36. NATO zirvesi 32 üye devlet ve hükümet başkanlarının katılımıyla 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da toplandı. Türkiye’nin ev sahipliğin de toplanan NATO zirvesi renkli görüntülere neden oldu.
NATO liderleri Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde mehteran takımının çaldığı marşlarla karşılandı.
Türkiye’nin bu karşılama için mehteran takımını seçmesinin bir başka nedeni olabileceği merak konusu oldu.
Öyle ya Sultan II. Mahmut tarafından 1826 tarihinde lağvedilmiş olan yeniçeri ocağı (Vaka-i Hayriye) ile birlikte lağvedilen mehteran takımı yani Osmanlı padişahının lağvettiği mehteran takımı ve ne olmuştu da 2026 yılında NATO liderlerinin karşılanmasında tercih nedeni olmuştu.
Burada verilmek istenen siyasi mesaj neydi, ne olabilirdi ki ?
Anlaşılan iktidar “yeni Osmanlıcılık” siyasetini bu vesileyle dosta düşmana göstermek istiyordu.
Sadece NATO liderlerine değil kendi siyasi tabanına da işin propagandasını yapmak istiyordu.
Öyle de oldu.
Mehteran bir Osmanlı ritüeli ve çağrışımı Osmanlı İmparatorluğuna tekabül eder.
Kurtuluş savaşı, ilk meclisin kurulması ve cumhuriyetin ilanı ile Osmanlı ömrünü tamamlamış bir imparatorluk olarak tarihteki yerini almıştı.
Kurtuluş savaşı ve cumhuriyetin anlatan marşların çalınmasının tercih edilmiş olmaması tartışma konusu olmuştur.
Kaldı ki Yunanistan başbakanı Miçotakis bunlardan biri hem F35 uçakları için Trump’ın verdiği sözlere ve CAATSA yaptırımlarının kaldırılacağını yönelik vaatlere birde mehter marşı eklenince ülkesine karşı bunların bir tehdit unsuru olduğunu belirtti.
Yetmez, eski Osmanlı coğrafyasında kurulu bulunan diğer devletlerinde durumu bu şekilde yorumlayabileceği işten bile değil…
“Ne oluyoruz?
Türkiye Cumhuriyeti devletinden Osmanlı İmparatorluğuna gerimi dönüyoruz.” Bu gelişmeler bu soruya neden olabilecek durumlar yarattı.
Evet…
Şimdi gelelim NATO zirvesi sonuç bildirgesine…
Bildirgede öne çıkarılan başlıklara ve bunların nedenlerine bir göz atalım.
Bildiride Madde 5'e güçlü bir vurgu yapılarak "Birimize yapılan saldırı hepimize yapılmıştır" ifadesiyle kolektif savunma taahhüdü yeniden teyit edildi.
Bu yapılan vurgunun nedeni yani asıl nedeni ABD’nin ve dolayısıyla Trump’ın NATO hakkında ve üyeleri hakkında yaptığı kaygı verici açıklamalar nedeniyle 5. Maddenin NATO üyeleri tarafından yeniden teyit edilmesi ihtiyacından kaynaklanıyor.
Trump Avrupa’nın daha fazla sorumluluk üstlenerek ABD’nin yükünü azaltması aksi takdirde üyelikten çıkabileceği ve akabinde Almanya’dan beş bin askeri çekebileceği ve Polonya’ya Rusya tehdidi nedeniyle dört bin asker göndermeyeceği ve dahası Grönland’ı işgal edeceği gibi savurduğu tehditler sonucu 5. Madde’nin yeniden teyit edilmesi ve zirvenin gündemine taşınmasına neden olmuştur.
Rusya açık şekilde bir tehdit olarak tanımlanıyor.
NATO bu bildiride Rusya’yı kısa ve uzun vadeli tehdit olarak görüyor. Ukrayna savaşının halen sürmesi ve barış için somut bir adım atılmamış olması buna neden olurken İskandinav ülkeleri ile Baltık ülkelerinin Rus tehdidinin altında bulunuyor olması NATO üyesi ülkelerde derin endişelere neden olmasından kaynaklanmaktadır.
