Hafta başı piyasalar, ABD ve İran'ın bir anlaşmaya yaklaştığı haberine uyandı. Hafta sonuna doğru barış anlaşmasına giden yolun daha da zorlaştığı ortaya çıkarken ABD, İran askeri tesislerini bombaladı. İsrail'in Lübnan’ı bombalamasını yoğunlaştırmasıyla birlikte, her iki taraf açısından çatışmaları yeniden başladı ve Hürmüz Boğazı çevresinde karşılıklı saldırılar alevlendi.

Bir gün,“anlaşıyoruz” diyorlar. Basın yayın kuruluşları anlaşmanın sızdığının haberlerini yapıyor. Ertesi gün ABD, “Bir anlaşma için acele etmeyeceğiz”, İran, “Hiç kimse bir anlaşmanın imzalanmasının yakın olduğunu iddia edemez” diye açıklama yapıyor. Bazen aynı gün içinde böyle karışık açıklamalar geliyor ve birileri dehşet vurgun yapıyor.

İbrahim anlaşması; 2020 yılında İsrail ile BAE arasında imzalanan anlaşmayı Trump, Türkiye dahil bölgedeki tüm Müslüman ülkeleri kapsayacak şekilde genişletmeyi planlıyor anlaşılan. Bölgedeki Yahudi – Müslüman çatışmasını sona erdirmeyi amaçlayan bir anlaşma gibi gözükse de, ABD ve İsrail işin içinde olunca bölgede İsrail hükümdarlığı yaratabileceğinden herkes endişe duyuyor doğal olarak.

Türkiye “butlan” dedi. Global ekonomik sarmal içinde Türkiye işi, gücü, sorunları, geleceğini bıraktı; CHP butlanını konuşuyor. İki haftadır tüm gündemimiz butlan. Tarım bitti, sanayi çöküyor, alım gücü düşüyor. Adalet, liyakat, eğitim, sağlık sorunları her geçen gün iyice artıyor. İki haftadır tek gündem “butlan”. Ülkeyi bu güne kadar inşaat sektörü ayakta tutuyordu, artık savunma sanayi ayakta tutuyor. Her şehir, savunma sanayi ile ilgili yöresinde bir işletme açılması hayalleri ile yaşıyor.

Son 20 yılda TÜİK verilerine göre bile enflasyon 22 kat arttı. Ülke ithalat cenneti oldu. 20 yıl önce ithalatımızın %60 kadarı enerji, hammadde ve yarı mamuldü; bugün bu oran %90 seviyelerine dayandı. Yani ithalat yapmazsak üretemiyoruz. Tarım bitmişti, sanayi çöküyor. Vatandaşı tasarruf kıskacına alan, vergi, ceza ile nefesini kesen iktidar, kamu harcamalarında ise en ufak tasarrufa gitmiyor. Başka ülkelere hibe yatırımlar yapıyor, yüksek faiz ile ülkenin geleceğini borçlandırıyor, saraylar yapıyor. Marmaris’de Devlet Konukevi, Van Ahlat’ta Cumhurbaşkanı Köşkü, Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi yapıldı son 20 yılda. Ülke bir “Barış süreci” dönemini kötü bitirdi; şimdi ikincisine başladı.

İnsanın aklına Osmanlı Devletinin son yılları geliyor. 1838 yılında Avrupa ile yapılan ticari anlaşmalar ile ülke ithalat cenneti olmuştu. Palazlanmaya fırsat bulamadan sanayi çöktü. Osmanlı tebaası her saat biraz daha fakirleşirken devlet Beykoz Kasrını, Küçüksu Kasrını, Dolmabahçe Sarayını inşaa etmekle meşguldü. 1910 yılına gelindiğinde fiyatlar 11 kat arttı. Azınlık isyanları bastırılsın diye Tazminat fermanı ve meşrutiyet uygulamaları başladı. O zamanlar da tüm vizyon sadece “günü kurtaralım” kafasındaydı, bugün de. Ders almadığın müddetçe tarih tekkerrür ediyor ne yazık ki.

