AKP-MHP İttifakı yaklaşık çeyrek yüzyıldır iktidarda. Son dönemde izlediği yöntemler, yanlış ekonomi politikalarının yol açtığı kamuoyu desteği kaybının farkında olduğunu düşündürüyor. Büyük olasılıkla ellerindeki kamuoyu araştırmaları, seçmen eğilimlerini daha ciddiye almaya zorladı. Bu nedenle demokratik toplumlarda rastlanması güç uygulamalar sıradanlaşırken, CHP'nin kazandığı il ve ilçelerde seçilmiş belediye başkanları ile üst düzey yöneticilerin art arda tutuklanmaları yalnızca Türkiye'de değil, uluslararası kamuoyunda da dikkat çekmeye başladı.
İttifakın son hamlesi ise, yasal dayanağı tartışma konusu olan bir yargı kararıyla CHP'de bir bölünme sürecinin başlatılması oldu. Seçmen tabanında karşılığı sınırlı kalan eski genel başkanın, güvenlik güçlerinin desteğiyle partinin genel merkezini seçilmiş yönetimden devralması, Türk siyasetinde alışılmadık bir tabloyu ortaya çıkardı.
Görevde bulunduğu on üç yıl boyunca girdiği hiçbir genel seçimi kazanamayan Kemal Kılıçdaroğlu'nun, CHP tabanında iktidarın beklediği ölçüde karşılık bulmadığı kısa sürede görüldü. Buna rağmen, partinin tarihsel ve kurumsal kimliğinden güç alarak, siyasi etkisini sürdürmeye çalışacağı söylenebilir. Henüz partiden ayrılmayan milletvekilliklerinin olası bir anayasa değişikliğine destek vermeleri ya da Kışıçdaroğlu'nun cumhurbaşkanı yardımcılığını kabul etmesi, ihtimal dışı görünmüyor.
CHP seçmenlerinin büyük bölümünü temsil eden milletvekillerinin kurduğu Yeni Parti, siyasallaştığı yönünde yoğun eleştiriler alan yargı kararları dikkate alındığında, oldukça kısa sayılabilecek sürede kuruldu.
Kuruluşla eş zamanlı olarak açıklanan, 41 sayfalık parti programı mevcut düzeni eleştiren başlıklar içeriyor; ancak çözüm önerilerinin önemli bir bölümü başlıklarla sınırlı. Bu yanıyla, kamuoyunun beklediği ayrıntılı yol haritasının ortaya konması için bir süre daha geçeceği anlaşılıyor.
Programda kamu görevlilerinin siyasetin dışında, yalnızca halka hizmet eden anlayışla çalışacakları vurgulanıyor. Buna karşılık, son yıllarda sayıları iki milyonu aştığı ifade edilen, aşırı kadrolaşma olgusuna ve bunun nasıl giderileceğine ilişkin somut bir yaklaşım bulunmuyor. Benzer biçimde, devlet memurluğunun sağladığı geniş güvencelerin, hangi ölçütlerle yeniden düzenleneceğine de yer verilmemiş.
Yerel yönetim reformuna özel önem verilmesine rağmen; eğitim, ilk derece yargısı, kolluk hizmetleri ve yerelde toplanan vergilerin, merkezi yönetimle paylaşımı gibi temel konularda ayrıntılı öneriler yer almıyor. İstanbul gibi dünyanın sayılı metropollerinden biri için özel bir yönetim modeline ihtiyaç duyulup duyulmadığı konusu da programda yer almıyor.
Siyasi Partiler Kanununa ilişkin saydamlık vurgusu yapılırken, askeri darbe döneminin ürünü olan mevcut yasal yapının değiştirilmesi gerektiği belirtiliyor. Özellikle siyasetin finansmanı konusunda toplumun artan duyarlılığının dikkate alınacağı anlaşılıyor. Ancak son yıllarda sıkça tartışılan, kara para aklama ve kayıt dışı ekonomiyle hangi yöntemlerle mücadele edileceği konusunda somut öneriler bulunmuyor.
Turizm bölgelerindeki yerel yönetimlerin büyük bölümünü yöneten CHP'nin yerine geçmeyi hedefleyen Yeni Parti'nin, dünya turizmindeki değişimleri ve dijital dönüşümün sektöre etkilerini dikkate alan, kapsamlı bir turizm vizyonu ortaya koyması gerekiyor.
Türkiye'de uzun süredir ihmal edildiği eleştirileri yapılan, dış politika, savunma ve güvenlik alanlarında uzman isimlerin kuruluş sürecine katkı vermeleri, partinin kurumsal kapasitesini güçlendirecektir.
Yeni Parti henüz yolun başında. Önümüzdeki dönemde yoğun siyasi ve yargı baskıyla karşılaşacağını tahmin etmek güç değil. Buna karşın, kamuoyundaki desteğinin giderek arttığına ilişkin değerlendirmeler de dikkat çekiyor.
Gezi Parkı süreciyle görünür hâle gelen, ardından artan baskılar nedeniyle büyük ölçüde sessizleşen sivil inisiyatif, bu kez Yeni Parti çatısı altında yeniden siyasal alana dönebilir mi?
Neden olmasın?
Odak Noktası 35 yazı Yeni Parti mi, Yeni Siyaset mi? CHP'nin kurumsal kimliğini ikiye bölen anketler ve hukuki krizlerin ötesinde; yargı kıskacına alınan muhalefetin, eski usul iç hesaplaşmaları bir kenara bırakıp demokratik iradeyi ve seçmen meşruiyetini koruyacak yepyeni, dirençli bir siyaset dilini inşa edip edemeyeceği tartışma konusu. "Yeni Parti mi, Yeni Siyaset mi?" odak noktasında bu gelişmeleri ele alan yazı ve söyleşilere yer vereceğiz. Tüm Yazılar

