Dindarlık konusunda kalem oynatabilmek için muhtemelen çok sıkı bir teoloji-ilahiyat öğretimi görmüş olmak gerekiyor, keza ahlâk konusu da felsefenin çok zor bir dalı, ne ilahiyat ne de felsefe eğitimim yok, bu nedenden bu konular aslında, “normalde” girmeyi tercih etmeyeceğim konular ama hemen yukarıda “normalde” ifadesini kullandım, günümüz Türkiye’sinde artık pek normal kalmamış durumda, her şey anormal, her şeyin anormalleştiği bir Türkiye’de de bu iki kavram, dindarlık ve ahlâk, sadece teologlara ve felsefecilere bırakılamayacak kadar önemli konular haline geliyorlar, tekraren ifade ediyorum, normalde girmeyi tercih etmeyeceğim konular bunlar, çok çirkin bir yöntemle üniversiteden atılmış* bir öğretim üyesi olarak uzmanlığa saygı duyarım.
En tepeden başlayarak en alt kadrolara kadar AKP’lilerin kendilerine dindar dediklerini varsayıyorum ama bu dindarlık ilginç bir dindarlık, ahlâki boyutu çok çok sıkıntılı, onların dindarlık anlayışı ritüellere sadakatle sınırlı çok büyük ölçüde, Allah için haklarını yemeyelim, namaz, oruç ritüellerini mükemmelen yerine getiriyorlar ama, bunu sadece malum bir kişi için söylemiyorum, simgesel olarak kullanıyorum, siyasete parmaklarındaki nişan/nikah yüzüklerinden başka varlıkları olmaksızın başlayan ama bugün “bana bir Audi 8’i çok gördüler” noktasına gelmiş bir zümre bu.
Genelleme yapmak istemem, hala aralarında dindarlığı sadece dini ritüellere uyum olarak görmek istemeyen kişilerin de varlığına inanmak istiyorum.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, göreve çok adaylı bir seçim sisteminde yüzde elliden fazla oy alarak gelmiş bir kişi, 2019’da Binali Yıldırım’ı, 2024’de ise Murat Kurum’u yenerek seçildi ama 18-19 Mart sürecinde illegal değil, alegal yöntemlerle görevinden uzaklaştırıldı; bir ülkede illegal tasarruflardan bahsedebilmek için ortada genel bir legalite ortamının varlığı ama zaman zaman bu legaliteden sapılmış olması gerekiyor, oysa alegal ortamlarda, tam da içindeyiz çok muhtemelen bu alegalitenin, artık referans verebileceğimiz bir legalite ortamından çoktan çıkmış durumda olduğumuz için, ortada illegal tasarruflar da yok.
Hemen yukarıda Binali Yıldırım ve Murat Kurum’dan bahsettim, bu iki siyasetçi sırasıyla 2019 ve 2024’de Ekrem İmamoğlu ile yarıştılar, kaybettiler, bugün de rakipleri İmamoğlu alegal yöntemlerle görevden alındı ama bu iki isimden “yahu biz bu Ekrem’le yarıştık, kaybettik, siyaseten alamadığımız bu koltuğa başka yöntemlerle göz koymak doğru değil, bizim dindarlık anlayışımıza, hakkaniyete de aykırı” itirazını duyamadık, halbuki daha ilk günden bu iki dindar (???) adamdan bu itirazın yükselmesi ahlâki açıdan bence bir zaruret idi.
İBB’ye kayyım atanacak mı, atanmayacak mı, belli değil daha ama, siz okurlara bir sorum var, şayet kayyım atanırsa, Erdoğan’dan da beklenir, hiç şaşmam, Murat Kurum’u Saray’a çağırıp “seni bakanlık görevinden affediyorum, imar işlerini biliyorsun, İstanbul’a da çok yabancı sayılmazsın, seni İBB’ye kayyım olarak atayacağız” dese sizce Murat Kurum “yahu Cumhurbaşkanım, çok ayıp olur, seçimde kaybettiğim bir göreve sizin marifetlerinizle gelmek bana da, bize de hiç yakışmaz” diyebilir mi, işte size AKP’liler için bir dindarlık ve ahlâk test sorusu.
