beldesinde AK Parti adayı 1561 oy alırken CHP adayı Barış Demirkıran 769 oy aldı.
Tokat’ın Bağtaşı beldesinde ise AK Parti 722 oyla seçimi kazanırken CHP yalnızca 19 oy alabildi.
Bu sonuçlar doğal olarak şu soruyu gündeme getiriyor:
Eğer CHP bugün Türkiye’nin birinci partisiyse, neden altı küçük beldeden yalnızca birini kazanabildi?
Bu sorunun cevabı seçim yapılan yerlerin sosyolojik yapısında yatıyor.
Çünkü bu seçimler Türkiye ortalamasını temsil etmiyor.
Başta da vurguladığımız gibi, seçimlerin yapıldığı Tokat, Gümüşhane ve Nevşehir; yaş ortalamasının yüksek olduğu, genç nüfusun göç ettiği, emeklilerin, küçük esnafın ve tarımla uğraşan seçmenlerin ağırlıkta bulunduğu bölgeler.
Oysa CHP’nin son iki yıldaki yükselişi büyük ölçüde farklı toplumsal kesimlerden geliyor.
Mayıs 2026 tarihli, “Mutlak Butlan” vakasının hemen öncesi yapılan ANK-AR araştırmasına göre CHP bugün ülke genelinde yüzde 27,9 oy oranıyla birinci parti konumunda bulunuyor. Kararsızlar dağıtıldığında bu oran yüzde 33,9’a yükseliyor. Aynı araştırmada AK Parti’nin oyu yüzde 22,9; kararsızlar dağıtıldığında ise yüzde 27,9 olarak ölçülüyor.
Daha da önemlisi CHP’nin en güçlü olduğu seçmen kümeleri ile bu seçimlerin yapıldığı yerlerin demografik yapısı arasında ciddi farklar bulunuyor.
Araştırmaya göre CHP:
-18-24 yaş grubunda yüzde 33,
-25-34 yaş grubunda yüzde 38,
-Yükseköğrenim mezunlarında yüzde 43,
seviyelerine ulaşıyor.
Öğrenciler arasında CHP yüzde 43,6 ile açık ara birinci parti görünürken, işsizlerde yüzde 39,2, işçilerde ise yüzde 34,1 düzeyine ulaşıyor.
Buna karşılık AK Parti özellikle yaşlı seçmenlerde, düşük eğitim seviyelerinde ve kırsal bölgelerde daha güçlü bir performans sergiliyor.
Dolayısıyla bu seçimlerin ortaya koyduğu tablo aslında Özgür Özel’in temsil ettiği CHP’nin ülke genelindeki yükselişinin sona erdiğini değil, AK Parti’nin kırsal alandaki çekirdek desteğini yansıtıyor.
Şimdi rakamların ötesinde, bu beldelerdeki seçim atmosferini ve sonuçlarını beraber inceleyelim.
Belde seçimlerinde Özgür Özel kampanyasının görünen ve görünmeyen etkisi
Mutlak Butlan’a rağmen “CHP lideri” kimliğini ve algısını koruyan Özgür Özel, AK Parti'nin tarihsel olarak en güçlü olduğu coğrafyalardan bazılarına giderek doğrudan seçmenle temas kurmaya çalıştı. Bu açıdan seçimler yalnızca altı beldenin belediye başkanını belirlemedi; aynı zamanda CHP’nin son dönemde izlediği “Türkiye'nin her yerine gitme” stratejisinin küçük bir testi haline geldi.
Özgür Özel'in seçim öncesinde özellikle, Nevşehir / Mustafapaşa ve Tokat / Çevrecik üzerinde yoğunlaştığı görüldü.
Bunlar tesadüf değildi.
Çünkü CHP’nin kazanma ihtimali gördüğü yerler buralardı. Mustafapaşa aynı zamanda sembolik önemi yüksek bir yerdi. Kapadokya bölgesinde, turizm ağırlıklı bir ekonomi yapısına sahip olması nedeniyle CHP'nin klasik kırsal profilden daha fazla karşılık bulabileceği düşünülüyordu. Çevrecik ise Tokat’ın diğer bazı beldelerine göre CHP'nin daha rekabetçi olduğu yerlerden biriydi ve sonunda CHP'nin kazandığı tek belde oldu.
