Batı ile Doğu arasındaki farklar üzerine konuşurken şu farkın temel bir fark olduğunu düşünürüm: Batı=akıl ve üretime, Doğu ise =kurnazlık ve ticarete yaslanan medeniyetlerdir. Bu iki medeniyet dünyası arasındaki temel ayrım bence budur. Çünkü “üretmek” “akıl” ister, oysa “ticaret” sadece “kurnazlık!”. Alın size bu düşüncemi kanıtlayan bir hikaye!
Bir gün kolonya üreticisi Eyüp Sabri Bey Vehbi Koç’tan borç para ister. Vehbi bey; “Eyüp Sabri Bey… Sana borç para vermem ama bedava akıl vereceğim” diyerek “konuya” girer:
– Ne kadar sıkıştın?.. Altı ay daha dayanabilir misin?
– Altı ay daha ayakta kalabilirim… Ödemelerimi ertelerim.
– Bana hediye getirdiğin şu kolonyaya iyi bak… Şişenin deliği çok küçük… Kolonya çok zor akıyor… Sen, şişenin deliğini büyüt… Delik büyürse kolonya çabuk tükenir… Sürüm artar… Altı ayda toparlanırsın.
Aradan altı ay geçer.
Eyüp Sabri Tuncer, Vehbi Koç’a teşekkür eder:
– Sağol ağam… Dediğini yaptım, satış birden arttı… Toparlandım… Aklınla bin yaşa!”.
Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk sermaye gruplarının başında gelen Koç Şirketler Topluluğunu kuran bu kurucu kişinin bu hikayesi bence ibretlik bir hikayedir. Daha sonraları sanayi yatırımları yapmış olsa bile başlangıçta bakkallık, hırdavat ve inşaat malzemesi satıcılığı, Ford otomobil distribütörlüğü gibi faaliyetlerle bu büyük servet birikimini sağlamıştır. Yani Vehbi Koç’u Koç yapan “ticaret”tir “sanayi” değil, Vehbi Koç’u Koç yapan “Akıl” değil “Kurnazlık”tır.
Tam da girişte söylediğim gibi.
Bunları neden mi yazdım, maalesef bu coğrafyada yaşayan insanların çoğu “akıl” yerine “kurnazlıklarını” kullanarak başarılı olurlar. Bir şeyi üretmek yerine o şeyi üretmiş insanlardan beşe aldıklarını ona satarak birikim yaparlar, zengin ya da eğer konu siyasetse böylece güçlü olurlar.
Ülkenin çözülmemiş fay hatlarının biri üzerinde yükselen AKP ve Erdoğan, başlangıçta bu İslam ve sekülerler arasındaki tarihsel hattı kullanarak siyasi gücü eline geçirdi. Siyasi gücü eline geçirdi ama ülkenin ekonomisini elinde tutan sermaye sınıfını değil. Onu ancak KOBİ niteliğindeki küçük sanayici ve esnaf destekliyordu. Kendi iddialarını gerçekleştirebilmek için ise aynı Cumhuriyet dönemi zenginleri gibi ekonomiyi elinde tutan bir İslami sermaye grubuna ihtiyacı vardı.
Çocukluğunda fırından aldığı bayat simitleri evde buharla tazeleyip yarı fiyatına satmak (Vehbi Koç’un “kurnazlığına” benzer) bir biçimde yol bularak bayağı bir gelir elde ettiğini kendi söylüyordu. Siyasi gücü ele geçirince de bu “kurnazlığa” benzer kurnazlıklarla kendi İslami sermaye sınıfını da yarattı.
Sonra ne mi oldu?
Sonra inanılmaz bir gelir dağılımı bozukluğuna (bugün yüzde 40’larda dolaşan enflasyonun da yaratıcısı olan) İslami sermayeye kaynak akıttı. Bugün artık Erdoğan ve AKP’nin arkasında Cumhuriyet sermayesinden de güçlü bir sermaye kesimi ve desteği var.
Dedim ya bu ülkede “kurnaz” olan “akıllı” olandan daha fazla kazanıyor. Ekonomide de böyle siyasette de. Onun için bence ülkenin ihtiyacı olan, “akıl” ve “üretim”in ön planda yer almasını sağlayacak koşulları yaratmak.
Yeni siyasetin de bu çizgi üzerinde konumlanması başarılı olması için şart!

