"CHP on bir yıl aradan sonra yeniden açıldı.”

Bu haber ile 12 Eylül cuntası tarafından kapatılan siyasi partilerin yeniden siyasi faaliyetlerde bulunması veya bulunamaması için 1987 yılında yapılan referandum sonucu “bulunması” %50 üzerinde “Evet” oyu alınca bu referandumu takiben CHP 1992 yılında Deniz Baykal önderliğinde siyaset sahnesine yeniden dönmüş oldu.

Daha sonra SHP ile gerçekleştirilen birleşme sonucu siyasette daha etkili olmuş olsa da, 1991 seçimleri sonrası SHP’nin DYP ile birlikte kurmuş olduğu koalisyon hükümetini saymazsak o günden bugüne yerel yönetimler hariç iktidara hiç gelemedi.

İşte Kılıçdaroğlu on üç seçim kaybetti diyorlar ya işte o kaybedilen seçimlerin sonucu CHP iktidar yüzü göremedi.

Evet CHP yakın ve eski siyasi tarihimiz içinde başat rol alan bir siyasi parti oldu ama iktidardan çok ana muhalefet partisi olmaktan öte bir siyasi durumu olamadı.

Yalnız siyasi tarihimizin geldiği bu noktada durum eski süreçlerden çok farklı ve tarihinde hiç olmayan bir yere savruldu.

Zira bugün CHP bölünmüş durumda…

Evet tarihinde kapatıldı siyasi yasak getirildi ama hiç bölünmemişti.

Mutlak butlan kararı ile CHP böyle siyasi sonuca doğru sürüklendi.

Bu durum açıkça bir iktidarın yargı marifetiyle siyaseti kendi çıkarlarına göre yeniden dizaynından başka bir şey değildi ve bu konuda yalnız olmadığı gibi CHP içinde bunun ayakları vardı.

Başta Kılıçdaroğlu olmak üzere bugün CHP’yi ele geçirenler parti sahnesinde bir kukla gibi rol alan güruhu oluşturdu.

CHP hem askerlerin kurduğu ve hem de askerinde devleti kurduğu bir parti kimliğinde oldu.

Evet, devleti kuran bir parti oldu ama hiçbir dönem devletin demokratikleşmesine izin vermeyen bir siyasi rol oynadı.

1946 seçimleriyle çok partili siyasi düzene olanak tanıyan CHP bu seçimleri devletin tüm olanaklarını kullanarak kazandı ama takip eden 1950 seçimlerini de ağır bir şekilde kaybetti.

1960 askeri darbesiyle iktidarı idamların gölgesinde yine ele geçiren CHP ve onun ideolojik devletçi zihniyeti takip eden yıllarda on yılda bir askeri darbe ve muhtıralarla devlete ve siyasi sisteme müdahale etmeyi hiç terk etmedi.

Yetmişli ve seksenli yıllarda genel başkan Ecevit dahil CHP defterini kapatıp yeni partiler kurarak yola devam etmişlerse bile CHP merkezli Kemalist devletçi zihniyetten bir türlü ayrılmamışlardı.

Bugüne geldiğimizde ise CHP için tüm zamanlarda görülmemiş olan ve siyasetin farklı bir döneminde büyük bir kopuşu ve ayrılmayı ifade eden tarihsel bir gelişmeyle karşı karşıya kalmıştır.

Bu ayrılığın etrafında ve arkasında bir dikta rejiminin parmağı ve müdahalesi vardır.

Yani siyasi olarak bu durum CHP’de geçmiş ayrılıklardan ve kopuşlardan bambaşka bir siyasi gelişmeyi ifade etmektedir.

Partinin seçilmiş genel başkanı ve mutlak butlan kararı ile görevinden uzaklaştırılan Özgür Özel ve arkadaşları yeni bir parti kurmaya karar vermişlerdir.     

Bu yeni kurulacak parti hakkında oldukça farklı ve bir o kadarda umut ve heyecan dolu dilek ve tavsiyeler bulunmaktadır.

Bunlarında en başında ise dikta rejiminin kaldırılması demokratik hukuk devleti ve refah toplumu gelmektedir.

Bunların hepsini zaman içinde göreceğiz ama öncelik partiyi kurmak ve yasal şartları yerine getirmekten geçiyor.

Öyle ya CHP’nin içinden ayrılmak zorunda bırakılmış bir siyasi oluşumdan bahsediyoruz.

Muhtemelen iktidar kanadı tarafından 2027 sonbaharında yapılması düşünülen seçimlerde Yeni Partinin sandıktan birinci ve iktidarı kazanan bir parti olarak çıkartmak hepimizin ve herkesin boyunun borcudur.

Yalnız tüm bunların yanı sıra partinin adeta bir “radikal demokrat parti” gibi yani yeni bir hayatı ve yani bir demokratik düzenin inşası gibi duruma yaklaşması ve ülkenin bir daha bu kara ve rezil dönemi yaşamamasını öngören bir radikal demokrat partiyi anlatmaya çalışıyorum.

Öncelik hiç kuşkusuz yargıdan başlamalı, AİHM kararları hemen uygulanmalı ve kısa zamanda bir yargı ve adalet uygulaması sağlanarak yargıya ve adalete olan güven yeniden kazandırılmalıdır.

Sonra kamu kaynaklarını har vurup harman savuran soygun düzenin üzerine gitmek kamu yatırımları başta olmak üzere tüm kamu alımları didik didik edilmeli tüm sorumlular hakkında gereken adli süreçler işletilmelidir.  

Tüm bakanlık ve kamu kurumları hakkında Sayıştay denetimleri yenilenmeli sorumlular hakkında gereken yargı süreçleri takip edilerek gereken cezalar verilmelidir.

Yurt dışı hesaplarda bulunan servetler için uluslararası kuruluşlarla temas geçilerek bu servetlerin ülkeye iadesi sağlanmalıdır.

Faili meçhul cinayet ve katliamların üzerine gidilerek kapatılan dosyalar açılmalı ve suçlular açığa çıkarılarak adalete teslim edilmeli…

Yeni bir anayasa ile AB’ye tam üyelik için gereken girişimler hemen sağlanmalı

Kürt sorunun çözümü için geniş bir siyasi ve sivil katılım ile bir çalıştay yapılarak bu çalışmanın sonuçları üzerinden sorunun çözümü üzerine gidilmelidir.

Tüm bu istek ve beklentiler, yeni ve özgür bir ülkenin yaratılmasının başlangıcını oluşturmak için atılması gereken zorunlu adımlar olarak görülmelidir.

Başka bir yol kalmadı yeni parti ile ya özgürlükçü bir demokrasiyi kazanmak ya da dikta rejiminin baskıları…

Odak Noktası 33 yazı Yeni Parti mi, Yeni Siyaset mi? CHP'nin kurumsal kimliğini ikiye bölen anketler ve hukuki krizlerin ötesinde; yargı kıskacına alınan muhalefetin, eski usul iç hesaplaşmaları bir kenara bırakıp demokratik iradeyi ve seçmen meşruiyetini koruyacak yepyeni, dirençli bir siyaset dilini inşa edip edemeyeceği tartışma konusu. "Yeni Parti mi, Yeni Siyaset mi?" odak noktasında bu gelişmeleri ele alan yazı ve söyleşilere yer vereceğiz. Tüm Yazılar