Özgür Özel’in ziyaretlerinde görülen kalabalıklar ile sandık sonuçları arasında tam bir örtüşme oluşmadı.
Mustafapaşa bunun en net örneği. Özel’in mitingi ulusal basında geniş yer buldu. Meydanın dolu olması CHP çevrelerinde umut yarattı.
Ancak sandıkta; AK Parti, 876 ve CHP ise 378 oy aldı.
Bu durum aslında son dönemde birçok araştırmada görülen eğilimle uyumlu.
AK Parti seçmeninin bir kısmı Erdoğan yönetiminden ekonomik nedenlerle memnun olmayabilir. Hayat pahalığından şikayet ediyor olabilir. Muhalefet liderlerini dinlemeye de daha açık hale gelmiş olabilir. Ancak bu seçmenlerin önemli bir bölümü henüz oy verme davranışını değiştirmiş değil.
Başka bir ifadeyle: AK Parti seçmeni ile AK Parti oyu artık tamamen aynı şey değil.
Özgür Özel’in gördüğü ilgi CHP’ye verilmiş oy değil; CHP’nin daha önce hiç giremediği seçmen kümelerine temas etmeye başlaması olabilir. Bu da uzun vadeli bir siyasi dönüşümün ilk aşamalarına işaret ediyor olabilir.
AK Parti nasıl kampanya yürüttü?
AK Parti'nin kampanyası büyük ölçüde yerel ağlar üzerinden ilerledi.
Bu seçimlerde dikkat çeken nokta, Ankara merkezli büyük bir kampanyadan çok: il teşkilatları, ilçe teşkilatları, milletvekilleri, bölgedeki belediye başkanları ve yerel kanaat önderleri üzerinden yürütülen klasik AK Parti modeli oldu. Özellikle Tokat ve Gümüşhane gibi yerlerde AK Parti’nin 20 yılı aşan örgütsel birikimi bulunuyor.
Bu tip küçük yerleşimlerde seçim kampanyası çoğu zaman televizyon veya sosyal medyada değil; cenazelerde, düğünlerde, köy ziyaretlerinde, akrabalık ağlarında, esnaf ilişkilerinde yürütülüyor.
AK Parti’nin kalan “avantajı”, ülke geneli yönetimde memnuniyetsizliğe ragmen yıllar içinde edinilmiş parti bağlarına ortaya çıkıyor. Kırsaldaki seçim bölgelerinde, “iktidar partisini küstürürsek, hizmet gelmez; bizi cezalandırırlar” algısının sandığa yansıması da çok güçlü.
Daha önce bu bölgelerde seçmen nasıl davranıyordu?
Bu beldelerin çoğu ilk kez belediye statüsünde seçime gittikleri için doğrudan geçmiş belediye seçimleriyle karşılaştırma yapmak mümkün değil.
O yüzden, seçim yapılan beldelerin bağlı bulundukları şehirleri ve buralarda nasıl kimin nasıl seçim çalışması yürüttüğüne bakalım.
Tokat: İçişleri Bakanı çıkartması
Tokat uzun yıllardır, AK Parti ve MHP tercihi ağırlıklı bir il.Özellikle de, Tokat’ın kırsal kesimde Cumhur İttifakı belirgin gelenekselleşmiş üstünlüğe sahip.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya ile birlikte4-5 Haziran 2026 tarihlerinde Tokat’a kapsamlı bir çalışma ziyareti gerçekleştirdi. Bu ziyaret hem bölgede yaşanan sel felaketlerinin yaralarını sarmak hem de 7 Haziran ara yerel seçimleri öncesinde siyasi destek vermek amacıyla iki ana eksende yürütüldü:
Afet Sonrası İncelemeler ve Risk Azaltma Çalışmaları
Valilik Brifingi: Tokat Valisi Abdullah Köklü ile kentte son 15 gündür etkili olan yoğun sağanak yağışlar, taşkınlar ve yürütülen arama-kurtarma faaliyetleri hakkında istişarelerde bulundu.
Maddi Hasarın Önlenmesi: Bakan Çiftçi, afetten önce risk azaltma çalışmalarına harcanan 1 TL'nin, afet sonrası 7 ila 15 TL’lik hasarı engellediğini vurgulayarak AFAD ve yerel belediyelerin koordinasyonunu övdü.
