“Demokrasi, toplumda iş birliğinin artmasını sağlayarak ekonomik büyümeyi sağlar” düşüncesi doğru bir düşünce değildir. Aksine demokrasi, toplumdaki egemen kesimlerin egemenliklerini sağlayan çıkar ilişkileriyle elde ettikleri rantları törpülemesi ve yeni aktörlerin önlerinin açmasını sağlaması nedenleriyle ekonomik büyümeyi sağlar. Egemen güçlerin demokrasiden çok da hoşlanmamasının bir nedeni de budur.

AKP iktidara geldiğinde, Cemaatle yaptığı iş birliği sonucu, askerin ve muhalefetin bin bir türlü baskılarına rağmen devlet-içi koordinasyonu sağlayarak ayakta kalmasını bildi. Bu dönemde her ne kadar Kürt sorunu sorun olmaya devam etmiş olsa da AB reformları gibi reformlarla AKP ülkede daha demokratik bir iklim yarattı. Nitekim bunun ekonomiye olan etkisi de olumlu oldu ekonomi büyüdü.

Bu iklim, (bu yazı çerçevesinde ayrıntıya girmeyeceğim) 2012-2013 yılları arasında bozuldu. Yani demokrasi AKP’ye iyi gelmemişti. Kürt sorununu çözerek daha da güçlenmek isteyen AKP’nin karşısına ortağı Cemaat çıkmış, Cemaat de kontrolündeki yargı mekanizmasıyla her türlü zorluğu çıkarmaya kalkmış ve sonunda da ittifak bozulmuştu. Bunun ekonomiye etkisi ise ekonominin baş aşağıya gitmesi oldu.

2013-14’de bozulan ittifakın yerine 2015’de seçimleri kaybetmiş olan AKP, yeni bir ortak bularak (yani MHP’yi) iktidarını sürdürmeyi sağladı.

Ama burada altının çizilmesi gereken nokta bu yeni ittifakın, eskisinden farklı olarak “taktik bir ittifak” yerine güvenlik-merkezli “yeni bir rejim inşası” olmasıydı. Bir başka ifadeyle bu yeni ittifak demokrasiden uzak, merkezi, güvenlikçi, kısaca otoriter bir rejimin inşası niteliğinde bir ittifaktı. Bu ittifak bugün de bir biçimde varlığını sürdürüyor. Bu durumun ekonomiye etkisini ise söylemeye bile dilim varmıyor.

Bunları hatırlatmamın nedeni bugün Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen bu sistemi ayakta tutan bu ittifak belki tipik bir otoriter yönetim gibi durmuyor olabilir. Ama bir zamandan beri CHP’ye sert, Kürtlere yumuşak görünerek yaptığı icraatlardan giderek otoriter yüzünü henüz daha sergilememiş olduğu söylenebilir.

Bu nedenle de bütün bu olan bitenleri CHP’nin iç tartışmalarıyla ilgili sorunlar olarak görmek, olan bitenlerin arkasındaki otoriter ittifakı görmemek demektir. Bir başka ifadeyle zaten iniş-çıkışlı, çarpık- çurpuk olan demokrasimizin tarihe gömüldüğünü, şimdi merkeziyetçi-güvenlikçi yeni bir rejim altında olduğumuzu unutmamamız gerekiyor.

Böyle bir rejim altında ne yapılacaksa demokratik güçlerin demokratik değerleri paylaştıklarını düşündükleri herkesle birlikte o’nu yapmaları gerekmektedir. O’nun ne olduğunu ise demokrasi tarihinden öğrenmek mümkündür.


Odak Noktası 109 yazı Mutlak Butlan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP'nin 38. Olağan Kurultay'ı "mutlak butlan" (kesin hükümsüzlük) gerekçesiyle iptal etti ve Özgür Özel ve yönetimini tedbiren görevden uzaklaştırarak kurultay öncesindeki eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibini karar kesinleşene kadar tedbiren göreve iade etti. Kararın öncesi ve sonrasında gelişmeleri yazarlarımız analiz ediyor. Tüm Yazılar