Son haftalarda CHP, sadece yargı değil siyaseten de her zaman olduğundan daha fazla sıkıştırılmaya başlandı.
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ve oğlunun, Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın etkin pişmanlık kapsamında verdikleri dilekçelerin hedefi bu kez doğrudan CHP lideri Özgür Özel oldu.
Ne yazık ki bu gelişmeler sürpriz olmadı.
CHP lideri Özel'in Adalet Bakanı Akın Gürlek'e ait olduğunu iddia ettiği tapu kayıtlarını açıkldığı gün; Gürlek, Muhittin Böcek’in etkin pişmanlık kapsamında ifade vereceğini ama bunun zamanının henüz gelmediğini açıklamıştı. Bu iddiaların çıktığı dönemde Muhittin Böcek, kendi el yazısı ile paylaştığı mesajla bunun gerçeği yansıtmadığını açıklamıştı.
Sonuçta, Gürlek’in iddiası doğrulanmış oldu.
Yine bu süreçte kendisini daha önceki siyasal duruşu ile “Atatürkçü” tanımlayabilecek Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’da CHP’den istifa ederek siyasi duruş olarak Atatürk’e hayli mesafeli olan AK Parti’ye katıldı.
Köksal’ın parti değiştirmesi yeterince analiz edildi. Sorunun ideolojik, siyasi değil tamamen duygusal, yargısal süreçlerle bağlantılı olduğu da bu bağlamda ifade edildi.
MUTLAK BUTLANA KAPATMA EKLENECEK GİBİ
Baba-oğul Göcek’ler ve Yalım’ın verdikleri son ifadelerle Genel Başkan Özel’i hedef almalarının tek bir anlamı var; siyasi iktidar doğrudan Özel ve CHP kurumsal kimliğini kriminaliz etmek istediği olduğu açıktır.
Nitekim Özel Birgün Gazetesi’ne verdiği söyleşide bu sürecin hedefinin doğrudan kendisi olduğunu ifade etti.
İktidarın yeni başlayan bu süreçte hedefinin sadece Özel değil CHP’nin kurumsal kimliği olduğu da görülüyor.
Bana bunu düşündüren son dönemde nerdeyse her akşam CHP’yi ekranlarda tartışma nesnesine dönüştüren medya grubun gazetesinde çıkan bir haber.
Haberin başlığı “Sistemin adresi CHP Genel Merkezi!”. Haberin alt başlığında ise “Anayasa'ya göre CHP kapatılmalı” şeklinde. Bunun için kendilerine yakın kimi “hukukçulardan” görüş almışlar.Bu haber, tesadüfen gazetecilik refleksi ile mi yapıldı bilmiyorum ama verdiği mesaj açısından bir işaret fişeği sayılabilir.
Sonuçta aynı medya grubunun TV kanalında her akşam kimi eski CHP’lilerin programcı ve konuk olarak CHP, tek taraflı olarak düzenli ameliyat masasına yatırılmaktadır.
Bu programlara katılan kimileri ise partide pek çok görev, yaş almış; ekonomik durumu iyi ve partiyle ilişkisi sınırlı olanların “CHP’lilik adına” düştükleri durum ibretlik.
Başkaları adına utanmanın bir sınırı kuşkusuz vardır ama bu isimler o sınırları sürekli ama sürekli yukarıya çekiyorlar.
Türkiye Gazetesi’nde çıkan haberi ben 8 Kasım 2025’de çıkan İBB İddianamesinde yer alan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen bildirime birlikte okudum.
Hatırlayalım, iddianamenin “İstanbul Senin” adlı mobil uygulama ile ilgili bölümünde, kentte seçmen verilerinin Büyükşehir Belediyesi ve iştirakleri tarafından usulsüz bir şekilde toplandığı ve paylaşıldığı iddia ediliyordu.
Savcılık bu bulguların Anayasa 68. ve 69. maddeleri ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu kapsamında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderileceği belirtilmişti.
Anayasa'nın bu maddeleri yani 68. ve 69. maddeleri siyasi partilerin kuruluşunu, yükümlülüklerini ve kapatılmalarını düzenliyor.