İlçe Ziyaretleri: Pazar ve Turhal ilçelerinde selden zarar gören tarım arazilerini inceledi, tarihi Taş Köprü’de vatandaşlarla buluştu.
7 Haziran Seçimleri ve Belde Ziyaretleri
Bakan Çiftçi, Pazar günü sandığa giden ve yeni belde statüsü kazanan kritik bölgelerde doğrudan seçim çalışması da yürüttü.
Yolüstü Beldesi (Reşadiye): Seçimde yarışan AK Parti adayı Mustafa Altın’a destek istedi. Belde sakinlerinden sandıkta 1.000 oy hedefikoyarak güçlü bir destek talep etmiştir.
Çevrecik Beldesi: Vatandaşlarla bir araya gelerek toplumsal dayanışma, birlik ve beraberlik mesajları verdi. Ama yine de, bu beldeyi CHP kazandı.
Yatırım ve Altyapı Müjdeleri: Ziyaret ettiği beldelere “Millet Bahçesi” yapılması, doğal gaz hattının ulaştırılması, içme suyu altyapısının yenilenmesi ve elektrik hatlarının yer altına alınması için Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ile Enerji Bakanlığı nezdinde bizzat takipçi olacağı sözünü verdi.
Tokat’ta CHP kanadında ise, Genel Başkanı Özgür Özel’in estirdiği rüzgâr elbette belirleyici idi. Bununla beraber, CHP’nin Özel ile hareket eden, başta Karadeniz ve Orta Anadolu bölgesi milletvekilleri olmak üzere yerel teşkilatları, seçim yapılan 4 beldede (Çevrecik, Yolüstü, Bağtaşı, Kuşçu) sıkı çalıştılar. Esnaf ziyaretleri, kahvehane toplantıları ve ev ziyaretleriyle birebir markaj uygulandı. Ne var ki, söz konusu sıkı çalışmanın gene son günlere sıkıştığını unutmayalım.
Gümüşhane: Cumhur İttifakı ortak çalıştı
Gümüşhane, Türkiye'nin AK Parti’ye en yüksek destek veren illerinden biri.2002’den beri yapılan seçimlerin büyük bölümünde AK Parti burada açık ara birinci oldu.Tekke’deki sonucun AK Parti lehine çıkması bu açıdan sürpriz değil. Özgür Özel’in “İnadına Tekke'ye gideceğim” çıkışı, bölgede de ilgiyi yükselten ve mitingdeki coşkuyu yaratan etkenlerdendi. Gümüşhane’de, kısa süreli bir çalışma yürütebildi: CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in büyük gövde gösterisi yaptığı mitingin arkasında, adayları Barış Demirkıran için yerelde güçlü bir lojistik ve siyasi destek organizasyonu kuruldu. Bedri Ağaç (Eski CHP Gümüşhane İl Başkanı/Parti Meclisi Çevresi), Gümüşhane’de CHP’nin yerel örgütlenmesini yöneten ve Özgür Özel’in miting organizasyonunun koordinasyonunu sağlayan kilit isimlerden biri oldu. CHP Trabzon ve Bölge Milletvekilleri ve çevre illerin belediye başkanları da, Tekke beldesindeki seçim çalışmalarına katılarak kahvehane ve ev ziyaretlerinde bulundu. Fakat bu çalışmalar, seçimlerin son günlerine sıkıştı.
Öte yandan, AK Parti’nin saha çalışmaları da yoğun ve uzun soluklu oldu: Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, seçimden kısa süre önce 4 Haziran 2026’da beldeyi bizzat ziyaret etti. Bölgeye yönelik altyapı, ulaştırma ve yatırım sözleri vererek iktidarın gücüyle adaylarına destek istedi. AK Parti Gümüşhane Milletvekili Celalettin Köse, seçim sürecinin başından itibaren sahada aktif rol üstlendi. Aday tanıtım toplantılarından esnaf ziyaretlerine kadar her aşamada adayları Kemalettin Demirkıran’ın yanında yer aldı. Mustafa Demir, AK Parti Gümüşhane İl Başkanı’nı olarak,AK Parti, MHP ve BBP’nin Gümüşhane il ve ilçe başkanlarıyla beraber, ortak ittifak ruhunu sahaya yansıtmak adına geniş kadrolarla Tekke sokaklarında çalışma yürüttü.
