Avrupa’nın en alçak noktası da burada, Rotterdam’da: Nieuwerkerk aan den Ijssel, deniz seviyesinin yedi metre altında. Bir yerde dağ yoksa mağara da yoktur; yani karanlık ya da saklanma kültürü de pek olmaz. Coğrafyanın sonsuz açıklığı ve düzlüğü, zaman içinde insan ilişkilerini de belirler: insan-insan ve insan-doğa ilişkisi.
COĞRAFYANIN SONSUZ AÇIKLIĞI İNSAN İLİŞKİSİNİ DE BELİRLER
Dahası, Hollandalılar hâlâ denizden toprak kazanarak ülkelerini var kılmaya çalışıyorlar. Hollanda’nın İngilizcesi "The Netherlands", Fransızcası ise "Pays-Bas", bunların ikisi de "alçak topraklar" demek -bu coğrafi isimlendirmeye aslında Belçika da dahil. Avrupa’nın en alçak noktası da burada, Rotterdam’da: Nieuwerkerk aan den Ijssel, deniz seviyesinin yedi metre altında. Bir yerde dağ yoksa mağara da yoktur; yani karanlık ya da saklanma kültürü de pek olmaz. Coğrafyanın sonsuz açıklığı ve düzlüğü, zaman içinde insan ilişkilerini de belirler: insan-insan ve insan-doğa ilişkisi. İkincisi, Coates bunun altını özellikle çiziyor, Hollandalılar için en büyük tehlikenin sel olması. Şimdi Hollanda deyince aklımıza ilk gelen görüntülerden biri olan değirmenlerin esas işlevi un üretmek değil, suyu taksim etmek. Yani, bir yere haddinden fazla su gelmeye başladıysa onu başka bir yere "kanalize" etmek, boşaltmak. Fakat bu suyla mücadele, ancak kolektif verilirse başarılabilecek bir çaba. Bir mahallede herkesin üzerine düşeni yapması yetmez, yan mahallelerin de aynı özveriyi göstermesi gerekir; aksi takdirde yan mahalleyi ele geçiren sel suları sizin evinizi de yutacaktır. Coates, selden korunabilmek için Hollandalıların ortaklaşa hareket etme kültürünü çok güçlü biçimde tesis ettiklerini yazıyor; ortak karar alma süreçleri ve uzlaşı bu kültürün en önemli parçaları. Bir üçüncü sebep de ticaret olmalı. Selden korunmak için sürekli yatırım yapmak lazım, yani sermaye lazım, değirmen yapılacak, set yapılacak, belli aranlar tarımsal araziye dönüştürülecek, denizden toprak kazanılacak vs…Ticaret, önceliği, karşındaki insanın kim olduğunu önemsemeden mal satmaya verdiği için Hollandalılar nezdinde insanlar kimliklerine göre değil nötr bir "alıcı" ve "satıcı" haline gelmişler. Bu da liberalliğin ve uzlaşının bu topraklarda iyice kökleşmesine, bu ülke insanın bir kültürü olmasına yol açmış.