2025'te Avrupa müttefikleri ve Kanada'nın savunma harcamalarını 139 milyar dolar artırdığı belirtiliyor.
ABD’nin Avrupa ülkeleri yükümüzü hafifletmeli talebine karşı Kanada’da ABD komşusu olarak bu taahhütün altına girmeyi ve bunun sonucu savunma harcamalarının arttırılması neden olmuştur.
NATO 50 milyar doların üzerinde yeni savunma alımı açıklanıyor.
NATO önümüzdeki dönem var olan harcamaların üzerine 50 milyar USD daha harcama yapmayı planlıyor. Yüksek teknolojili savunma sistemleri ile yapay zekanın etkin olduğu alımlar ile kolektif üretim kapasitemizi genişletmeyi ve inovasyonu hızlandırmak için sektörle ortak çalışılacağı vurgusu yapılıyor.
Savunma sanayii üretim kapasitesinin artırılması ve NATO içindeki savunma ticareti engellerinin kaldırılması hedefleniyor.
Gerek savunma harcamalarına ve yatırım yönelik bu vurgular daha çok Avrupalı müttefiklerin işbirliği ve angajmanı ile NATO içinde savunma ticaretinin eskiye göre daha serbest olmasını belirmek bu başlık altında toplanıyor.
Avrupa'nın NATO içinde daha fazla sorumluluk üstleneceği vurgulanıyor.
Evet Avrupalı NATO üyeleri bu zirveyle birlikte ellerini daha fazla taşın altına koyarak savunma harcamaları ve yatırımları arttıracaklar buda Lahey 2025 zirvesi kararları çerçevesinde GSMH %5’i kadar bir bütçeyi ayırmaları anlamına geliyor.
Yapay zeka ve "transatlantik savaş bulutu" kurulacağı ilan ediliyor.
Evet yine teknoloji ve yine yapay zeka yatırımı NATO’nun önümüzdeki dönem çok fazla harcama ve yatırım yapacağı sektör olarak öne çıkıyor.
2026 için Ukrayna'ya 70 milyar Euro askeri yardım taahhüdü veriliyor; 2027'de de en az aynı seviyenin korunması hedefleniyor.
Evet NATO ve Batı dünyası Rusya-Ukrayna savaşında başından beri Ukrayna’nın yanında yer aldı. Bu zirvede de bu destek yeniden teyit edilerek bu sefer kesenin ağzı daha fazla açılarak desteğin süreceği belli edildi.
İran'ın asla nükleer silaha sahip olmaması gerektiği belirtiliyor ve Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisine saygı göstermesi isteniyor.
Önce ABD ve Avrupalı müttefikler arasında görüş ayrılıklarına neden olan İran savaşı bu zirvede ortak bir politika belirlenmesine neden oldu ve bu başlık zaten gerekli olan mesajı İran’a veriyor.
Ve Avrupalı ülkelerin daha fazla sorumluluk üstlendiği, savunma harcamalarında dengenin sağlandığı ve ABD’nin sadakati olarak özetlenen NATO 3.0 bu zirvenin imgesi oldu.
Son olarak NATO, üyelerinin ülkelerin ve halkların güvenliği için kurulmuş bir savunma kuruluşu olmuş olsa da dünya barışı ve çatışmasız bir ortamın yaratılmasında farklı bir barışçıl rol oynama rolünü de unutmamalıdır.
Yoksa salt savaş ve güvenlik yaklaşımı yeni bir dengeli NATO arayışını zorunlu kılar.
Odak Noktası 16 yazı NATO Ankara Zirvesi Türkiye önemli bir zirveye hazırlanıyor. 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak Nato Zirvesi için Ankara’da adeta olağanüstü hal ilan edildi. Peki zirvede ne konuşulacak? Zirve Türkiye için ne ifade ediyor? Yazar ve yorumcularımız değerlendiriyor. Tüm Yazılar

