Ekrem İmamoğlu’nun gençlerle kurduğu bağ, onların geleceğe dair umutlarını besleyen bir faktör olmuş gibi görünüyor. Protesto eden öğrenciler, yalnızca bir siyasi figüre destek vermekle kalmadılar, aynı zamanda "Biz buradayız, varız, bizi görmezden gelmeyin" dediler.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun bugün gözaltına alınması, siyaset sahnesinde büyük yankı uyandırırken, uzun zamandır görmediğimiz bir hareketlenmeyi de beraberinde getirdi. İstanbul Üniversitesi ve ODTÜ öğrencilerinin bu duruma tepki göstermesi ve protestolar düzenlemesi, sadece bir belediye başkanına destek anlamına gelmiyor. Aynı zamanda gençlerin, yani geleceğimiz olan gençlerin, yaşananlara duyarsız kalmadığını gösteriyor.
Gençlik tarih boyunca her zaman toplumsal değişimlerin en önemli aktörü oldu. Türkiye’de 1968 kuşağından Gezi Parkı’na kadar pek çok örnekte öğrencilerin sesi yükselmiş, değişim için önemli bir aktör olmuşlardır. Ancak son yıllarda, özellikle de üniversite öğrencileri arasında bir sessizlik, durgunluk, korku hâkimdi. Ekonomik kaygılar, gelecek belirsizliği, akademik özgürlüklerin kısıtlanması derken öğrencilerin büyük bir kısmı apolitik bir tavır sergiliyor, umutsuzluk içinde kalıyordu. Ne var ki İstanbul Üniversitesi ve ODTÜ’deki bu protesto, uzun süredir ilk kez bir kıvılcımın yandığını gösteriyor.
Bu üniversite protestosunun üç önemli boyutu var: siyasal, hukuksal ve toplumsal.
Ekrem İmamoğlu’nun seçim sürecinden itibaren gençlere sık sık vurgu yapması ve "Heyecanımız yüksek, gençliğimiz var" söylemi, bir slogandan öteye geçmiş görünüyor. Gençler, siyasetin bir parçası olabileceklerini ve seslerini duyurabileceklerini fark etmeye başlıyor. Sadece sandıkta oy vermekle kalmayıp sokaklarda, kampüslerde de tepkilerini dile getirmeleri, gençliğin yeniden politikleşmeye başladığının göstergesi.
Bu protesto, siyasetin artık yalnızca geleneksel aktörlerin değil, yeni neslin de alanına girdiğini gösteriyor. Gençler, artık sadece geçmişin hikâyelerini dinlemekle yetinmiyor, kendi geleceklerini yazmak istiyorlar.
Öğrenciler bu protestolarla şu mesajı veriyor: "Yarın bizim başımıza ne geleceğini bilmiyoruz. Adalet, bir kişi için değil, hepimiz için gereklidir." Hukukun üstünlüğünü savunmaları, gençlerin sadece siyasete değil, aynı zamanda hukuka da sahip çıkmaya başladığını gösteriyor.
Gençlik adalet istiyor!
Gençlerin en çok sorguladığı konulardan biri, hukukun gerçekten eşit uygulanıp uygulanmadığı. Türkiye’de adalet sistemine olan güvenin zedelendiği bir dönemde, bir belediye başkanının gözaltına alınması gençler için sadece bir siyasi olay değil, aynı zamanda bir hukuk krizi anlamına geliyor.
Öğrenciler bu protestolarla şu mesajı veriyor: "Yarın bizim başımıza ne geleceğini bilmiyoruz. Adalet, bir kişi için değil, hepimiz için gereklidir." Hukukun üstünlüğünü savunmaları, gençlerin sadece siyasete değil, aynı zamanda hukuka da sahip çıkmaya başladığını gösteriyor.
Üniversite öğrencilerinin bir belediye başkanı için sokağa çıkması, aslında kendi geleceklerine sahip çıkmaları anlamına geliyor. Çünkü bir şehirde yaşayan gençler için belediye başkanı, yalnızca yolları yapan, çöpü toplayan bir yönetici değildir. O, aynı zamanda kültürel alanları oluşturan, öğrencilere burs sağlayan, onların yaşam koşullarını belirleyen bir figürdür.
Bu protesto, bir anlık bir refleks mi, yoksa gençlerin siyasete, hukuka ve topluma daha fazla dahil olacağının işareti mi? Bunu zaman gösterecek. Ancak şu açık ki, İstanbul Üniversitesi ve ODTÜ’deki öğrenciler, sadece bir belediye başkanı için değil, kendi gelecekleri için de seslerini yükselttiler.
Bu bir dönüm noktası olabilir!
Ekrem İmamoğlu’nun gençlerle kurduğu bağ, onların geleceğe dair umutlarını besleyen bir faktör olmuş gibi görünüyor. Protesto eden öğrenciler, yalnızca bir siyasi figüre destek vermekle kalmadılar, aynı zamanda "Biz buradayız, varız, bizi görmezden gelmeyin" dediler.
Bu protesto, bir anlık bir refleks mi, yoksa gençlerin siyasete, hukuka ve topluma daha fazla dahil olacağının işareti mi? Bunu zaman gösterecek. Ancak şu açık ki, İstanbul Üniversitesi ve ODTÜ’deki öğrenciler, sadece bir belediye başkanı için değil, kendi gelecekleri için de seslerini yükselttiler.
Ekrem İmamoğlu’nun "Gençliğimiz var" söylemi, bir slogandan ibaret değilmiş. Gerçekten de gençler var ve artık seslerini daha güçlü duyurmaya başlıyorlar.
Ekrem İmamoğlu, siyasette kutuplaşmanın arttığı bir dönemde, samimi ve kapsayıcı üslubuyla toplumun farklı kesimlerinden destek gören bir lider haline geldi. Siyasi görüşü ne olursa olsun birçok insan, onun halkla iç içe, şeffaf ve çözüm odaklı yaklaşımını takdir ediyor. Güler yüzlü ve içten tavırlarıyla yalnızca bir siyasetçi değil, halkın içinden biri olarak görülüyor. Gençlerden yaşlılara, işçilerden akademisyenlere kadar geniş bir kesimle iletişim kurabilmesi, onun Türkiye’de nadir görülen birleştirici liderlerden biri olmasını sağlıyor.

Yorum Yazın