Yüzyılı aşkın Cumhuriyet tarihimizde “Mayıs” ayının yeri ayrıdır.
Atatürk’ün Samsun’a çıktığı, 19 Mayıs 1919 Kurtuluş Savaşının başlangıç günü kabul edilir. Osmanlı Beyliğinin; yaklaşık 600 yıl sürecek İmparatorluk aşamasına geldiği, 29 Mayıs 1453 günü İstanbul’un fethi ve Doğu Roma’nın sonlandığı tarihtir. DP’nin iktidara geldiği, 14 Mayıs 1950 seçimleri demokrasi geçmişimizde bir dönüm noktasıdır. Mayıs ayının takvimleri; 1960’lı yıllarda askeri darbeler ve darbe girişimlerinin de kronolojisi gibidir. 27 Mayıs 1960 ardından, 21 Mayıs 1963 günü bastırılan ayaklanma örneğin.
Türkiye 2026 yılında mayıs ayı sonlarına doğru bir başka darbe girişimine tanık oldu. Bu kez darbe; yetkisiz bir mahkemenin verdiği kararla; CHP’nin kurultay delegelerince seçilen yönetiminin görevden alınmasıyla boy gösterdi.
Türkiye’de ilk kez ana muhalefet partisinin genel merkezi, kapıları kırılarak, polis baskını ile işgal edildi. Göz yaşartıcı gaz ve plastik mermi kullanıldı. CHP Genel Merkezinde yapılanların, uluslararası hukuk kurallarına uygun bir yargı kararının uygulanması olduğu öne sürülemez. Son dönemde bilinçli olarak kısıtlanan, demokratik hakların rafa kaldırıldığının göstergesi olarak, siyasal tarihimizde yerini alacağına kuşku yok.
Bu aşamada; sorunun kaynağı CHP içindeki iktidar kavgası ya da mutlak butlan iddiasıyla kurgulanan, kurultaydaki seçim sonuçlarının düzeltilmesi olamaz.
Gelişmeler; son yıllarda Ortadoğu’daki demografik düzenleme ve siyasal sınırların değiştirilmesini amaçlayan, BOP’ a Türkiye’nin de dahil edilmesinde yeni bir aşamaya geçileceğini gösteriyor. Bölge dışı oyuncuların sözcülerinin ve en üst düzey yetkililerinin vurguladıkları, söylemlerin kaçırılmaması gerekiyor.
Ortadoğu’da demokrasi yerine, otoriter rejimlerin daha başarılı olduğunun vurgulanması örneğin. Türkiye ve Suriye’den sorumlu müteahhit kökenli ABD B.Elçisinin, bir Bölge Valisini çağrıştıran söylemleri ile son günlerde yeniden tanımlanan, Türkiye’nin Türk-Kürt ve Araplardan oluştuğu öne sürülen millet kavramı hayli ilginç.
İç siyasetteki gelişmelerin kaçınılmaz etkisiyle, son dönemde Bölgede yaşananların gözden kaçması doğal. İçlerinde altı çizilecek olanların varlığı yadsınamaz.
Bir kaçına bakalım;
Suriye’de devşirilen eski bir IŞİD militanı, ABD’de yetiştirildikten sonra bu ülkenin devlet başkanlığına getirildi.
İsrail; Gazze şeridini on binlerce masum Filistinlinin hayatlarına mal olan, acımasız saldırıların ardından işgal etti. Golan’ı resmen topraklarına kattığını açıklaması , Suriye’deki yeni rejimden bağımsız gelişme olarak yorumlanamaz.
Türkiye’de halkın sağduyusu kesinlikle izin vermez diye düşünebiliriz. Ancak gelişmelerin yönü; BOP’un CHP’nin muhalefetine karşın ABD ve ortaklarının istediği gibi belirlenemeyeceği için CHP’nin meşru yönetimi görevden uzaklaştırıldı.
Bu aşamada Özgür Özel’in tutumu ve daha önemlisi Ankara’da güven parkta toplanan kitlenin coşkusu ve Anıtkabir’e yürüyüşleri geleceğe ilişkin umut verici.
Ufukta yeni bir siyasal hareketin kısa zamanda görüneceği seziliyor.