Nevşehir: Muhalefetin bölünmesi de negatif etkiledi
Nevşehir de İç Anadolu’nun muhafazakâr kalelerinden biri. AK Parti burada uzun süredir güçlü. Mustafapaşa’daki CHP kampanyasının temel amacı mevcut üstünlüğü kırmaktı.
AK Parti kanadı, seçim operasyonunu ve saha koordinasyonunu AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz ile Ahmet Büyükgümüş yakından takip etti. Nevşehir yerelinde ise AK Parti Nevşehir Milletvekilleri, il ve ilçe teşkilatları Mustafapaşa sokaklarında esnaf ziyaretleri ve ev toplantılarıyla tam kadro sahada yer aldı. Seçim zaferinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kazanan aday Mustafa Özer’i telefonla arayarak bizzat tebrik etti. Bu kısmı özellikle ekledim çünkü, Erdoğan’ın AK Parti adayı Mustafa Özer, beldede daha önce de belediye başkanlığı yapmış, yerel halk tarafından çok iyi tanınan biri. O yüzden de, “Üçüncü dönem güveni” kampanyasının temel taşlarından biri oldu.Mustafapaşa’nın 12 yıl aradan sonra köye dönüştürülme kararından kurtulup yeniden belde statüsü kazanması sürecinde yerel aktörler ve iktidar zaten beraber çalışmıştı. Seçmen, bu kazanımın devamı ve beldeye hızlı hizmet gelmesi için tercihini “tecrübeli eski başkan” figüründen yana kullandı.
Kapadokya'nın kalbinde yer alan tarihi Mustafapaşa beldesinin turizm yatırımlarına, altyapı desteğine ve merkezi bütçe kaynaklarına ihtiyacı var. AK Parti kurmayları da saha çalışmalarında, iktidar olanaklarının beldeye akacağını vurgulamış; yeni kurulan belediyenin ancak iktidar eliyle hızlıca ayağa kalkabileceği algısı seçmende karşılık buldu.
Nevşehir’de Cumhur İttifakı’nın blok halinde hareket etmesi de etkiliydi.Nevşehir genelinde ve Ürgüp kırsalında muhafazakar-milliyetçi seçmen tabanı tarihsel olarak çok güçlü. AK Parti ve MHP, bu ara seçimde Cumhur İttifakı tek çatısı altında ortak aday (Mustafa Özer) çıkararak milliyetçi ve muhafazakar oyların bölünmesini tamamen engelledi.
Buna karşılık muhalefet bloğu parçalı kaldı. CHP adayının yanı sıra Saadet Partisi (%15,9) ve Anahtar Parti (%5,0) gibi diğer sağ/muhafazakar partiler de ciddi oranlarda oy alarak muhalif oyları böldü. CHP’nin 378 oyuna karşılık; Saadet, 259 ve Anahtar Parti de 118 oy aldı. İYİ Parti ise, 49 oyda kaldı. Toplandığında 804 oy ediyor. AK Parti ise 876 oy aldı. Muhalefet ortak aday çıkarabilmiş olsaydı, yarış çok daha başa baş gidebilecekti.
CHP, Mustafapaşa adayı Ömer Boz için bölge milletvekillerini ve çevre il teşkilatlarını Nevşehir’e sevk etti. Parti kurmayları, tıpkı Tokat ve Gümüşhane beldelerinde olduğu gibi Mustafapaşa’da da seçmen artışları ve “taşıma seçmen” iddiaları üzerinden muhalefet yürüterek sandık güvenliğine odaklanan bir saha çalışması gerçekleştirdi. Ancak, belirttiğimiz gibi seçmenin odağı “hizmet beklentisine” takılı kaldı. Dahası, muhalefet de birbiri aleyhine çalışmış oldu.
Tokat Çevrecik Beldesindeki Başarı ve Strateji
CHP, Türkiye seçim yapılan 6 belde arasından sadece Tokat Reşadiye’ye bağlı Çevrecik beldesini kazanabildi. Buradaki başarının sırrı ne?
