Rawest ve İstanpoll'ün, Friedrich Ebert Stiftung desteğiyle yaptığı "Mutlak Butlan ve Yeni Parti" araştırması dün yayınlandı.

Araştırma 3-10 Temmuz arasında; 20 şehirde, yaklaşık iki bin kişiyle görüşülerek gerçekleştirilmiş.

Araştırma sonuçlarına baktığımda gördüğüm aylardır bu köşede yazdığım pek çok şeyi rakamlarla bir anlamda doğrulanması oldu. Şunu ifade ederek başlayayım ki, toplum butlan konusunda kararını büyük ölçüde vermiş görünüyor.

TOPLUM BUTLANI MEŞRU GÖRMÜYOR

Mutlak butlan kararı konusunda araştırmanın en somut verisi; toplumun dörtte üçünün (yüzde 73’ü) butlan kararından haberdar olması. Daha önemlisi de, karardan haberdar olanların ezici bir kısmı bu kararı meşru görmüyor oluşu.

Seçmenin yüzde 45'i mutlak butlanı, "CHP'nin iç işlerine dışarıdan müdahale" olarak görüyor; kararı "hukuken doğru" bulanlar yüzde 22'de kalırken; CHP seçmeninde "dış müdahale" diyenler yüzde 72'ye çıkıyor.

Bu açıdan "mutlak butlan, bir hukuk kararı değil, devletin CHP'ye müdahalesidir" düşüncesi, sadece muhalefetin değil, toplumun geniş kesimi tarafından paylaşılmaktadır.

KÜÇÜK İKTİDARIN TABANDA KARŞILIĞI YOK

CHP üzerine yazdığım yazılarda partinin temel sorununun, “küçük iktidarı” öncelemek ve onu korumak olduğunu yazdım. Bu Kılıçdaroğlu ve ekibinin izlediği siyaset için de geçerli. Şu anda Kılıçdaroğlu ve ekibi de küçük iktidar olan CHP içi iktidarı; büyük iktidar olma hedefinin önüne koymuş durumda.

 Araştırma sonuçları bu çizginin tabanda karşılık bulmadığını gösteriyor.

Kılıçdaroğlu'nun süreçteki tutumunu olumsuz bulanların oranı yüzde 54; olumlu bulanlar ise sadece yüzde 16. CHP seçmeninde Kılıçdaroğlu’nun tutumuna olumsuz bakanların oranı; yüzde 77'ye çıkıyor.

Araştırma toplumun yüzde 56'sının, CHP seçmeninin ise yüzde 77’si, Kılıçdaroğlu'nun partiyi Özel'e bırakması gerektiğini söylüyor.

"Kendinizi hangi tarafa yakın hissediyorsunuz?" sorusunda Özel’ yakın bulanların oranı yüzde 39 iken; Kılıçdaroğlu’na yakın bulanlar yüzde 10. Bu oranlar CHP tabanında ise yüzde 74 Özel, yüzde 11 Kılıçdaroğlu şeklinde.

Yani hukuki olarak genel başkan atanan Kılıçdaroğlu parti tabanından dahi destek görmüyor.

ÖZEL'İN ÇİZGİSİ KARŞILIK BULUYOR

Kılıçdaroğlu’na parti tabanı mesafeli iken; Özel'in "büyük iktidar" hedefi ve sokakla siyaset çizgisi toplumda karşılık buluyor.

Özel'in izlediği siyaseti olumlu bulanlar yüzde 39, olumsuz bulanlardan ise yüzde 30. Süreç içinde Özel'e güveni artanlar yüzde 26, azalanlar ise yüzde 10. tabanında Özel’e güveni artanlar yüzde 47.

Araştırmanın ilginç verilerinden birisi CHP seçmeninin yüzde 70’i Mansur Yavaş'ın, yüzde 72’si ise Ekrem İmamoğlu'nun Özel'le birlikte hareket etmesini istiyor. Yani CHP tabanında "Özel-İmamoğlu-Yavaş" birlikteliği karşılık bulmuş.

YENİ PARTİ’NİN ŞANSI NE?

