CHP’de tarih hızlı akıyor. Grupta konuşma krizi, ihraç dalgası, parti meclisi istifaları ve yeni grup başkanlığı seçimi derken parti bölünmenin eşiğine geldi. Peki parti içi muhalefet yeni parti kuracak mı? Bu sorunun muhtemel yanıtı Türkiye siyaset sosyolojisinde yaşanan kırılmanın derinliğiyle ilgili. Epey sayıda seçmen kızgın, kırgın ve öfkeli. Duyguların algıları kontrol ettiği bir dünyada öfkeli olmak önemli bir motivasyon unsuru. Ancak parti kurmak başka parametreleri düşünmemizi gerektiriyor. Sadece halkın öfkesini arkamıza alarak çıkılacak bir yolculuk yeterince kalıcı sonuçlar getirmeyebilir.
Soruşturmamıza önce seçmen tercihleri ve algıda seçicilik sorunuyla başlayalım. Mutlak butlan kararının açıklanmasından 3 gün sonra muhalif kanallarda Özgür Özel parti kurarsa ne kadar oy alıyor şeklinde özetleyebileceğimiz yayınlar yapıldı. Kılıçdaroğlu CHP’sinin %3 oy aldığı, Özgür beyin kuracağı yeni partinin %30 yakın bir seçmen desteğine ulaşacağı ifade edildi. Kılıçdaroğlu’na tabanda bir öfke olduğu doğru. Ancak sadece 3 günde Özel’e parti kurmayı teşvik eden siyasal bir kırılmanın yaşandığı ve kamuoyu şirketlerinin bu durumu tespit ettiği algısı gerçeği tam olarak yansıtmıyor. İşini düzgün yapan istisnai örnekleri bir kenara bırakırsak anket firmaları pek çok kritik olayda bir benzeri görüldüğü üzere yine kötü bir sınav veriyor. Seçim tahminleri büyük farkla yanlış çıkan, ama yine de yoluna hiçbir şey yokmuş gibi devam eden çok sayıda ünlü firma var. Kamuoyu şirketlerinin ideolojik manipülasyon aracı gibi iş gördüğü saklanamaz bir gerçek olarak önümüzde duruyor. Bu nedenle seçmen algısı nasıl şekillenir, Özel ve arkadaşları parti kurarlarsa yeni hareketin başarı şansı nedir sorularına ciddi yanıtlar vermemiz için henüz çok erken.
Özel-İmamoğlu çevresinde toplanan ekibin amorf bir karaktere sahip olduğunu da kayıt altına almamız gerekiyor. Kendisini Kılıçdaroğlu CHP’sinden ayırt edecek ayrı bir ideolojisi veya söylem alanı yok parti içi muhalefetin. Galiba en büyük sorun başından beri buydu. Kılıçdaroğlu’nu devirmek amacıyla yola çıkan değişim hareketinin ağırlıklı bir kısmı Kemal beyin yakın çalışma arkadaşlarından oluşuyordu. Benzer durum/sorun devam etmekte. İdeoloji eksikliği meselesi ise muhalif liderlik tarafından aşırı aktivizmle dolduruluyor. Sıkılı sol yumruğu havada bir gençlik lideri gibi davranıyor eski CHP genel başkanı. Şüphesiz ki eylem çok önemli. Ama siyasetin esası sözdür. Eylem sözün yerini alamaz. Kurmayı düşündüğünüz partinin fikri bir temeli, ciddi bir hazırlığı olmalı. Henüz o aşamanın çok gerisindeyiz.
Yeni parti Özel liderliğinde popülist ve Anti-Erdoğanist bir yapı olacak. Parti popülist olmak zorunda çünkü Özel ve İmamoğlu varsa parti var. Anti-Erdoğanizm ise herhangi bir tutarlılık kaygısı olmadan soldan ve sağdan tüm siyasi aktörlerin politik mücadeleye davetini sağlayan çatı bir kavram. Erdoğan karşıtı olmak ideoloji yerine geçen bir ideoloji, aynı zamanda bir boş gösteren. Erdoğan’a karşı olanların yaptıkları şeyler siyasi iktidarın taklidinden öteye gitmiyor. Sadece tek bir örnek bile çok açıklayıcı. İktidarın kendi medyası var. Sürekli bir şekilde propaganda yapıyor. Muhalefet de aynı durumda. Türkiye’de bazı yayın mecralarında Erdoğan’ı eleştirmek imkansız, diğer bazılarında ise İmamoğlu’na veya Özel’e laf söylediğinizde son yayınıza çıkmış oluyorsunuz.
Lider temelli yeni partinin en büyük sorunu lider(lerinin) siyasi akıbeti. İmamoğlu hapiste. Yolsuzluk davasından ceza alması ihtimal dahilinde. Ayrıca kesinleşmeyi bekleyen başka davaları var İstanbul Belediye Başkanının. Dahası diploma iptal edildi. İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adayı olması bu koşullarda imkansız. Özel ise tam hızla İmamoğlu örneğine doğru ilerliyor. Uşak ve Antalya belediye başkanlarının açıklamaları CHP içindeki yolsuzluk tartışmasının odağını İmamoğlu olmaktan çıkararak Özgür Özel haline getirdi. Özgür beyin dokunulmazlığının kaldırılması ve yolsuzluk soruşturmaları kapsamında ifade çağrılması muhalefetin test edileceği bir sonraki eşiğe karşılık gelmekte.
Tartışmayı kapatmadan önce muhalif kesimin parti içi mücadelesiyle yeni parti arasındaki diyalektik ilişkiye değinmek gerekli. Kılıçdaroğlu ile Özel klikleri arasındaki mücadele bir strateji savaşına dönüşmüş durumda. Muhalefetin parti içinde kalmak ve hatta genel merkez iktidarını yeniden almak için attığı adımlar ise çelişkili. Mesela hem delegelerden imza toplanıp hem de Parti Meclisinden istifa ediyor muhalifler. Oysa Genel Merkezin tavrını ölçmek için bu yöntemlerden biri yeterli. Çünkü sonuçta olağanüstü kurultay toplama girişimi mahkemelik olacak. Ayrıca parti hazır diyen Özgür Özel kurmayları DSP, Demokrat Parti ile Genç Partiyi devralmak için pazarlık yapıyor. Yedek parti hazırsa neden hülle parti için bu denli çaba gösteriliyor? Dahası Genel Merkezin elinden tedbir kartını almak gerekiyor. Bunun en makul yolu ise istinaf mahkemesinin verdiği kararın kesinleşmesi. Ancak Özel ekibi Yargıtay’a başvurarak en baştan bu yolun kapanmasına ve kararın kesinleşmesinin gecikmesine yol açtı.
Sonuç olarak şöyle bir yargıda karar kılabiliriz: Kılıçdaroğlu tasfiyeyi hızlandırırsa ayrılmaktan başka çare kalmıyor Özel ve yol arkadaşları için. Ancak CHP çatısı bir kez terk edildiğinde pek çok fırsat, birikim ve güvence belirsiz bir gelecek için riske atılacak.
Odak Noktası 88 yazı Mutlak Butlan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP'nin 38. Olağan Kurultay'ı "mutlak butlan" (kesin hükümsüzlük) gerekçesiyle iptal etti ve Özgür Özel ve yönetimini tedbiren görevden uzaklaştırarak kurultay öncesindeki eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibini karar kesinleşene kadar tedbiren göreve iade etti. Kararın öncesi ve sonrasında gelişmeleri yazarlarımız analiz ediyor. Tüm Yazılar

