İslamî tonlu bir neoliberal hegemonya projesi: Türkiye’de Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)
1 hafta önce
Türkiye, birçok ülke gibi otoriterleşme yolunda epey mesafe kat etti ama henüz tam olarak orada değil. Ancak aradaki mesafe kapanıyor ve Özel’in görevden alınması, anayasal seçenekleri tükenen bir liderin umutsuz bir hamlesi gibi görünüyor.
Türkiye’de Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 2023 liderlik seçim sonuçlarının temyiz mahkemesi tarafından iptal edilmesiyle ülke genelinde huzursuzluk yaşanıyor.
Çoğunlukla kazanan Özgür Özel’in görevden alınması, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nın baştan itibaren yok hükmünde olduğu yönündeki mahkeme kararıyla gerçekleşti. Bu karar, daha önce seçim usulsüzlüğü iddialarını reddeden bir mahkeme kararını da tersine çevirmiş oldu.
Özel’in yerine, partinin 77 yaşındaki kıdemli ismi Kemal Kılıçdaroğlu geçici lider olarak getirildi. Kılıçdaroğlu daha önce partiyi beş seçimde birden yenilgiye uğratmıştı; bunların arasında 2023 cumhurbaşkanlığı seçimi de var. Bu seçimde Recep Tayyip Erdoğan’a yaklaşık beş puan farkla kaybetmişti.
Türkiye’yi sarsan bu son siyasi kriz, Erdoğan’ın Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarı altında demokratik gerileme ve muhalefetin sistematik olarak zayıflatılması örüntüsüne uyuyor. Yıllar içinde AKP hükümetleri adalet sistemini aşındırdı, basın özgürlüğünü bastırdı ve insan haklarını kısıtladı.
Bir sonraki cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri 2028’e kadar planlanmadı. O tarihte 74 yaşında olacak olan Erdoğan, anayasal süre sınırlamaları nedeniyle aday olamayacak. 2003-2014 arasında üç dönem başbakanlık yaptıktan sonra 2014’te Türkiye’nin ilk doğrudan halk tarafından seçilen cumhurbaşkanı oldu. Ardından 2018 ve 2023’te tekrar seçildi . Bu anayasanın izin verdiği maksimum süreydi.
Görevdeyken Erdoğan cumhurbaşkanlığı yetkilerini önemli ölçüde güçlendirdi. 2017’deki anayasa referandumuyla Türkiye, parlamenter sistemden cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçti. Bu değişiklik cumhurbaşkanına kanun başlatma ve değiştirme, antlaşmaları onaylama, yardımcılarını ve bakanları atayıp görevden alma, üst düzey bürokratları belirleme ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kullanımına karar verme yetkisi verdi.
Freedom House gibi ABD merkezli demokrasi yanlısı kuruluşlar bu hamleleri eleştirerek Erdoğan ve AKP’nin artık Yüksek Seçim Kurulu (YSK), yargı, ulusal politika ve medyada “tek parti kontrolu” kurabildiğini vurgıladı.
20 yıllık siyasi hakimiyetinin ardından Erdoğan’ın konumuna karşı 2023 cumhurbaşkanlığı seçiminde ciddi şekilde meydan okundu. Kılıçdaroğlu’nun kazanacağına dair yaygın beklentiye rağmen ilk tur çok yakın geçti ve seçim ikinci tura kaldı. Erdoğan ikinci turda %52,2 ile kazandı.
Ertesi yıl ise CHP, yerel seçimlerde ezici bir zafer elde ederek büyükşehirleri (Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa) kazandı. Erdoğan ulusal düzeyde geniş yetkilere sahip olsa da, doğrudan seçilen belediye başkanları da yerel düzeyde hâlâ önemli etkiye sahip.
Erdoğan, İstanbul belediye başkanlığı yarışında bizzat aktif kampanya yürütmesine rağmen (kendisi 1994-1998 arasında bu şehrin belediye başkanıydı) AKP adayı CHP’nin Ekrem İmamoğlu’na yenildi. 2024 yerel seçimleri, CHP’nin 21 yıldaki en büyük başarısı oldu.
Muhalefet birleşmiş, enerjik ve seçilebilir görünüyordu. Seçim sonrası Özel, seçmenlerin “Türkiye siyasetinde yeni bir iklimin kapısını açmak istediğini” söyleyerek iyimser bir açıklama yapmıştı. Ancak bu iyimserlik kısa sürede olaylar tarafından ters yönde test edildi.