Öncelikle aday odaklı çalışma ve hemen seçim öncesine sıkışmayan saha çalışması çok önemli: Çevrecik’te doğru aday tespiti ve yerel dinamiklerin iyi kullanılmasıyla CHP adayı Nazım Demirkol, iktidarın güçlü doğal gaz ve altyapı vaatlerine rağmen belediye başkanlığını göğüsledi. Bunun üzerine, lider figürü olarak Özgür Özel ve CHP’nin onunla beraber hareket eden üst düzey isimlerinin sahada estirdikleri rüzgâr birleşince, sandık başarısı geldi.
Seçim çalışmasının siyasi söylem boyutunda CHP, sahada iktidarın kamu gücünü kullanmasını sert bir dille eleştirdi. CHP İstanbul Milletvekili Gökan Zeybek ve parti kurmayları, 2024 yerel seçimlerinde 4.275 olan toplam seçmen sayısının bu seçimlerde 10.791’e fırlamasını gündeme taşıdı. Nüfus müdürlükleri aracılığıyla beldelere dışarıdan “taşıma seçmen” getirildiğini iddia eden CHP teşkilatları, seçim kurullarına resmi itirazlarda bulunarak süreci hukuki alanda da takip etti. Kaymakamların ve yerel bürokratların tarafsızlığını yitirerek AK Parti adayları lehine çalışma yürüttüğü, CHP’lilerce sahada yüksek sesle eleştirildi.
CHP, Tokat’ta çok agresif ve iddialı bir kampanya yürütmesine rağmen, Cumhur İttifakı’nın blok halinde hareket ettiği diğer 3 beldede (Bağtaşı, Yolüstü ve Kuşçu) seçimi kaybetti. Ancak Çevrecik beldesindeki zafer, partinin yoğun saha mesaisinin somut bir sonucu olarak “Cumhur İttifakı seçmenlerinin de desteğinin alındığı sandık başarısı nasıl mümkün” sorusunun yanıtı oldu.
Ya diğer partiler?
Özellikle Yolüstü’nde AK Parti’nin karşısındaki en görünür rakiplerden biri Anahtar Parti oldu. A Haber’in aktardığı sandık sonuçlarında, bazı sandıklarda Anahtar Parti'nin %19 oy bandına ulaştığı görüldü. Anahtar Parti Genel Merkezi ve Tokat teşkilatı seçimden hemen önce Yolüstü'nde saha çalışması yapmıştı. Yolüstü, Anahtar Parti'nin teorik olarak en avantajlı olması gereken yerlerden biriydi. Çünkü, Karadeniz muhafazakârlığı güçlü, Milliyetçi seçmen yoğun, Yavuz Ağıralioğlu’nun siyasi dili bölgeye yakın ve AK Parti’den kopabilecek merkez sağ ve muhafazakâr seçmen bulunuyor.
Özel dışında, sahada çalışma yapan tek parti lideri Ağıralioğlu idi; seçimden iki gün önce Yolüstü’ne gitti. Esnaf ziyareti yaptı, seçmenlerle buluştu ve Anahtar Parti adayı Mehmet Can Coşkun için oy istedi. Buradaki konuşmasının önemli kısmı şuydu: “İktidar olmadan hizmet getirdik; daha iktidar olmadan 3-5 bakanı buraya getirdik.” Bu cümle aslında Anahtar Parti’nin seçim stratejisini de özetliyordu. Ağıralioğlu, Yolüstü’nde rekabet yaratınca AK Parti’nin bakanlarını ve üst düzey isimlerini bölgeye göndermek zorunda kaldığını öne sürdü.
Ağıralioğlu seçimden önce Mustafapaşa’da da miting yaptı.
Yerel basın ve parti duyurularına göre: Mustafapaşa meydanında konuştu ve daha sonra Ayvalı köyünü ziyaret etti.
Ağıralioğlu’nun kampanyasında kullandığı dil ilginç: Konuşmalarının önemli kısmı CHP karşıtlığı ya da Erdoğan karşıtlığı üzerine değil; “hizmet”, “ihmal edilmiş beldeler”, “rekabet olursa yatırım gelir” temalarına dayanıyordu. Bu da Anahtar Parti'nin kendisini klasik muhalefet partisi değil, AK Parti tabanına hitap eden alternatif bir merkez sağ hareket olarak konumlandırmaya çalıştığını gösteriyor.
