Hazine ve Maliye Bakanlığı geçtiğimiz haftanın sonunda 2026 Nisan ayı bütçe gerçekleşmelerini açıkladı, hemen aşağıda çok özet olarak paylaşacağım.

Türkçemizde bir söz vardır, “yiğidi öldür ama hakkını ver” diye, bizim Maliye ne kadar yiğit, aşağıda onu da çok eleştireceğim ama doğru yaptığı bir şey de var, gerçekten daha iyi olabilir ama fena olmayan kamu maliyesi ve Türkiye ekonomisi istatistikleri yayınlıyor, hakkını teslim etmek lâzım yani.

Aşağıda Nisan 2026 bütçe gerçekleşmelerinin (milyon TL) özeti var ama ortada ilginç bir durum da var.

Bütçe Giderleri

1.524.891

Faiz Dışı Giderler

1.267.259

Bütçe Gelirleri

1.186.164

Vergi Gelirleri

1.012.190

Bütçe Dengesi

-338.727

Faiz Dışı Denge

-81.095                               

Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yönetiminde tam üç senedir bir istikrar programı uyguluyor, temel iki amaç var, birincisi büyük bir ödemeler dengesi krizini atlatmak idi, bu hedef kısmen ama büyük maliyetler uğruna kısmen ve çok kırılgan olarak gerçekleştirildi.

İkinci amaç ise enflasyonu tek haneye* indirmek idi ama bu hedefte tam bir yenilgi var.

Enflasyonla mücadele tek ayaklı bir mücadele olamaz, esas görev tabii ki Merkez Bankasının üzerinde, doğru, yanlış ama çok çekingen (korkak?) bir şeyler yapmaya çalışıyorlar ama yetmedi, yetmez.

Yukarıdaki Nisan 2026 bütçe özetinde son satıra dikkatinizi istirham ediyorum, bütçe Nisan ayında 81 milyar TL faiz dışı açık vermiş durumda, dünya maliye tarihinde, enflasyonla mücadele tarihinde faiz dışı açık vererek enflasyonla başarılı mücadele görülmemiştir, olamaz, bizdeki gibi mücadele sözde olursa sonucun hüsran olması kaçınılmazdır.

2003 sonrası enflasyonla mücadelenin kazanılmış olmasında iki faktör var, birincisi Kemal Derviş’in Merkez Bankası Kanunda getirdiği bağımsızlık kazanımı(?) ise, ikincisi ise IMF reçetesi doğrultusunda beş sene milli gelirin yüzde beşi kadar faiz dışı fazla verme politikasıdır.

Bugün ise aynı (!!!) AKP, Merkez Bankası bağımsızlığının canına okumuş, bu ay olduğu gibi de faiz dışı bütçe açığı vermeye başlamış ve böylece de dünya rekortmeni bir enflasyon yaşatmaya başlamıştır topluma; toplumun küçük(?), uyanık bir kesimi de bu enflasyondan kendini kazançlı çıkmış ya da çıkacağını zannetmektedir ama orta-uzun vadede herkes, en başta da onlar kaybedecektir ama bir miyopa orta vadeyi göstermek zor.

Şimdi gelelim yazının başlığında kullandığım “aldatmaca” kelimesine.

Nisan ayı bütçe gerçekleşmelerine bakarken HMB sitesinde Bakanlığın Dünya Bankası ile yaptığı bir ortak çalışma gözüme çarptı, harika bir iş, adı da Kamu Mali Yönetimi Reform Projesi, isim de doğru çünkü kamu maliyesi sisteminin radikal bir yönetim reformuna ihtiyacı var ama bir de en önemlisi dürüstlüğe ihtiyacı var.

Bu yazıyı yazmadan uzun uzun bu projenin detaylarına baktım, amaçlar çok doğru, çok iyi, zaten arkada Dünya Bankası var ama ortada inanılmaz meseleler de var.

Siz bir kamu maliyesi reform projesine girişiyorsunuz Dünya Bankası ile birlikte ama:

1-Faiz dışı bütçe açığı veriyorsunuz.

2-Mali kural fikrine çok uzaksınız yani bütçe açıkları ve kamu borcunun milli gelire oranına anayasal sınırlar çekmeye razı değilsiniz.**

3-Kamu mali yönetimi reformu projesi var ama beraberinde varlık barışı gibi bir milli felaket de var ve bu varlık barışını en çok da savunan Maliye Bakanı.

4-2006’dan beri Kurumlar Vergisi kanununun (Madde 30) amir hükmü olmasına rağmen vergi cennetlerine giden paralardan stopaj kesebilmek için gerekli Resmi Gazete yayınını (Cumhurbaşkanı yapacak) yapmıyorsunuz.

5-Siyasette ahlak ve nereden buldun yasalarına çok çok çok uzak duruyor AKP, Şimşek de “nereden bulduk konusu ile işimiz olmaz diyor.

6-Maliyeye bağlı BDDK Başkan yardımcının düğününde başarılı bir mali yönetimin olmaz ise olmazı “conflict of interest-çıkar çatışması” dolu dolu yaşanıyor, denetlenenler denetleyenin torbasına para ve mücevher atıyorlar ama Mehmet Şimşek’ten tıssss.

7-Kamu ihale kanunu reforme edilmeden, AB rekabetine açılmadan, DTÖ GPA’a üye olmadan*** kamu mali yönetimi reformu milletle dalga geçmekten öteye geçemez.

8-AB tam ortaklık süreci, hadi ben de bir 28 Şubat lafı kullanayım, sözde değil özde bir destekle yürütülmeden kamu mali yönetimi reformu duvara çarpmaya mahkumdur.

9-Sayıştay denetim etkinliği arttırılmadan kamu mali yönetimi reformu aldatmacadır sadece.  

Bu listeyi çok çok uzatmam mümkün, bu konulara hakim olduğumu düşünüyorum ama bir gazete yazısını da çok uzatmamak lazım.

Sadece bu sekiz madde ortada iken Dünya Bankası ile yapılmak istenen reform süreci hikayedir.

Ancak, bizimkiler de Dünya Bankası yönetici ve çalışanlarını aptal yerine koymasınlar lütfen.

Onlar çok muhtemelen bizi bizden iyi tanıyorlar.

*Tek haneli enflasyon orta-uzun vade hedefi olur mu ya, hedef senelik yüzde üçün altı olmalı idi, muhtemelen başarısızlığın bir nedeni de bu.

**Ali Babacan bu nedenden AKP ile yollarını ayırmış idi, değil mi?  

***Bu konu Türkiye’de, en azından İnşallah benim yazılarımda daha çok konu olacak.