Siyasetimizin soğuk koridorlarında bugünlerde trajikomik bir evcilik oyunu oynanıyor. Herkes nefesini tutmuş, Yargıtay’dan çıkacak CHP’nin o büyük “butlan” kararını bekliyor. Sanki oradan çıkacak bir kağıt parçası ülkenin kaderini değiştirecekmiş gibi. Ben o kararı hiç beklemiyorum. İktidarın elindeki o yargı giyotini orada durduğu sürece, karar yarın bozsa bile seçilmişlerin tepesinde o kılıç hep asılı kalacak. Sistem seni kafese sokmayı kafaya koymuş bir kere.
İktidar, "butlan" hamlesiyle Özgür Özel’in etrafına hukuki bir abluka örerken aslında o çok tanıdık çağrısını yapıyordu: "Gel Ankara’da otur, uslu uslu salon siyaseti yap, koridorlarda boğul." Yani kibarca, "Sizin için ördüğümüz şu hukuki kafese girin" dediler. Ama Özel bu oyunu bozdu. 19 Mart’tan sonra o kafese girmeyi reddederek Türkiye’yi karış karış gezdi, 200’e yakın mitingle meydanları, sokakları hareketlendirdi. Şimdi de Ankara’ya sıkışıp kalmak yerine her fırsatta kendini sokağa atıyor, parkta bir bankın üzerinde halkla buluşuyor ve pes etmiyor.
Peki bu sırada butlan ekibi ne yapıyor? Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi, genel merkez binasının etrafına barikatlar kurup içeride adeta piknik yapmaya başladılar. Koca bir tarihin sadece o binanın tapusundan ibaret olduğunu sanıyorlar. İçeride çaylar demleniyor, herkes en üstteki tüneği kapma yarışında. Dışarıda fırtına kopuyor, Özel sokak sokak direnişi örgütlüyor; bunlar kafesin içindeki yemliğin yerini tartışıyor. Ev yanarken içerideki antika vazonun tozunu alan ev sahipleri gibi bir manzara değil mi?
Hatta bu ekibin siyasi vizyonunun sınırlarını, kuşun o kafesi kırıp neden uçamadığını anlamak için çok uzağa gitmeye de gerek yok. Hatırlayın; o meşhur butlan kararı sonrasında Kılıçdaroğlu’nun genel merkez binasının önünde yaptığı konuşmayı. Bina önündeki o kasvetli kalabalıkta, o parmaklıkların gölgesinde siyasetin ruhu da, o bahsettikleri kafesteki beyaz kuş bile uçamadı, kanat çırpacak mecali bulamadı. Çünkü ruh binada değil, sokaktaydı.
CHP’nin asırlık mirası, o binanın odalarında koltuk koruyarak yaşatılmaz. İstanbul işgal edildiğinde, Mustafa Kemal ve arkadaşları İstanbul’u terk edip Ankara’ya geçtiler. Ama dertleri kendilerine korunaklı bir bina bulup orada pineklemek değildi. Ankara’yı sadece bir üs yaptılar; asıl amaç tüm vatanı kurtarmaktı. Gücü binanın betonundan değil, Anadolu’nun sinesinden aldılar. Bunu unutup binayı kutsamak tam bir akıl tutulması değil mi?
Herkes Özgür Özel’in de bu hukuki abluka karşısında pes edip Ankara’ya gömüleceğini bekliyordu. Ama o, iktidarın çizdiği sınırları elinin tersiyle itti ve kendini yeniden sokağın açık havasına bıraktı. Bir parkta, alelade bir bankın üzerine çıkmış halka seslenen, teyzelerle şakalar yapıp dertleşen, barikatsız bir lider izliyoruz. Özgür Özel halka o özlenen "bizden biri" duygusunu vermeyi başardı. Halk bu samimiyeti gördü ve benimsedi.
Bu durum, toplumsal gerçeklikten kopmuş bir AKP elitlerinin uykularını kaçırması gereken cinsten bir gelişme değil mi? Çünkü siz CHP’nin etrafına istediğiniz kadar kafes örün; o kafesin içindeki tünekleri kapma yarışında olanlar önemsizleşirken, kuşu kuş yapanın kafes değil, kanatlarındaki o canlı enerji olduğunu unuttunuz. Özgür Özel artık sadece CHP’nin değil, yavaş yavaş milletin Özgür Özel’i olmaya doğru evriliyor. Bu yüzden muhalif seçmenin yeni kurulacak parti senaryolarından korkmasına hiç gerek yok.
Tabelalar değişebilir, binaların tapuları el değiştirebilir. Ama günün sonunda asıl olan, milletle kurulan o kopmaz bağdır. Meşruiyeti oturduğunuz binalar değil, bizzat milletin kendisi verir. Kafesin kapısını kilitleyip içeride evcilik oynayanlar varsın çaylarını içmeye devam etsin; siyasetin ruhunun çoktan o kafesleri kırıp gökyüzüne uçtuğunu görmüyorlar.
Odak Noktası 105 yazı Mutlak Butlan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP'nin 38. Olağan Kurultay'ı "mutlak butlan" (kesin hükümsüzlük) gerekçesiyle iptal etti ve Özgür Özel ve yönetimini tedbiren görevden uzaklaştırarak kurultay öncesindeki eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibini karar kesinleşene kadar tedbiren göreve iade etti. Kararın öncesi ve sonrasında gelişmeleri yazarlarımız analiz ediyor. Tüm Yazılar