2023 yılından beri yine yüksek kazanca gelen döviz ile günü kurtarıyoruz. Gelenler pozisyonlarını kapatmaya başladı. Yenilerini nasıl getireceğiz bakalım. Büyümede hız kaybı başlıyor, yüksek faiz döviz getirirken sanayiciyi bitiriyor. Üretim durursa yüksek faiz ve yüksek enflasyon ile ülke stagflasyon tehlikesi ile karşı karşıya ama, kimin umurunda. Varsa yoksa butlan.

Piyasalar; İran – ABD, İsrail savaşı 2023'ten bu yana en büyük enflasyon artışını tetiklerken yatırımcılar Aralık ayına kadar faiz oranlarında artış olacağını fiyatlıyor. Faizin yüksek kalması ekonomik durgunluk, kıymetli madenlerde hatta savaş biterse enerji fiyatlarında bile düşüş, tahvil faizlerinde yükseliş demek.

Gümüş; Destek 71,50 ve 61 dolarda. 83 ve 90 dolar direnç. Haziran ayında dirençleri deneyebilir ama Haziran ayının üçüncü haftasından itibaren %30 seviyesinde sert bir düşüş gelebilir.

Altın; 4100 ve4400 dolar destek. Direnç 4800 dolar ve 4975 dolar. Haziran ayı boyunca dirençleri denemek isteyebilir. 2026 yılı sonuna kadar aşağı yukarı sarkmalar olmakla beraber 4100 ile 4975 dolar arasında dalgalanacağını tahmin ediyorum.

Dünya emtia endeksi; Geçen hafta; “138 ile 126 puan arasına geri döneceğini tahmin ediyorum” demiştik. 136 puan altına geldi. 131 puanda destek var, ana destek 126 puan.

USD/TL; Geçen hafta “45,81 ile 45,92 arasında bitirir” demiştik. 45,86 liradan haftayı kapadı. Bu haftayı 46,01 ile 46,08 arasında bitirir. Çok sıkıştı. Temmuz 2026 ayıyla beraber zıplama yaşayabilir ki bu zıplama en düşük %15, en yüksek %40 olur. Bunun üstü olursa, başka şeyler konuşmaya başladık demektir.

Eur/Usd; “Haziran 2025 tarihinden beri kısa süreli dışına çıksa da 1,1870 ile 1,1575 kanalında kalmaya devam ediyor” demiştik. Bu hafta destek 1,1630. Dirençler 1,17 ve 1,1735 seviyesinde.

ABD Tahvil 10 YR %4,51 altına indi yeniden. %4,57 seviyesine yeniden geri dönme olasılığı olmakla beraber %4,51 ile %4,30 arasında uzun süre kalacağını tahmin ediyorum.

Bist100; Global hisse senedi fiyatlarının ısrarla gevşememesi beni çok rahatsız ediyor. Körfez savaşından gelen olumsuz haberlere hiç tepki göstermiyor ama olumlu haberle coşuyor. Uzay teknolojisi diyorlar, yapay zeka diyorlar, sürekli ABD borsalarını yukarı taşıyorlar, diğer borsaların gevşemesine izin vermiyorlar. Hayırlısı!

Haftaya 13720 puan ütünde başlayabilirse 14250 ve 14600 puan direnç. Başlayamazsa 13000 puan desteğini yeniden deneyebilir. Dolar bazında haftayı 3 dolar altından kapadı. Hafta başı 3 dolar üstüne atamazsa 2,83 dolara kadar iner. 3 dolar üstüne atarsa 3,06 ve 3,11 dolar direnç.

Dolar endeksi; 99,50 ile 96,50 arasına geri dönüyor sanki.

Bitcoin; Eylül ayına kadar 84800 ile 64800 arasında kalmaya devam edebilir. Sonra ya burayı dip yapıp dönecek ya dibi bulmak için yeni düşüş yaşayacak.

Brent ve Ham petrol; Petrol, Hürmüz Boğazı'ndan yapılan sevkiyatların normale döneceğine dair artan bir iyimserlik ile gevşiyor. Brent de destek 92 ve 86 dolarda.
Ham petrol, 85 ve 81 dolar destek. 95 dolar direnç.