Ağıralioğlu’nun gittiği iki beldede de Anahtar Parti’nin performansı Türkiye ortalamasından daha yüksek görünse de, AK Parti'nin çekirdek tabanında büyük bir çözülme yaratamadı.
Ancak Yolüstü sonucu yine de önemli. Çünkü belde, Karadeniz muhafazakârlığının güçlü olduğu bir bölgede, AK Parti’nin çok güçlü olduğu bir yerde, yeni kurulmuş bir partinin yaklaşık her 5 seçmenden 1’ini alabildiğini gösterdi.
Yeniden Refah Partisi de, seçimlere katılan partiler arasında yer aldı ancak ilgi toplayamadı. Özellikle Bağtaşı ve Yolüstü’nde AK Parti'nin %80-95 bandında oy alması, Karadeniz kırsalında muhafazakâr seçmenin büyük ölçüde AK Parti etrafında kaldığını gösteriyor.
Dolayısıyla bu seçimlerde asıl dikkat çeken şey YRP’nin yaptığı kampanya değil, neredeyse “görünmez” olmasıydı.Eğer Fatih Erbakan veya parti yönetimi bu seçimleri stratejik görmüş olsaydı, en azından Yolüstü veya Bağtaşı gibi muhafazakâr beldelerde bizzat saha çalışması yapmaları beklenirdi.
İYİ Parti’ye gelince…Sonuç almayı denemediler bile. İYİ Parti genellikle: kent merkezlerinde, eğitim düzeyi daha yüksek milliyetçi seçmenlerde ve CHP ile AK Parti arasında gidip gelen merkez sağ seçmende daha iyi performans gösteriyor. Bunun dışında bir arayışı girmeye de çok ilgili gözükmüyor. Belde seçimlerindeki “çabasızlığı” da bu yaklaşımın bir tezahürü idi.
Saadet’in “sessiz stratejisi”
Mustafapaşa’daki yerel basın haberlerine göre AK Parti ve CHP çok görünür kampanya yürütürken, Saadet daha düşük profilli ancak düzenli bir çalışma yaptı. Yerel gazeteler, Saadet adayının “sessiz ama sahada” bir kampanya yürüttüğünü özellikle vurguluyordu. Parti yönetiminden üst düzey isimlerin seçim bölgesine yoğun ziyaretleri görülmedi. Kampanya daha çok yerel aday Doğan Ak etrafında şekillendi.
Daha önce de belirttiğimiz gibi, Mustafapaşa’da eğer Saadet seçime girmemiş olsaydı veya CHP ve İYİ Parti ile ortak aday çıkarsaydı, yarış çok daha başa baş bir hale gelebilirdi.
Mustafapaşa gibi yerlerde Saadet’in seçmeni genellikle üç kaynaktan besleniyor: Milli Görüş geleneğine bağlı yaşlı seçmenler, AK Parti’den ekonomik nedenlerle uzaklaşmış muhafazakârlar ve CHP’ye oy vermek istemeyen ama AK Parti’ye de tepki duyan muhafazakâr seçmenler.
Asıl siyasi sonuç ne?
Bence seçimlerden çıkarılabilecek en önemli sonuç şu: Bu seçimler AK Parti’nin “çekirdek kitlesinin” güncel durumunu çok iyi yansıtıyor. Özgür Özel’in liderliğindeki hareket, sahaya indiğinde bu seçmen nezdinde heyecan ve etki yaratıyor. Özel’in ziyaretlerinde ortaya çıkan ilgi, CHP’nin daha önce ulaşamadığı seçmen kümelerine ulaşmaya başladığını gösteriyor.
Sandık sonuçları ise bu temasın, kırsal gibi AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın en çekirdek kitlesinde, henüz oy dönüşümüne dönüşmediğini ortaya koyuyor.
Yani seçimlerin hikâyesi: “CHP kırsalda başarısız oldu” değil, “CHP, ilk kez AK Parti'nin çekirdek coğrafyalarında görünür hale geliyor, ancak bu görünürlük henüz seçim kazandıracak düzeye ulaşmış değil”.