Araştırmada seçmen genelinin yüzde 59'u, CHP seçmeninin yüzde 75’i Özel ve arkadaşlarının partiden ayrılması gerektiğini düşünüyor. "Ne yapmalı?" sorusunda en yüksek yanıt "hemen ayrılıp yeni bir parti kurmalı" diyenlerin oranı yüzde 26.

Olası yeni partinin kurulması ve bunun sandığa yansıması ise daha ilginç

Araştırmaya göre kararsızlar dağıtıldığında, Özel'in kuracağı varsayılan yeni parti yüzde 35,6 ile birinci olurken; AK Parti yüzde 27,8'de kalıyor. Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP ise yüzde 5 bandına düşüyor.

Araştırmanın en önemli sonuçlarından birisi kuşkusuz yeni partinin sadece CHP değil farklı partilerden oy alma potansiyeli. Buna göre; yeni partiye CHP'nin yüzde 69'u, İYİ Parti'nin yüzde 39'u, DEM'in yüzde 20'si, MHP'nin yüzde 18'i, hatta AK Parti seçmeninin yüzde 9'u, oy kullanmayanların yüzde 22’si ve  yeni seçmenlerin yüzde 26’sı yeni partiye oy verebileceğini ifade ediyor.

Yani yeni partinin potansiyel seçmen havuzu CHP tabanı ile sınırlı değil. Burada bütün mesele yeni partinin kurucu kadrosu, politikaları ve söylemi ile kuşatıcı olması. Bu olursa partinin oy potansiyeli çok fazla.

Bu açıdan yeni parti, sadece CHP'den ayrılanların partisi olursa Y-CHP olur. Önemli olan farklı kesimleri buluşturan bir demokrasi, özgürlük ve adalet bloku olmasında. Araştırma sonuçları, bu siyasetin karşılığının olduğunu gösteriyor.

Özetle seçmen, "CHP'den ayrılmış CHP'lilerin kurduğu partiyi" değil; CHP'yi içeren ama onu aşan bir parti istiyor. Genel katılımcıların yarısı, CHP seçmeninin yüzde 60'ı, yeni partinin CHP'den ayrışan yönlerini görmek istiyor. Beklenen çizgi: en çok "daha kapsayıcı bir merkez parti” (Yüzde 39) olması.

Yine araştırma bize toplumun yeni siyasi partide daha önce görmediği yeni isimleri görmek istediğini söylüyor. Bu partinin oy potansiyelinin yüzde 30’dan yüzde 49’a kadar genişleyebileceğini de. Ancak bunun gerçekleşmesinin koşulu gerçekten var olanı aşan “yeni bir siyaset” inşa edilip, edilmeyeceğine bağlı.

Yani mesele parti ismi, logosu, renkleri değil; mesele topluma sunulacak yeni bir hikâye, bunu taşıyacak yeni bir kadro ve yeni bir söylemdir.

ORTAK KESEN: DEMOKRASİ, ÖZGÜRLÜK VE ADALET

Araştırma bize toplumun butlanı reddetmiş, Kılıçdaroğlu'nun çizgisini onaylamamış, Özel'i öne çıkarmış ve yeni bir partiye kapıyı aralamış olduğunu söylüyor.

Yine araştırma "yeni"nin nasıl olması gerektiğiniz ortaya koyuyor; kapsayıcı bir merkez, yeni kadrolar, farklı kesimleri kucaklayan, onlarla taşıyıcı koalisyonlar kuran bir siyaset. Bu siyasetin ortak keseni ise “daha çok demokrasi”, “daha çok özgürlük”, “daha çok adalet” olabilir.

Bu ortak kesende buluşabilen bir siyasallaşma başarılı olabilir.

Odak Noktası 20 yazı Yeni Parti mi, Yeni Siyaset mi? CHP'nin kurumsal kimliğini ikiye bölen anketler ve hukuki krizlerin ötesinde; yargı kıskacına alınan muhalefetin, eski usul iç hesaplaşmaları bir kenara bırakıp demokratik iradeyi ve seçmen meşruiyetini koruyacak yepyeni, dirençli bir siyaset dilini inşa edip edemeyeceği tartışma konusu. "Yeni Parti mi, Yeni Siyaset mi?" odak noktasında bu gelişmeleri ele alan yazı ve söyleşilere yer vereceğiz. Tüm Yazılar