Bu tablo, CHP’nin önümüzdeki dönem sadece mutlak butlan ile değil olası bir kapatma davası ile de karşı karşıya kalabileceğini göstermesi açısından üzerinde düşünülmeyi hak ediyor.
ÖNCELİĞİNİZ “KÜÇÜK İKTİDAR” YANİ CHP Mİ?
Şimdi şu soruya cevap arayalım; siyasi ikbalini mutlak butlana, Özel ve Ekrem İmamoğlu karşıtlığına bağlayanlar, mevcut durum karşısında mutlular mı?
Ya da ortaya çıkabilecek daha ağır tablo karşısında daha mı mutlu olacaklar?
Öncelikleri sadece kaybettikleri parti içi iktidarı yani “küçük iktidarı” yeniden kazanmak mı?
Partiyi Özel yönetiminden aldıklarında, İmamoğlu ve arkadaşlarına sırtlarını döndüklerinde iktidar olabileceklerine inanıyorlar mı?
Kendi ütopyaları olan “temiz CHP” ile mevcut Erdoğan’a karşı daha iyi muhalefet yapacaklarına mı inanıyorlar?
Erdoğan ve iktidarının, mutlak butlan atanmış CHP’nin siyaseten etkili olmasına izin vereceklerine mi inanıyorlar?
Bugün CHP, lideri Özel, İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı İmamoğlu neden bu kadar ağır baskı altında?
Hepsinin tek suçu var; güçlü bir iktidar adayı olması.
Sanırım bunu mevcut yönetime mesafeli olan herkes kabul ediyordur.
KILIÇDAROĞLU’NA ÇAĞRI
Şu çok açık ki, 4-5 Kasım 2023’de 38 Olağan Kurultay’da seçimi kaybeden Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi kurultayın şaibeli olduğuna inanıyorlar.
Bunu bugüne kadar Kılıçdaroğlu açık biçimde ifade etmedi. O etmedi ama ona yakın, mevcut yönetimi eleştiren pek çok isim, kamusal alanda bunu açıkça ifade etti ve etmeye devam ediyor. Kılıçdaroğlu’nun suskunluğu onlara sadece cesaret veriyor.
Ki, mutlak butlan davası da bu sürecin bir sonucu.
Daha önce birçok kez yazdım, gene yazacağım ve gerekirse tekrar yazacağım.
Bugünkü Özel ve yönetimine, İmamoğlu’na siyaseten mesafeli duran başta Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere yakın isimler şu soruya cevap vermek durumundalar; “hangi CHP’yi istiyorlar?”
“Büyük iktidar”ın en güçlü adayı olan CHP’den mi yanalar?
Yoksa;
Kendilerinin başında olduğu “küçük iktidar”la yetinen CHP’den mi yanalar?
Son olarak yazının başlığına gelelim; CHP’nin halef-selef genel başkanları ne zaman bir araya gelecek; mutlak butlan kararı çıktığı zaman mı?
Halef-selef liderlerin bir araya gelmesi hukuki bir süreç olan mutlak butlan sürecini ya da olası bir kapatma davasının önüne geçemeyebilir ama bu yan yana geliş; partinin iç cephesini sağlamlaştırarak iktidar adaylığını daha da güçlendireceği ve toplumsal güveni inşa edeceği açıktır.
Bu nedenle Kılıçdaroğlu'na da, Özel'e de büyük sorumluluk düşmektedir.
Bu konuda adım atmayan tarafların da, bunun için çaba göstermeyen partililerin de bu konuda adım atmaları; çocuklarımıza olan borcudur.
Odak Noktası 132 yazı Özgür Özel Cumhuryet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel'e dair yazılar ve analizler. Tüm Yazılar Odak Noktası 108 yazı Mutlak Butlan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP'nin 38. Olağan Kurultay'ı "mutlak butlan" (kesin hükümsüzlük) gerekçesiyle iptal etti ve Özgür Özel ve yönetimini tedbiren görevden uzaklaştırarak kurultay öncesindeki eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibini karar kesinleşene kadar tedbiren göreve iade etti. Kararın öncesi ve sonrasında gelişmeleri yazarlarımız analiz ediyor. Tüm Yazılar