Muhalefete Baskı
Yerel seçimlerin ardından Erdoğan, rakiplerine karşı ilçe belediye başkanlarından yerel yöneticilere kadar kovuşturma ve hapis cezalarıyla geniş çaplı bir baskı başlattı. Amaç, popülerlik kazanan potansiyel rakipleri daha onlar ulusal tehdit haline gelmeden etkisiz hale getirmek gibi görünüyor. İstanbul’un popüler belediye başkanı Ekrem İmamoğlu, 2028 cumhurbaşkanlığı adayı olarak gösterildiği günde 19 Mart 2025’te tutuklandı. Şu anda yolsuzluk suçlamalarıyla hapiste; savcılar 2.352 yıla kadar hapis cezası talep ediyor.
İmamoğlu’nun tutuklanması binlerce protestocuyu İstanbul sokaklarına ve üniversite kampüslerine döktü. Uluslararası toplumda da ciddi endişe yarattı. Human Rights Watch Avrupa ve Orta Asya Direktör Yardımcısı Benjamin Ward, “Bu davalara bütün olarak bakıldığında, savcıların İmamoğlu’nu siyasetten uzaklaştırmaya ve partisini itibarsızlaştırmaya çalıştığı sonucuna varmamak zor” dedi.
Human Rights Watch, İmamoğlu davasını CHP’ye karşı “ceza adalet sistemini silah olarak kullanma” stratejisinin bir parçası olarak nitelendirdi. Ayrıca 20’den fazla CHP belediye başkanı yolsuzluk, rüşvet ve terörle ilgili suçlamalarla gözaltına alındı.
Freedom House’a göre Erdoğan hükümeti, rakiplerini zayıflatmak veya yanına çekmek için sistematik olarak kurumsal araçlar kullanıyor. Bu durum “muhalefetin seçmen desteği oluşturma ve seçimle iktidara gelme yeteneğini sınırlıyor”.
Popüler Rakipleri Hedef Alma
Kılıçdaroğlu’nun 2023 yenilgisinin ardından Kasım 2023’te parti lideri seçilen Özel, CHP’nin yenilenme sürecini yönetiyordu. Ancak İmamoğlu’nun tutuklanmasından sonra muhalefet daha fazla kurumsal engelle karşılaştı. Özel, Nisan 2025’te The Guardian’a verdiği demeçte İmamoğlu’nun tutuklanmasını “siyasi bir dava” olarak nitelendirdi ve hükümetin “suçlamaların siyasi olmadığı” iddiasını reddetti.
Muhalefetin yükselen yıldızı Özel, Erdoğan’ın AKP’sini “rakip unsurları ortadan kaldırma” gündemi izlemekle suçladı. Erdoğan’ı doğrudan sorguladıkça ve popülerliği de arttıkça Özel de hedef haline geldi. Bu olay tanıdık bir örüntü izliyor: Yükselen bir figür belirleniyor, hakkında yolsuzluk, terör veya usulsüzlük suçlamasıyla dava açılıyor ve kişi fiilen siyaset dışı bırakılıyor.
Kılıçdaroğlu’nun yeniden lider yapılması da benzer bir sabotaj taktiği gibi görünüyor. İmamoğlu’nun köklü kitlesi ve Özel’in yükselen popülaritesine kıyasla Kılıçdaroğlu, birçok Türk seçmen tarafından “dünün adamı” olarak görülüyor.
Ancak Erdoğan açısından Kılıçdaroğlu’nun liderliği daha yönetilebilir. İçeriden bölünmüş bir CHP, muhalefeti zayıflatacaktır. Erdoğan, ancak 2028’den önce erken seçim ilan ederse veya anayasayı değiştirerek süre sınırlamasını kaldırırsa yeniden aday olabilir. Fakat mevcut iktidar koalisyonu bunun için gereken oylara sahip değil.
Türkiye, birçok ülke gibi otoriterleşme yolunda epey mesafe kat etti ama henüz tam olarak orada değil. Ancak aradaki mesafe kapanıyor ve Özel’in görevden alınması, anayasal seçenekleri tükenen bir liderin umutsuz bir hamlesi gibi görünüyor.
* Ayla Göl (Dr., Eylül 2021’den beri York St John Üniversitesi Beşeri Bilimler Fakültesi’nde Uluslararası İlişkiler alanında Kıdemli Öğretim Üyesi (Senior Lecturer) olarak görev yapmaktadır.
Çeviren: Çağatay Arslan
Orijinal Bağlantı:
Bu çeviriyi paylaşın
1 hafta önce
2 hafta önce
2 hafta önce
2 hafta önce
3 hafta önce
3 hafta önce