Bu da aslında, gelecek seçimlere giderken hem Özgür Özel’in hareketinin önündeki en büyük fırsatı hem de en büyük sorunu gösteriyor: Büyük şehirlerde kazanmak başka, Tokat’ın, Gümüşhane’nin veya Nevşehir’in küçük beldelerinde seçmen davranışını değiştirmek ise çok daha uzun bir süreç gerektiriyor. Genel olarak, AK Parti’nin “demir çekirdek” seçmeni genelindeki tablo da böyle.
Yine de, asıl belirleyici olan metropoller ve metropollerdeki “demir çekirdekler” kırsaldan daha çabuk dönüşüyor.
Türkiye’nin nüfus yapısı da bu dönüşümün neden önemli olduğunu ortaya koyuyor.
Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 93’ü il ve ilçe merkezlerinde yaşıyor. Klasik anlamda kırsal nüfus toplam nüfusun yüzde 7-8’i seviyesine kadar gerilemiş durumda. Buna rağmen kırsal seçmen siyasal etkisini tamamen kaybetmiş değil. Çünkü özellikle Karadeniz, İç Anadolu ve Doğu Anadolu'nun bazı bölgelerinde seçmen davranışı hâlâ belirgin biçimde kırsal özellikler taşıyor.
Bu nedenle altı küçük beldedeki seçimler, Türkiye’nin tamamını değil, daha çok Cumhur İttifakı’nın hâlâ güçlü olduğu toplumsal alanları temsil ediyor.
Asıl dikkat çekici olan ise başka bir gerçek.
Son bir yıldır CHP yalnızca siyasi rekabetle değil, aynı zamanda yargısal ve idari baskılarla da karşı karşıya. Ekrem İmamoğlu cezaevinde. CHP’li belediye başkanları hakkında soruşturmalar sürüyor. Partinin kurultayı mahkemelerde tartışılıyor.
Buna rağmen, “Mutlak Butlan” öncesi yapılan hemen tüm kamuoyu araştırmaları CHP’yi hâlâ Türkiye’nin birinci partisi olarak göstermeye devam ediyor.
Bu nedenle altı küçük beldede alınan sonuçların asıl önemi, CHP’nin zayıfladığını göstermesinde değil; Türkiye’deki siyasi ayrışmanın giderek daha belirgin bir coğrafi ve demografik karakter kazandığını ortaya koymasında yatıyor.
AK Parti yaşlı, kırsal ve muhafazakâr seçmenlerde güçlü kalmayı sürdürüyor.
CHP ise gençlerde, kentlerde, kadınlarda ve eğitim düzeyi yüksek seçmenlerde üstünlüğünü artırıyor.
Bu nedenle belde seçimlerinin verdiği en önemli mesaj belki de şu: Türkiye’de siyasi mücadele artık yalnızca partiler arasında değil, aynı zamanda iki farklı toplumsal Türkiye arasında yaşanıyor.
Ve uzun vadede siyasetin yönünü belirleyecek olan şey, nüfusu giderek azalan küçük beldelerden çok, büyümeye devam eden kent merkezlerinin tercihleri olacak.
Ancak, bu demek değil ki, kırsal geride bırakılmalı. Kırsal ve kent, akrabalık ilişkileri, “memleket” hikâyeleri ile birbirine bağlı. Kaldı ki, kırsalda Özgür Özel’in mitinglerinin ve hatta yol üstü durdurulacak kadar varlığının ilgi çekmesi, buraların da “siyasi ilgiye” hasret kaldığını ve hızla karşılık da verdiğini gösteriyor. İdeal seçim başarısı da, doğru aday, partinin yerel örgütlenmesinin yoğun çalışması, merkez yönetiminin de saha çalışmasına ağır topları ile katkı vermesinin sonuç veren doğru formül olduğunu gösteriyor. Kaldı ki, iktidarın kaleleri sayılan kırsalda muhalefete seçmen ilgisi, ezberleri bozarak, sosyal medya üzerinden de tüm ülkede büyük etki yaratıyor.
Son söz olarak da, Türkiye’de her belde, her mahallenin kendi hikâyesi var. Mümkün olduğunca da, yerel örgütlenme ve merkezin heyecan yaratan söylemlerinin birleştirilerek, Türkiye’nin kılcal damarlarına inmek asıl mesele…

