İstanbul Sanayi Odası (İSO) Temmuz ayı meclis toplantısında konuşan İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, Türkiye'nin yeterli sanayileşmeyi tamamlamadan hizmet sektörüne dayalı bir ekonomiye yönelmesinin erken sanayisizleşme riskini artırdığı uyarısında bulundu. Bahçıvan, bu durumun ülkenin geleceği açısından ciddi tehlikeler barındırdığını vurguladı.
Bahçıvan, sanayicilerin özel kredi paketi çağrısına Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan sanayi destek paketinin umut verici olduğunu belirterek başladığı konuşmasında, Türkiye'de imalat sanayinin GSYH içindeki payının yüzde 20'lerin altında kaldığına dikkat çekti. Mevcut üretim yapısının düşük teknoloji, yetersiz özsermaye, zayıf verimlilik ve yüksek ithal girdi bağımlılığı gibi sorunlarla boğuştuğunu ifade eden Bahçıvan, bu yapının teknoloji geliştirmeyi, verimlilik artışını ve dış şoklara karşı direnci engellediğini söyledi. Nitelikli kalkınma ve refahın ancak sanayileşme ile mümkün olabileceğinin altını çizdi.
Gelişmiş ülkelerin yüksek teknoloji odaklı sanayi sonrası bilgi toplumuna geçtiğini, Türkiye'de ise geleneksel sektörlerin kan kaybettiğini ve hizmet sektörünün ağırlığının arttığını belirten Bahçıvan, “Türkiye klasik sanayileşmesini tamamlamadan hizmet sektörü ağırlıklı bir ekonomiye sahip olma yolunda ilerliyor. Bu durumu ülkemizin ve toplumumuzun geleceği açısından doğru bulmuyoruz. Zira bilinmelidir ki toplumlar ancak üreterek ayakta kalabilir” dedi.
Küresel ve yurt içi dinamiklerin erken sanayisizleşme riskini artırdığını kaydeden Bahçıvan, küreselleşmenin geri çekilmesi, artan korumacılık, Avrupa'daki büyüme tıkanıklığı ve Çin faktörünün küresel pazar genişlemesini yavaşlattığını ifade etti. IMF'nin 2031 yılına kadar anlamlı bir toparlanma beklemediğini hatırlatan Bahçıvan, “Artık mal satmanın daha da zor olacağı bir dünyadayız” diye konuştu.
Ekonomi programının dezenflasyon sürecinin istenen hızda ilerlemediğini belirten Bahçıvan, Türk sanayicisinin dünyanın geri kalanına göre çok daha yüksek enflasyon yükü altında ayakta kalmaya çalıştığını söyledi. Yüksek enflasyonun finansman başta olmak üzere tüm maliyetleri artırdığını, bu durumun karlılık göstergelerini sürdürülemez bir şekilde düşürdüğünü ve sanayicilerin hayatta kalma mücadelesi verdiğini dile getirdi.
Firmaların ana faaliyetlerinden elde ettikleri kazancın neredeyse yüzde 90'ını finansman giderlerine ayırmak zorunda kaldığını belirten Bahçıvan, bu yükün geleneksel sektörlerden daha üst teknoloji gruplarına yayıldığını söyledi. Türkiye'nin uzun yıllarda elde ettiği kazanımların tehlikeye girdiğini ve genel olarak bir sanayisizleşme riskinin kendisini gösterdiğini vurguladı.
Yapay zekanın üretim süreçlerine entegrasyonunun büyük bir sınav olduğunu belirten Bahçıvan, “Türk sanayisi, mevcut kaynak yapısı ve finansman sistemiyle bu sınavı nasıl hakkıyla kazanacak?” sorusunu sormak gerektiğini ifade etti. Mevcut ekonomik programın sanayinin üretken kapasitesini koruyarak, kırılganlıklarını azaltarak ve teknolojik dönüşümünü destekleyerek güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Ülkeyi erken sanayisizleşme riskinden kurtaracak yüksek nitelikli üretime geçmek ve “yeni nesil sanayi politikası”na ihtiyaç olduğunu belirtti.
Bahçıvan, genç kuşakların sanayide uzun vadeli kariyer hayal etmediğini, daha esnek, hızlı gelir sağlayan veya fiziksel üretimden uzak alanlara yöneldiğini, ailelerin de çocuklarını masa başı işlere teşvik ettiğini dile getirdi. İSO Meclis Başkan Yardımcısı Sadık Ayhan Saruhan da ihracattaki yüksek teknoloji payının yüzde 3-4 bandını aşamadığını ve Ar-Ge harcamalarının yetersiz olduğunu belirtti.