Sezebildiğim kadarıyla psikoloji kitaplarından öğrendiğimiz rasyonalizasyon savunma mekanizmasını devreye sokuyorlar bu sözde dindarlar, kafalarında yönetime dini kavramları, uygulamaları sokan, laiklik ilkesini yaklaşık tamamen ayaklar altına alacak bir hedef var ve bu hedef uğruna da her şeyi, yalanı, daha dün söylediklerinin tam tersine söylemeyi, “düzmece, müzmece video ama….”demeyi mubah görüyorlar
Konu Ekrem İmamoğlu’nun diploması değil de sıradan bir vatandaşın diploması olsa idi, konunun görüşülüp karara bağlanacağı yer Fakülte yönetim kurulu iken, kararı Üniversite yönetim kuruluna taşımak da aynı AKP dindarlık ve ahlâk anlayışının bir parçası değil ise nedir?
AKP dindarlık anlayışının en büyük isminin, hocalarının, “yolsuzluk başka, hırsızlık başka, yolsuzluk hırsızlık değildir” fetvası da AKP dindarlık ve ahlak anlayışının başka bir zirvesi; yolsuzluğun en çirkin hırsızlık olduğunu bilmek, daha doğrusu bilmemek için nasıl bir ahlak anlayışı gerekiyor, çok ilginç doğrusu.
Banka soyarsanız bu bir hırsızlıktır, kimse mağdur olmaz can kaybı olmaz ise ama yolsuzluk kamu kaynakları üzerinden yapılır, kelimenin gerçek anlamıyla tüyü bitmemiş yetimin hakkını, bebeğin mamasını çalmaktır, akıl, vicdan sahibi bir ahlâklı dindar anlar, bilir bunu; “ahlaklı dindar” gibi ilk bakışta anlamsız gibi duran bir ifade kullandım çünkü normalde her dindar ahlaklı olmalıdır zaten ama günümüz Türkiye’sinde AKP ahlak anlayışı “ahlaklı dindar” ifadesine anlam katmıştır çünkü o malum zümrede o tamlamada tamlayanı anlamsız kılan mebzul sayıda örnekler vardır.
Peki kendilerine dindar diyen bu malum kitle bu sapmayı nasıl görmekte, yaşamaktadır?
Sezebildiğim kadarıyla psikoloji kitaplarından öğrendiğimiz rasyonalizasyon savunma mekanizmasını devreye sokuyorlar bu sözde dindarlar, kafalarında yönetime dini kavramları, uygulamaları sokan, laiklik ilkesini yaklaşık tamamen ayaklar altına alacak bir hedef var ve bu hedef uğruna da her şeyi, yalanı, daha dün söylediklerinin tam tersine söylemeyi, “düzmece, müzmece video ama….”demeyi mubah görüyorlar, dindarlıklarına uygun görüyorlar ve hala da kendilerini “ahlâklı ve dindar” addediyorlar, bence çok şaşılası bir durum ama maalesef durum bu, eldeki dindar malzemesi de bu.
Tekraren ifade ediyorum, toplumda ve her şeye rağmen AKP içinde bile evrensel standartlarda ahlak anlayışı taşıyan dindarların mevcudiyetine inanmayı sürdürmek istiyorum, Mehmet Altan’ın “Kent Dindarlığı” kitabının da geçerken (en passant-satranç deyimi) okunmasını tavsiye ediyorum.
Erdoğan 2023 seçimlerine tam bir buçuk sene kala, Sonbahar 2021’de, faizleri Merkez Bankası’na emir vererek yüzde 8.5’a kadar çektirdi, büyük bir para, kredi bolluğunda dünya enflasyon şampiyonluğuna aday olduk böylece ama işsizlik iki haneye çıkmadı, vatandaş tam bir parasal illüzyon mağduru olarak seçimlerde Erdoğan’ı bir kez daha Cumhurbaşkanı seçti ama milyonlarca insan hala büyük bir fakirlikle mücadele ediyor, neden mi, Erdoğan bir kez daha seçildi diye, işte böyle ilginç bir dindarlık anlayışıdır muradım.
*Üniversite, ismi üzerinde, evrensel bir kavram, bir grup hadsiz Türkiye’de beni üniversiteden atma cüretini gösterdiler, yurt dışında devam ettim mesleğime.

Yorum Yazın