Türkiye'deki ceza infaz kurumlarından gelen son haberler, tutuklu ve hükümlülerin temel haklarına erişiminde ciddi sorunlar yaşandığını gözler önüne seriyor. Giresun'da ayağı kırılan bir tutukluya günlerdir etkili bir tıbbi müdahalede bulunulmaması, Samsun'da 31 yıllık tutukluluğun ardından tahliyesi beklenen bir mahkumun kararının sebep gösterilmeden bir yıl ertelenmesi ve İzmir'deki bir cezaevinde keyfi disiplin cezalarıyla baskı kurulduğu iddiaları, insan hakları savunucuları tarafından tepkiyle karşılandı.

Giresun Espiye L Tipi Kapalı Cezaevi'nde bulunan Aydın Oğuz'un 19 Temmuz'da spor yaparken ayağını kırdığı ancak hastaneye sevki sırasında iddia edilen ağız içi arama prosedürünü kabul etmediği için tedavi edilmediği belirtildi. Dokuz günlük süreçte sadece baston, sargı bezi ve kremle yetinmek zorunda kalan Oğuz'un, kırık kaynaklı şişlik ve morarmasına rağmen hastaneye götürülmediği aktarıldı. Oğuz'un annesi Kadriye Oğuz, oğlunun sağlık hakkının engellendiğini vurgulayarak, “Ayağı kırık bir insana tedavi hakkı vermemek hangi vicdana sığar?” diyerek duruma isyan etti. Anne Oğuz, kırık bir uzva yalnızca krem verilmesinin temel bir sağlık hakkı ihlali olduğunu ifade etti.

Samsun Kavaklı S Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan ve 51 yaşındaki Nidai Tezer’in, 28 Temmuz’da gerçekleşmesi beklenen tahliyesinin, Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu tarafından gerekçe gösterilmeksizin bir yıl süreyle ertelenmesi de dikkat çekici bir başka gelişme oldu. 31 yıldır cezaevinde olan Tezer’e kararın nedeninin açıklanmadığı, hatta ailesinin, avukatlarının ve milletvekillerinin bu konudaki bilgi edinme taleplerinin de geri çevrildiği öğrenildi. İnsan Hakları Derneği’nin hasta tutuklu listesinde yer alan Tezer’in anemi ve astım hastası olduğu, ayrıca gözaltı sırasında aldığı darbeler sonucu sol kolunda ve bacağında sağlık sorunlarının devam ettiği belirtildi. Tezer’in kardeşi Ramazan Tezer, tahliye hazırlıkları yaparken bu kararla karşılaştıklarını, kararın hiçbir nedeninin kendilerine bildirilmediğini söyledi. Tezer, aynı cezaevinde son iki ayda cezasını tamamlayan en az beş tutuklunun daha tahliye edilmediğini iddia ederek hukuki yollara başvuracaklarını açıkladı.

İzmir Buca’daki Kırıklar 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde bulunan tutuklular ise avukatları aracılığıyla kamuoyuna ulaştırdıkları bir mektupla, son bir ayda baskı ve keyfi uygulamaların arttığını dile getirdi. Mektupta, asılsız gerekçelerle hücre cezaları verildiği, bu cezalara yapılan itirazların ise “bakanlık genelgesi” bahanesiyle reddedildiği öne sürüldü. Tutuklular, idarenin disiplin cezalarını şartlı tahliyeleri engellemek amacıyla sistematik bir baskı aracı olarak kullandığını savunarak, “Biz ceza veririz, siz uğraşır infaza gidersiniz. Tutarsa ceza çekersiniz, tutmazsa yöntem ve gerekçeyi değiştirir, tekrar ceza veririz” şeklinde bir anlayışın hakim olduğunu iddia etti. Ağırlaştırılmış müebbet alanların aynı koridorda bulunma taleplerinin dahi “bakanlık genelgesi” denilerek reddedildiğini, buna karşılık farklı suçlardan hükümlülerin aynı koğuşlarda kalabildiğini belirterek ayrımcılığa uğradıklarını ifade ettiler. Ayrıca, ailelerin ziyaret saatlerinin keyfi olarak değiştirildiği de mektupta yer aldı. Cezaevi savcılığı ve bazı infaz hakimliklerinin idarenin kararlarını yeterince incelemeden onayladığı iddia edilen mektupta, artan baskı ve sindirme politikalarına karşı sessiz kalmayacakları ve tüm haklarını kullanacakları vurgulandı.