Yaşamak zor zanaat

Yaşamak zor zanaat

Temel yaşam maliyetini oluşturan unsurlar gıda, kira, ulaşım, sağlık, eğitim, enerji (elektrik, doğalgaz gibi), giysi, eğlence ve kültürel aktiviteler. Ancak bizim ülkemizde artık yaşam maliyeti hesaplamalarına eğlence ve kültür harcamaları dahil edilmiyor. Yaşamımızı idame ettirebileceğimiz harcamalar bu hesaba dahil. Dört kişilik bir ailede üç kişinin asgari ücretle çalıştığını düşünsek dahi bu yaşam maliyetine yeterli değil.

İnsan onuruna yakışır bir yaşam sürmenin zorlaştığı günlerden geçiyoruz. Geçen hafta bu konuda iki önemli veri paylaşıldı. Bunlardan ilki İstanbul Planlama Ajansı’nın “İstanbul’da Yaşam Maliyeti” verisiydi. Diğeri de Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) paylaştığı “2023 Yılı Gelir Dağılımı İstatistikleri ’ne” ilişkin bilgilerdi. Her iki araştırmanın sonuçları birbiriyle ilişkili ve çok da çarpıcıydı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) araştırmasına göre İstanbul’da yaşamanın maliyeti, 2024 yılı Ocak ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 80,29 arttı. İstanbul’da dört kişilik bir ailenin ortalama yaşam maliyeti ocak ayında 53 bin 58 lira. Üç net asgari ücrete denk gelen 51 bin 6 TL, bu maliyete maalesef yetmiyor. Büro Emekçileri Sendikası’nın araştırmasına göre ise yoksulluk sınır 56.942 TL.

Yaşama maliyeti, bir bireyin veya bir ailenin belirli bir süre boyunca temel ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli olan mali kaynaklar. Bu maliyet, kişinin bulunduğu bölge, yaşam tarzı, aile büyüklüğü, alışkanlıkları ve diğer faktörlere bağlı olarak değişebilir.

Temel yaşam maliyetini oluşturan unsurlar gıda, kira, ulaşım, sağlık, eğitim, enerji (elektrik, doğalgaz gibi), giysi, eğlence ve kültürel aktiviteler. Ancak bizim ülkemizde artık yaşam maliyeti hesaplamalarına eğlence ve kültür harcamaları dahil edilmiyor. Yaşamımızı idame ettirebileceğimiz harcamalar bu hesaba dahil. Dört kişilik bir ailede üç kişinin asgari ücretle çalıştığını düşünsek dahi bu yaşam maliyetine yeterli değil. Emeklilerin durumunu hiç konuşmayalım. Onlar terk edilmiş durumda. Seçimler yaklaşırken ağızlarına bir parmak bal sürmeyi iktidar yeterli görüyor. 2003 yılında en düşük emekli aylığı asgari ücretin 1,41 katıydı. Ancak 2024 yılında en düşük emekli aylığı asgari ücretin 0,59’u oldu. Nereyse emekli ücreti asgari ücretin yarısı. Üç asgari ücretlinin yaşam maliyetine yetmediği yerde, emeklinin hâlini düşünün.

Bize 2024, 2023 yılından daha kötü şartlar sunacakmış gibi duruyor. 2023 yılı da çoğumuz için iyi geçmedi. Bunu TÜİK’in Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması da doğruluyor. Bu araştırmada yüzde 20’lik gruplar itibarıyla 5 grupta gelir dağılımı gösteriliyor. En yüksek fert gelirine sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay 1,8 puan artarak yüzde 49,8 olmuş. 2014 yılında bu pay yüzde 45,9’du. Yıllar boyunca bu şanslı grubun aldığı pay hep artmış. Şu anda Türkiye’de yaratılan gelirin yarısını bu grup elde ediyor. Geriye kalan geliri nüfusun yüzde 80’i paylaşıyor. 5 gelir diliminin en zengin dilimi hariç tamamı yıllar itibarıyla hep kaybetmiş. Bir başka deyişle yüksek enflasyon ortamında zengin daha zengin yoksul daha yoksul olmuş. Üçüncü dilim 2014 yılında gelirin yüzde 15.3’ünü alırken 2023 yılında payı yüzde 14’e düşmüş. Orta direk erimiş.

