Sonuç: Bolca kınama ve beklenti var

Sonuç: Bolca kınama ve beklenti var

Arap Birliği Bildirisi, olağanüstü ortak zirve yapan iki teşkilatın ne kadar zayıf, etkisiz olduğunu bir kez daha gösterdi. İsrail’in saldırılarını 24 saatte bitirebilecek petrol silahını kullanmayı bile düşünemeyecek kadar acizler…

İsrail’e karşı Arap ve İslam ülkelerinin etkili adım atamayacağının basit bir göstergesi ne olabilir?

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Birliği (AL) olağanüstü toplandı. Zirve sonrasında bir bildiri yayınlandı. Bildiriye “kaynağından” bakmak için Arap Birliği’nin internet sayfasına giriyorsunuz. Bildirinin Arapçası PDF dosyası olarak mevcut. (1) Ancak Arap Birliği’nin İngilizce sayfası yok! Toplam ekonomik hacmi yüz milyarlarca doları bulan ülkeler topluluğu dünyaya hitap edecek bir sayfaya sahip değil yani! (2)

Zirveye ev sahipliği yapan Suudi Arabistan’ın kralı Selman ve veliaht prensi Muhammed bin Selman’a teşekkür ile başlayan Arapça sonuç bildirisi bol bol kınama ve beklenti içeriyor.

Bildirinin bazı ön maddeleri özet ile şöyle:

– Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nın işgal altındaki topraklar ile ilgili bütün kararlarını teyit ederiz.

– BM’nin ve diğer uluslararası kuruluşların Filistin halkının bağımsızlığı, İsrail’in işlediği suçlar ve 1967 sınırları ile ilgili kararları hatırlatmak isteriz.

– Bütün güç ve imkanlarımız ile, işgal altındaki topraklarını özgürleştirmek için meşru mücadele yürüten kardeş Filistin halkının yanında olduğumuzu teyit ederiz.

Bu maddelerden sonra 31 maddelik karar kısmı geliyor:

– İşgalci İsrail hükümetinin Filistin ve Gazze’ye yönelik saldırganlığını, Filistin halkına yönelik barbarca ve insanlık dışı katliamlarını, savaş suçlarını kınıyoruz.

– Bu savaşın nefs-i müdafaa olarak nitelendirilmesini ya da hangi ad altında olursa olsun meşru kılınmasını reddediyoruz.

– Gazze’ye yönelik kuşatmanın kaldırılmasını ve her türlü insani, tıbbi yarımın ulaştırılmasını talep ediyoruz.

– Mısır’ın attığı bütün adımları destekliyoruz.

– BMGK’nin bu saldırıların durması için derhal karar almasını talep ediyoruz.

– İsrail ordusu ve yerleşimcilere silah ihracatının durdurulmasını istiyoruz. İsrail ve yerleşimciler bu silahları Filistin halkına karşı kullanmaktadır.

– Uluslararası Ceza Mahkemesi’nden İsrail’in işlediği savaş suçları ile ilgili tahkikat başlatmasını istiyoruz.

– 32. Arap Birliği Zirvesi başkanı sıfatı ile Suudi Arabistan ve Ürdün, Mısır, Katar, Endonezya, Türkiye, Nijerya ve Filistin gibi ülkeler ve diğer ilgili ülkelere Gazze’ye yönelik savaşın derhal sona erdirilmesi amacıyla uluslararası alanda harekete geçilmesi için yetkilendirilmelerine karar verdik.

– Filistin halkı güvenlik ve barışa kavuşmadan İsrail’in ve diğer hiçbir bölge ülkesinin güvenlik ve barışa kavuşamayacağını teyit ederiz.

– Filistin halkının tek ve meşru temsilcisi Filistin Kurtuluş Örgütü’dür. Tüm Filistinli grup ve güçlere FKÖ çatısı altında toplanma ve FKÖ’nün liderliğindeki ulusal ortaklık çerçevesindeki sorumluluklarını yerine getirme çağrısında bulunuyoruz.

Olağanüstü ortak zirve yapan iki teşkilatın ne kadar zayıf, etkisiz olduğunu bir kez daha gösterdi. İsrail’in saldırılarını 24 saatte bitirebilecek petrol silahını kullanmayı bile düşünemeyecek kadar acizler…

Bildiride bazı ülkeler ile birlikte harekete geçmesi konusunda “yetkilendirildiği” ifade edilen Türkiye’yi ilgilendiren iki ifade dikkat çekici.

Birincisi Mısır’ın attığı adımların desteklendiği vurgusu. Bu süreçte rol almaya çalışan Türkiye’nin çabalarının çok da etkili olmadığı bu ifade ile görülüyor.

İkincisi FKÖ’ye yapılan vurgu. Arap ve İslam ülkeleri Hamas’ı “meşru temsilci” saymadıklarını bildiri ile de teyit etmiş oldular. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hamas için olumlu ifadeler kullanmıştı, ancak diğer katılımcıların, en azından ezici çoğunluğunun, Hamas konusunda Erdoğan ile aynı fikirde olmadığı görülüyor.

Bildiri, burada yer almayan maddelerine de bakıldığında, çok zayıf ve bugüne kadar Arap- İslam dünyasının Filistin ile ilgili tavrı göz önüne alındığında şaşırtıcı değil.

Örneğin “bazı üye ülkelerin harekete geçmesi için yetkilendirildiği” belirtiliyor ancak beklenti Arap-İslam dünyasından değil “başkalarından.”

Bu da olağanüstü ortak zirve yapan iki teşkilatın ne kadar zayıf, etkisiz olduğunu bir kez daha gösterdi. İsrail’in saldırılarını 24 saatte bitirebilecek petrol silahını kullanmayı bile düşünemeyecek kadar acizler…

İsrail bu zayıf açıklamalardan sonra Filistin’e yönelik saldırılarına devam etmek için daha rahat bir zemin yakaladığını düşünüyor olabilir.

Musa Özuğurlu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir