Türkiye’de iktidarın kurguladığı siyasal gündem yönetimi, gerçek sorunların tartışılmasını engellemekte çok başarılı. CHP’nin seçilmiş belediye başkanlarıyla başlatılan, yolsuzluk iddialarına dayalı görevden alma ve tutuklamalar ilk sıralarda yer buluyor.


Son yerel seçimlerin birinci partisi CHP’ye yapılanlar yetmemiş olmalı ki, bu kez partinin seçilmiş yönetimi de görevden uzaklaştırıldı. Kurultayda kaybeden Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin en eski ve kurucu partisi CHP’yi parçalamakla meşgul. Aslında son gelişmeler, CHP’nin geçmişte yaşadıklarını anımsatıyor


Menderes iktidarında da mal varlıklarına ve Ulus gazetesi basımevine el konulmuştu.

12 Eylül’de darbeciler, 16 Ekim 1981 günü partiyi kapatmakla yetinmediler. Atatürk’ün vasiyetinde, Türk Dil ve Tarih kurumlarına gelir sağlamak koşuluyla bıraktığı hisseler de hazineye devredilmişti.


CHP TBMM’de kabul edilen, bir yasayla yeniden açıldığında (1992), yıllarca yer aldığı koalisyon hükumetleri dışında iktidar alternatifi olamadı. Özgür Özel’in kazandığı kurultayın ardından, ilk yerel seçimlerden 1.Parti olarak çıkması, seçmende AKP-MHP ortaklığının sonuna gelindiği umudunu doğurdu. Kuşkusuz iktidar da bu gelişmenin farkındaydı. CHP’nin olası iktidarını önlemek için her yöntem denenecekti.

CHP yönetiminde yerel seçim başarısının ardından, iktidarın kolayca çekileceği öngörüsünün güçlendiği anlaşılıyor. Zamanlamanın önemini dikkate almadan, yapılan gelecek seçim hesapları, İktidarın kural dışı sert direnci ile karşılaştı. Örneğin İBB Başkanı İmamoğlu’nun, Partiyi, İBB’yi ve CB Adaylığını tek elde toplama isteği...

Oysa Cumhuriyet tarihimizde Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kolay geçmediğini gösteren örnekler vardı. Atatürk’ün 1923 yılında seçildiği Meclis oylaması, 1961 yılında Gürsel’in ve ardından Sunay’ın seçilmeleri, sanıldığı kadar kolay olmadı.

Ekonomi politikaları yüzünden giderek yoksullaşan, geniş kitleler gelir dağılımındaki ürkütücü eşitsizliğin etkisiyle, CHP’ye daha doğrusu Özgür Özel’in kişiliğinde simgeleşen, yeni iktidar alternatifine yöneldiler.

AKP’de partili yeni zenginlerin sayılarının hızla artışı, kendi seçmenlerin de gözlerinden kaçmadı. İktidar Büyük Kentlerde başlayan, bu değişimi fark edince CHP’nin seçilmiş Belediye Başkanları tutuklanmaya başlandı. Yolsuzluk ve ihalelere fesat karıştırılması iddiaları ile Kılıçdaroğlu’nun arınma söylemlerinin birbirinden bağımsız oldukları düşünülemez.

CHP’ye Kılıçdaroğlu üzerinden düzenlenen, el koyma işleminin bu partinin seçmen kitlesi üzerinde beklenen etkiyi yaratamadığı anlaşılıyor. Bu durumda; İktidarın Kılıçdaroğlu’nun çevresinde yer alan, yaklaşık 20 CHP MV ile partinin kurumsal kimliğinden yararlanarak, TBMM’de Anayasa değişikliği için yeterli oy sayısına erişmeye çalışması şaşırtıcı olmayacaktır.

Özel ve arkadaşlarının yargı yoluyla el konan, Kurucu Partilerini geri alma girişimlerinin bu aşamada gerçekleşmesi kolay değil. Bu süreçte zamanlamanın önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. İçinde bulundukları durumu; “ya bir yol bulacağız ya da bir yol açacağız” sloganıyla özetlemeleri, yeni bir partinin kurulma aşamasına gelindiğini gösteriyor.

İktidarın; Kılıçdaroğlu üzerinden, partilerini bırakıp kaçtılar, suçlaması dışında yapacağı fazla bir şey yok. Ancak Özel ve arkadaşlarının, hepimizi şaşırtma olasılığı hayli fazla. Seçmenlerin karşısına somut ve kolaylıkla hayata geçirilecek önerilerle çıkabilirler.

Çalışanların ücretlerinden peşin vergi kesintisi yerine tam ödeme yapılacağını ve harcamaları düşüldükten sonra, kalan bölüm üzerinden vergilerini kendilerinin ödemelerinin sağlanacağını açıklayabilirler.

AKP’nin korkulu rüyası; yerel yönetimler konusunda köklü bir düzenleme ile öğretim, kolluk hizmeti ve merkezle paylaşımda düzenleme yapılacağını, imar konusunda merkezin yetkilerinin denetim ile sınırlanacağına ilişkin düşüncelerini seçmenle paylaşabilirler.

Yetkileri kısıtlanmış TBMM’de önemli komisyonların sürekli çalışacağını, genel kurulun ise yılda birkaç kez toplanacağını, Milletvekili sayılarının azaltılacağını, programlarına alacaklarını söyleyebilirler.

1990 yılından günümüze kadar geçen sürede; Büyükşehirlerden başlayarak, imar komisyonlarında gerçekleştirilen plan değişikliklerinden kimlerin yararlandıklarının ortaya konulacağını seçim beyannamelerine alabilirler. 


İstanbul için özel bir yasa çıkarılacağını şimdiden açıklayabilirler.

Odak Noktası 107 yazı Mutlak Butlan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP'nin 38. Olağan Kurultay'ı "mutlak butlan" (kesin hükümsüzlük) gerekçesiyle iptal etti ve Özgür Özel ve yönetimini tedbiren görevden uzaklaştırarak kurultay öncesindeki eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibini karar kesinleşene kadar tedbiren göreve iade etti. Kararın öncesi ve sonrasında gelişmeleri yazarlarımız analiz ediyor. Tüm Yazılar Odak Noktası 14 yazı Yeni Parti mi, Yeni Siyaset mi? CHP'nin kurumsal kimliğini ikiye bölen anketler ve hukuki krizlerin ötesinde; yargı kıskacına alınan muhalefetin, eski usul iç hesaplaşmaları bir kenara bırakıp demokratik iradeyi ve seçmen meşruiyetini koruyacak yepyeni, dirençli bir siyaset dilini inşa edip edemeyeceği tartışma konusu. "Yeni Parti mi, Yeni Siyaset mi?" odak noktasında bu gelişmeleri ele alan yazı ve söyleşilere yer vereceğiz. Tüm Yazılar