Bize 2024, 2023 yılından daha kötü şartlar sunacakmış gibi duruyor. 2023 yılı da çoğumuz için iyi geçmedi. Bunu TÜİK’in Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması da doğruluyor. Bu araştırmada yüzde 20’lik gruplar itibarıyla 5 grupta gelir dağılımı gösteriliyor. En yüksek fert gelirine sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay 1,8 puan artarak yüzde 49,8 olmuş. 2014 yılında bu pay yüzde 45,9’du.

Gelir dağılımı adaletsizliği ve yüksek enflasyonun olduğu bir ülke, çeşitli ekonomik, sosyal ve politik sorunlarla karşılaşır. Bu sorunlardan bazıları şunlardır:

Sosyal huzursuzluk: Gelir eşitsizliği ve yüksek enflasyon, toplum içinde sosyal huzursuzluğa neden olur. Düşük gelirli gruplar arasında hoşnutsuzluk ve protestolar artabilir.

Yoksulluk artışı: Gelir adaletsizliği, düşük gelirli kesimlerin yoksulluk sınırının altında yaşamasına yol açar. Yüksek enflasyon da bu durumu daha da kötüleştirebilir, çünkü fiyatlar arttıkça temel ihtiyaçları karşılamak daha zor hâle gelir.

Eğitim ve Sağlık Erişiminde Farklılıklar: Gelir dağılımındaki adaletsizlik, eğitim ve sağlık hizmetlerine eşitsiz erişime neden olur. Düşük gelirli bireyler veya aileler, daha iyi eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim konusunda zorluk yaşarlar.

Ekonomik büyüme yavaşlaması: Gelir dağılımındaki adaletsizlik ve yüksek enflasyon, ekonomik büyümeyi olumsuz etkiler. Düşük gelirli kesimlerin harcamalarının azalması ve ekonomik belirsizlik, üretkenlik ve yatırımları olumsuz olarak etkiler.

Vergi gelirlerinde düşüş: Gelir eşitsizliği arttıkça ve enflasyon yükseldikçe, ilk başta artan vergi gelirleri bir süre sonra harcamaların düşmesiyle vergi gelirlerinde düşüşe yol açar. Bu durum, kamu hizmetlerine ve sosyal yardımlara olanak tanıyan bütçe kaynaklarını azaltır.

Düzeltme için alınabilecek önlemler şunları içermeli:

Vergi politikalarını düzenleme: Vergi politikalarını daha adil hale getirerek, yüksek gelirlilerin daha fazla vergi ödemesini sağlamak.

Sosyal yardımları güçlendirme: Düşük gelirli kesimlere yönelik sosyal yardım programlarını güçlendirmek ve genişletmek.

Son 15 yılı kaybettik. Önümüzdeki yılları kaybetmeyelim. Ülkemizde yaşamak gerçekten zor zanaat.

Eğitim ve Sağlık Hizmetlerine Yatırım: Eğitim ve sağlık hizmetlerine daha fazla yatırım yaparak, bu alanlarda eşitsizlikleri azaltmak.

Ücret politikalarını iyileştirme: Asgari ücretleri artırma ve işçi haklarını güçlendirme yoluyla gelir dağılımındaki adaletsizliği azaltma.

Enflasyonla mücadele: Para ve maliye politikalarını etkili bir şekilde uygulayarak enflasyonu kontrol altına alma.

Bu önlemler, gelir dağılımı adaletsizliğini azaltarak, yüksek enflasyonun olumsuz etkilerini hafifletmeye yönelik bir çaba oluştur. Ancak her durum farklıdır ve bu tür politikaların uygulanması, dikkatlice planlanmalı ve uygulanmalıdır. Aksi hâlde gelecek günlerde toplumun önemli bir kesimi üzerinde ekonomik baskının yoğunlaştığı ve yoksulluğun tırmandığına şahit oluruz. Son 15 yılı kaybettik. Önümüzdeki yılları kaybetmeyelim. Ülkemizde yaşamak gerçekten zor zanaat.

Turgay Bozoğlu
Tüm Yazıları - Turgay Bozoğlu (hepsini gör)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir